Mahkemesi :İş Mahkemesi
Davacı, 1.8.1992-30.4.1993 tarihleri ile 27.09.1994-4.10.2000 tarihleri arasında Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespitini istemiştir.
Mahkeme, ilâmında belirtildiği şekilde davanın reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu. Temyiz konusu hükme ilişkin dava, 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun Geçici 3. Maddesi delaletiyle 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 438. maddesinde sayılı ve sınırlı olarak gösterilen hâllerden hiçbirine uymadığından, temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına ilişkin isteğin reddine karar verildikten sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
Davacı, vergi kaydına dayalı olarak 1.8.1992-30.4.1993 tarihleri, limited şirket ortaklığına dayalı olarak da 27.09.1994-04.10.2000 tarihleri arasında 1479 sayılı Yasa kapsamında Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespitini istemiş; mahkemece, davacının Sosyal Güvenlik Kurumu'na 13.06.2001 tarihli işe giriş bildirgesiyle tescil için başvurduğu, yasa gereği 04.10.2000 tarihinden itibaren tescilinin yapıldığı, bu tescili yapılırken kurum tarafından kendisine vergi borçlanması ve şirket ortağı olduğu dönemin borçlanma işleminin yapılabileceğinin bildirildiği, ancak davacının bundan istifade etmediği, Bağ-kur Yasası'nda Sosyal Sigortalar Yasası'nda olduğu gibi geçmişe yönelik bir tespit de yapılmasının mümkün bulunmadığı, 08.08.2001 tarihi ile 02.08.2003 tarihleri arasında geçmişe yönelik tescil hakkından yararlanabilmek için yasal bir boşluk bulunduğu, bu tarihler arasında müracaat edenler için geriye yönelik tespit yapılabileceği, davacının ise, Kuruma işe giriş bildirgesini 13.06.2001 tarihinde verdiği ve yasal boşluktan yararlanamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir.
Davacı ilk kez 13.6.2001 tarihinde Kuruma ibraz ettiği Bağ-Kur giriş bildirgesiyle, limited şirket ortaklığından dolayı ve daha öncesinde 1992/8 dönemden itibaren devam eden ...Vergi Dairesi kaydına dayalı olarak sigortalılık talebinde bulunmuş ise de, Kurumca, 1479 sayılı Yasa kapsamındaki zorunlu sigortalılığı 04.10.2000 tarihli tescille başlatılmıştır. Davacının, 1992/8. dönemden 1993/4. döneme kadar vergi kaydı, 27.9.1994 tarihinden itibaren ve halen devam eden Ticaret Odası ile Ticaret Sicil Memurluğu kaydının varlığı konusunda bir uyuşmazlık yoktur.
Sosyal güvenlik hakkı, temel insan haklarından olup, uluslararası hukuk normları ile Anayasalarda güvence altına alınmıştır.
1479 sayılı Yasa, zorunlu sigortalılık şemsiyesi altında en son alınan esnaf ve sanatkarlar ve diğer bağımsız çalışanlara, kanunda yazılı sosyal güvenlik hükümlerini uygulama amacını taşımakta olup, 26. Maddesinde, sigortalı olma hak ve yükümlülüğünden vazgeçilemeyeceğini ve kaçınılamayacağını, bu kanuna göre sigortalı sayılanların, sigortalı sayıldıktan itibaren üç ay içinde Kuruma başvurarak kayıt ve tescil yaptırmalarının zorunlu olduğunu, aksi durumda, Kurum tarafından resen tescil işleminin yapılacağını hükme bağlamıştır.
619 sayılı KHK’nin Geçici 1.maddesinde yer alan “1479 sayılı Kanuna göre sigortalılık niteliğini taşıdıkları hâlde, bu Kanun Hükmünde Kararname’nin yürürlüğe girdiği tarihe kadar kayıt ve tescilini yaptırmamış olan sigortalıların sigortalılık hak ve mükellefiyetleri bu Kanun Hükmünde Kararname’nin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren başlar. Ancak, 1479 sayılı Yasaya göre zorunlu sigortalı olarak tescil edilmiş olmak kaydıyla, 20.04.1982 tarihinden bu KHK’nin yürürlüğe girdiği tarihe kadar vergi dairelerine kayıtlı olarak kendi nam ve hesabına bağımsız çalıştıklarını belgeleyen sigortalıların, vergiye kayıtlı bulundukları süreler, bu süreye ilişkin primleri, ödeme tarihinde bulundukları gelir basamağı prim tutarı üzerinden ödemek kaydıyla sigortalılık süresi olarak değerlendirilir.” denilmekte olup, anılan 619 sayılı KHK 04.10.2000 tarihinde yürürlüğe girmiş ise de, Anayasa Mahkemesi’nin 08.08.2001 tarihinde yürürlüğe giren 26.10.2000 günlü kararı uyarınca tüm hükümleriyle iptal edilmiştir.
Benzer bir düzenlemeyi öngören 1479 sayılı Yasanın Geçici 18. maddesinde yer alan “Bu Kanuna göre sigortalılık niteliği taşıdıkları hâlde 04.10.2000 tarihine kadar kayıt ve tescilini yaptırmamış olan sigortalıların sigortalılık hak ve mükellefiyetleri 04.10.2000 tarihinden itibaren başlar.” düzenlemesi ise, 24.07.2003 tarih, 4956 sayılı Yasa ile getirilmiş ve 02.08.2003 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
Davacının 27.9.1994 başlangıç tarihli limited şirket ortaklığı kaydını içeren giriş bildirgesinin, 13.6.2001 tarihinde Kuruma ibraz edilmiş olması karşısında, anılan tarih itibarıyla 619 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ve 4956 sayılı Yasa ile değiştirilen 1479 sayılı Yasanın Geçici 18. Maddesi yürürlükte değilse de; davacının talebine konu sigortalılık durumunun 1479 sayılı Yasanın 24 ve 25. maddeleri esas alınmak suretiyle değerlendirilmesi mümkündür.
Bu durumda, mahkemece, yapılması gereken iş; davacının, 1479 sayılı Kanun kapsamındaki zorunlu sigortalılık durumunu aynı Kanunun 24 ve 25. maddeleri esas alınmak suretiyle irdeleyerek varılacak sonuca göre karar vermekten ibarettir.
O hâlde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 09.05.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy