Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava, itirazın iptali ve icra inkar tazminatına hükmedilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilâmında belirtildiği şekilde davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmün, davacı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davanın yasal dayanağı, 01.10.2008 günü yürürlüğe giren 5510 sayılı ... Sigortalar ve ... Sigortası Kanunu'nun 96. maddesidir.Anılan Kanunun “yersiz ödemelerin geri alınması” başlıklı 96'ncı maddesinin birinci fıkrasında, “Kurumca işverenlere, sigortalılara, isteğe bağlı sigortalılara gelir veya aylık almakta olanlara ve bunların hak sahiplerine, ... sigortalılarına ve bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilere, fazla veya yersiz olarak yapıldığı tespit edilen bu Kanun kapsamındaki her türlü ödemeler;
a) Kasıtlı veya kusurlu davranışlarından doğmuşsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla on yıllık sürede yapılan ödemeler, bu ödemelerin yapıldığı tarihlerden,
b) Kurumun hatalı işlemlerinden kaynaklanmışsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla beş yıllık sürede yapılan ödemeler toplamı, ilgiliye tebliğ edildiği tarihten itibaren üç ay içinde yapılacak ödemelerde faizsiz, üç aylık sürenin dolduğu tarihten sonra yapılacak ödemelerde ise bu süre sonundan, itibaren hesaplanacak olan kanuni faizi ile birlikte, ilgililerin Kurumdan alacağı varsa bu alacaklarından mahsup edilir, alacakları yoksa genel hükümlere göre geri alınır.” hükmü öngörülmüştür. Söz konusu Kanunun geçici maddelerinde, yersiz ödemelerin tahsili konusunda önceki hükümlerin uygulanması gereğine işaret eden herhangi bir kural da bulunmadığından, sonuç olarak 96’ncı madde düzenlemesinin, Kurumun yersiz ödemeden kaynaklanan alacaklarına ilişkin süregelen uyuşmazlıklara uygulanması zorunlu olduğu gibi, bu konuda 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun, geri verilmesi gereken tutarın belirlenmesinde genel hüküm niteliğinde bulunan 63’üncü maddesinin de gözetilmesi gerekmektedir. Anılan maddeye göre; haksız olarak (nedensiz) bir edinimde bulunan kimse, onun geri alınması zamanında elinden çıkmış olduğunu kanıtladığı tutar oranında ret ve geri vermekle yükümlü değil ise de, haksız edinimde bulunan, o şeyi kötü niyetle elden çıkarmış veya onu elden çıkarırken sonradan ret ve geri vermeye zorunlu tutulacağını biliyor ise ret ve geri vermekle yükümlüdür. Bir başka anlatımla; iyi niyetli zenginleşen, sebepsiz zenginleşme konusunun kendisinden istendiği tarihten önce elinden çıktığını iddia ve ispat ettiği miktar oranında ret ve geri vermeyle yükümlü olmayacak, buna karşın; zenginleşen, zenginleşme anında veya sonrasında mal varlığındaki artışın geçerli bir hukuki sebebe dayanmadığını biliyor veya bilmesi gerekiyor ise, kötü niyetli sayılacaktır. Ayrıca belirtilmelidir ki; 5510 sayılı Kanunun 96’ncı maddesi, sebepsiz zenginleşmede geri verme konusuna ilişkin özel bir düzenleme niteliğinde olup, zamanaşımı hükmü olarak tanımı ve yorumlanması olanaksızdır.
Eldeki davada; davacı Kurum tarafından, 5434 sayılı Yasa iştirakçisi olan babası üzerinden, muhtaçlık belgesine istinaden yetim aylığı alan davalının, muhtaçlık belgesinin ... İlçe İdare Kurulu’nun 31.1.2007 tarihli kararı ile davalının 506 sayılı Yasa kapsamında yaşlılık aylığı alması nedeniyle yetim aylığının kesilmesine müteakip, davalıya 01.02.2002 – 30.08.2006 tarihleri arasındaki dönemde yersiz ödenen yetim aylıklarının ve işlemiş yasal faizinin tahsiline yönelik başlatılan ilamsız takibe, davalının itirazının iptaline, takibin devamına ve icra inkar tazminatına hükmedilmesini istemiştir. Dosya kapsamından; ... İlçe İdare Kurulu’nun 16.5.2007 tarihli kararında; davalının 506 sayılı Yasa kapsamında 15.1.2002 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı aldığı, 1.1.2002 tarihinde tespit edilen asgari ücretten fazla yaşlılık aylığından bahisle davalının 14.1.2002 tarihinden itibaren muhtaç olmadığına dair karar verildiği, davalı tarafça, ... İlçe İdare Kurulu’nun söz konusu kararının iptaline yönelik yargı yoluna gidildiğine dair savunma yapılmağı, bilgi ve belge sunulmadığı, davalının, 23.09.1976 – 14.01.2002 tarihleri arasındaki toplam 9011 gün 506 sayılı Yasa kapsamında sigortalı çalışmasına istinaden 14.01.2002 tarihinde tahsis talebinde bulunduğu, 506 sayılı Yasa’nın 60/C-B bendi uyarınca 15.1.2002 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlandığı anlaşılmıştır. Mahkemece; davalı iyiniyetli olarak kabul edilerek, ülkenin ekonomik koşullarında davalının yetim aylığı ve yaşlılık aylığı ile dahi geçimini karşılayamayacağından bahisle araştırma yapılmasına gerek olmaksızın elinde artan miktarın bulunmadığının kabulü gerekeceğine ilişkin gerekçesine istinaden davanın reddine dair hüküm kurulmuştur.
Tüm bu açıklamalar karşısında; 5510 sayılı Kanunun 96. maddesi Kurumun yersiz ödemeden kaynaklanan alacaklarına ilişkin süregelen uyuşmazlıklarda uygulanması zorunlu olduğu gibi, bu konuda, geri verilmesi gereken tutarın belirlenmesinde 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun genel hüküm niteliğinde bulunan Borçlar Kanununun 63. maddesinin uygulanma yeri yoktur. Anılan maddeye göre, haksız (nedensiz ) bir edinimde bulunan kimse, onun geri alınması zamanında elinden çıkmış olduğunu kanıtladığı tutar oranında ret ve geri vermekle yükümlü değilse de, haksız edinimde bulunan, o şeyi kötü niyetle elden çıkarmış veya onu elden çıkarırken sonradan ret ve geri vermeye zorunlu tutulacağını biliyor ise, ret ve geri vermekle yükümlüdür.Bir başka anlatımla, iyi niyetli zenginleşen sebepsiz zenginleşme konusunun kendisinden istendiği tarihten önce elinden çıktığını iddia ve ispat ettiği miktar oranında ret ve geri vermeyle yükümlü olmayacak, buna karşın, zenginleşen zenginleşme anında veya sonrasında mal varlığındaki artışın geçerli bir hukuki sebebe dayanmadığını biliyor veya bilmesi gerekiyor, iyi niyetli sayılmayacaktır. 5510 sayılı Kanun'un 96. maddesi sebepsiz zenginleşmede geri verme konusunda özel bir düzenleme niteliğinde olup, tahsis koşullarının oluşmadığının anlaşılması halinde, aylık tutarlarının yasal faizi ile birlikte geri alınması mümkün olduğu gibi, ödemeye davalının kasıtlı ve kusurlu davranışının sebep olup olmadığı irdelenerek, 5510 sayılı Kanunun 96. maddesine göre, sorumluluğun kapsamı belirlenmelidir.
Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, mahkemece, eksik inceleme ve araştırma sonucu, yanılgılı değerlendirmeye dayalı olarak davanın reddi yönünde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davacı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 16.04.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy