Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava; Bağ-Kur sigortalılığının ve 6111 sayılı Kanun kapsamında yapılandırma hakkından yararlanması gerektiğinin tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1479 sayılı Yasa, zorunlu sigortalılık şemsiyesi altına alınan “esnaf ve sanatkarlar ve diğer bağımsız çalışanlara” Yasada yazılı sosyal güvenlik hükümlerini uygulama amacını taşımakta olup, 26. madde ile sigortalı olma hak ve yükümlülüğünden vazgeçilemeyeceği ve kaçınılamayacağını, bu Kanuna göre sigortalı sayılanların, sigortalı sayıldıkları tarihten itibaren üç ay içinde Kuruma başvurarak kayıt ve tescil yaptırmalarının zorunlu olduğunu, aksi durumda, Kurum tarafından re’sen tescil işleminin yapılacağı hükme bağlanmıştır.
619 sayılı KHK’nin Geçici 1. maddesine göre, “Bu Kanuna göre sigortalılık niteliği taşıdıkları halde bu Kanun Hükmünde Kararnamenin yürürlüğe girdiği tarihe kadar kayıt ve tescilini yaptırmamış olan sigortalıların sigortalılık hak ve mükellefiyetleri bu Kanun Hükmünde Kararnamenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren başlar. Ancak, 1479 sayılı Kanuna göre zorunlu sigortalı olarak tescil edilmiş olmak kaydıyla, 20.4.1982 tarihinden bu Kanun Hükmünde Kararnamenin yürürlüğe girdiği tarihe kadar vergi dairelerine kayıtlı olarak kendi nam ve hesabına bağımsız çalıştıklarını belgeleyen sigortalıların, vergiye kayıtlı bulundukları süreler, bu süreye ilişkin primleri, ödeme tarihinde bulundukları gelir basamağı prim tutarı üzerinden ödemek kaydıyla sigortalılık süresi olarak değerlendirilir.” denilmekte olup, 04.10.2000 tarihinde yürürlüğe girmiş ise de, Anayasa Mahkemesi’nin 8.8.2001 tarihinde yürürlüğe giren 26.10.2000 günlü kararı uyarınca 619 sayılı KHK. tüm hükümleriyle iptal edilmiştir.
02.08.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4956 sayılı Yasanın 47. maddesiyle, Bağ-Kur Kanununa eklenen Geçici 18. maddesine göre; “Bu Kanuna göre sigortalılık niteliği taşıdıkları halde 4.10.2000 tarihine kadar kayıt ve tescilini yaptırmamış olan sigortalıların sigortalılık hak ve mükellefiyetleri 4.10.2000 tarihinden itibaren başlar. Ancak, bu Kanuna göre zorunlu sigortalı olarak tescil edilmiş olanların sigortalılıkları, bu Kanunun yürürlük tarihinden itibaren altı ay içinde Kuruma yazılı olarak
başvurmaları ve 20.4.1982-4.10.2000 tarihleri arasındaki vergi kayıtlarını belgelemek ve belgelenen bu sürelere ilişkin olarak 49 uncu ve ek 15 inci maddelere göre hesaplanacak prim borçlarının tamamını, tebliğ tarihinden itibaren bir yıl içinde, ödeme tarihinde bulundukları gelir basamağının yürürlükte olan prim tutarı üzerinden ödemek kaydıyla bu süreler sigortalılık süresi olarak değerlendirilir.”
Anılan hükümle belirtilen şartları yerine getiren kişiler maddede belirtilen sürelere ilişkin prim tutarlarını ödeyerek o döneme ilişkin süreleri sigortalı saydırabileceklerdir. Anılan düzenleme ile borçlanma hakkı, 4.10.2000 tarihinden sonra zorunlu sigortalı olarak Bağ-Kur’a tescil edilmiş olanlardan, daha önce vergi kaydı bulunanlara tanınmıştır.
Davaya konu olayda; davacı, 1479 sayılı Yasa kapsamında, 23.05.2003 tarihli giriş bildirgesi ile 20.07.2001 tarihinden itibaren Bağ-Kur sigortalısı olarak Kurumca tescil edilmiştir.
Davanın, yapılandırma istemine ilişkin yasal dayanağı, öngörülen istisnaları dışında 25.02.2011 tarihli resmi gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6111 sayılı Kanunun Sosyal Güvenlik Kurumunun alacaklarını düzenleyen 12 ve devamı maddeleri olup, 18. maddenin 1. fıkrasının a) bendinde, “borçluların; a) Bu Kanunun yayımlandığı tarihi izleyen ikinci ayın sonuna kadar ilgili idareye başvuruda bulunmaları, “ gerektiği hüküm altına alınmış, anılan Kanunun 168. maddesinin 1. fıkrası ile de Bakanlar Kuruluna başvuru süresini 1 ay uzatma yetkisi verilmiştir. 30 Nisan 2011 tarihli ve 27920 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 2011/1713 Sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile de, 6111 Sayılı Kanun'da yer alan başvuru ve ilk taksit ödeme süreleri 1 ay uzatılmış olup, bu hali ile anılan yasal düzenleme çerçevesinde ilgili idareye son başvuru süresi 31.05.2011 tarihi olarak belirlenmiştir.
Eldeki dava dosyasına konu olayda, davacı, sigortalılık başlangıç tarihinin vergi kaydı nazara alınarak 05.10.1985 olarak tespitini, 13.01.1994 – 05.02.1998 ve 05.02.1998 – 01.05.2008 tarihleri arasında kasaplık mesleği ile uğraşması nedeniyle sigortalı olduğunun tespiti, 05.02.1998 – 01.05.2008 tarihleri arasındaki prim borçlarına ilişkin olarak 6111 sayılı Yasa kapsamından yapılandırma hakkından yararlanması gerektiğinin tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece, tahrif edilen oda kayıtları nedeniyle odaya kayıt tarihlerinin tespit edilememis, 30.04.2008 tarihi itibari ile 5 yılı aşan süredir prim borucunun bulunması ve yasanın aradığı diğer şartların varlığının ispatlanamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya kapsamından; davacının, Kurum varide tarihi 11.04.2011 olan dilekçesi ile 6111 sayılı Yasa kapsamında prim borcunu yeniden yapılandırarak peşin olarak ödemesi halinde yaşlılık aylığına hak kazanıp kazanmadığının tarafına bildirilmesini talep etmesi üzerine; SGK. Kontrol memurluğunca, davacının ...Lokantacılar ve Esnaf Sanatkarlar Odaları Birliğindeki kayıtları üzerinde yapılan denetimlerde, davacının üyeliğinin sona ermesine ilişkin kararda yer alan yazıların üç farklı kalem ve üç farklı yazı karakteri ile yazıldığının tespit edildiğinden bahisle, davacının oda kaydının başlangıç ve bitiş tarihleri ile ilgili olarak, odaya kayıt ve üyelikten çıkış tarihlerinin tespitinin yapılamadığı kanaati bildirildiği, Kurum tarafından davacının 13.01.1994 – 05.02.1998 tarihleri arasındaki sigortalılığının iptal edildiği, limited şirket ortaklığı nedeniyle, 05.02.1998 tarihinde yeniden zorunlu sigortalılık başlangıcı kabul
edilerek, 31.12.1998 tarihi itibariyle 1479 sayılı Kanunun Ek 19. maddesi uyarınca terkin işlemi yapıldığının, 01.05.2008 tarihi itibariyle yeniden zorunlu sigortalılığının başlatıldığı, davacının, 1997 yılındaki prim borcu affından faydalandığı anlaşılmıştır.
Davacının, 6111 sayılı Yasa kapsamında yapılandırma hakkından yararlanmaya yönelik talebini içeren dilekçesinin 11.04.2011 tarihinde Kuruma intikal ettiği, 6111 sayılı Yasadan faydalanmaya yönelik sürenin son başvuru tarihi 31.05.2011 olduğu değerlendirildiğinde, davacının, yapılandırma şartlarının bulunduğu gözetilerek, mahkemece karar verilmesi gerekmektedir.
Öte yandan; mahkemece, davacının, 1997 yılındaki aftan faydalandığı gözetilerek, 1994 – 1998 yılları arası dönemdeki prim ödemeleri araştırılmalı; 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun “Dürüst Davranma” başlıklı 2. maddesinde; herkesin, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorunda bulunduğu, bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasının hukuk düzenince korunamayacağı, 3. maddesinde; durumun gereklerine göre kendisinden beklenen özeni göstermeyen kimsenin iyiniyet iddiasında bulunamayacağı hükme bağlandığı nazara alınarak, prim ödemelerinin tespit edilmesi halinde, davalı Kurumun, davacının yaptığı prim ödemelerini tahsil ederek nemalandırmasına ve davacıya sigortalı olduğu konusunda yıllarca güven vermesine rağmen, sigortalılığını iptal etmesi Türk Medeni Kanununun 2. maddesindeki evrensel iyiniyet kuralına aykırı olduğu değerlendirilmeli; belirtilen eksiklikler giderildikten sonra hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekmektedir.
Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, mahkemece eksik inceleme ve araştırma sonucu davanın kabulüne karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 21.05.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy