Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava, sigortalı hizmetlerin tespiti istemine ilişkindir.
Mahkeme, ilâmında belirtildiği şekilde isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı Kurum Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Dava Kuruma bildirilmeyen çalışmaların tespiti istemine ilişkindir. Davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanunun 79/10. maddesi olup Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davalı işveren tarafından 1990/1. dönem bordrosunda bildirildiği halde, sicilsiz bildirim olması nedeniyle davacının murisinin sigorta hizmet cetveline aktarılamayan 29 günlük çalışmanın, davacıya aidiyeti yargılama aşamasında kabul edilerek, sigorta hizmet cetveline aktarıldığı halde, bu süre bakımından karar verilmesine yer olmadığına ve böylece bildirilmeyen süre 489 gün olduğu halde, uyuşmazlık kalmayan 29 günlük süre de dahil edilmek suretiyle 518 günlük sürenin tespitine karar verilmiş olması isabetsizdir.
Öte yandan, 506 sayılı Kanunun 60/G maddesinde “bu maddenin uygulanmasında; 18 yaşından önce malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına tâbi olanların sigortalılık süresi, 18 yaşını doldurdukları tarihte başlamış kabul edilir. Ancak bu tarihten önceki süreler için ödenen Malullük, Yaşlılık ve Ölüm Sigortaları primleri, prim ödeme gün sayılarının hesabına dahil edilir” hükmü öngörülmüştür. Maddedeki “malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına tâbi olanlar” sözcüklerinin, sigortalılar yararına bir yorumla, tâbi olması gerekenleri de kapsadığının kabulü gerekir. Öte yandan davacının, aynı Kanunun geçici 54. maddesi kapsamında 01.04.1981 tarihinden önce malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına tescili bulunmadığı da belirgindir. Bu nedenle, 01/01/1971 doğumlu olan davacının murisi yönünden sigortalılık başlangıç tarihinin 18 yaşın doldurulduğu 01/01/1989 olarak kabulü, bu tarihten önceki hizmet sürelerinin ise yalnızca prim ödeme gün sayısına dahil edilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Ne var ki; bu yanlışlıkların düzeltilmesi, yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hüküm bozulmamalı, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 438. maddesi gereğince düzeltilerek onanmalıdır.
SONUÇ: Hüküm fıkrasının birinci bendindeki “ 518” rakamlarının silinerek yerine “ 489 “ rakamlarının yazılmasına ve birinci bendin sonuna, “sigortalılık başlangıç tarihinin 01/01/1989 olduğunun ve 1.3.1988-1.1.1989 dönemindeki süre yönünden ödenecek sigorta primlerinin, prim ödeme gün sayısının hesabına dahil edilmesi gerektiğinin tespitine” sözcüklerinin eklenmesine ve hükmün bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 02.05.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy