Mahkemesi :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
Dava, 18.03.1982-05.08.2011 tarihleri arasında 1479 sayılı Kanun kapsamında zorunlu sigortalılık tespiti istemine ilişkindir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı SGK Başkanlığı vekilince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
Davanın, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 4/l-b bendi kapsamındaki sigortalılara ilişkin olduğu ancak, geçiş hükümlerini içeren aynı Kanunun Geçici 7. maddesi gereğince mülga 1479 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanması gerektiğinden, söz konusu mevzuat hükümlerine göre yapılan inceleme sonucunda; davanın yasal dayanaklarından olan 1479 sayılı Kanunun 26. maddesi ile, sigortalı olmak hak ve yükümlülüğünden vazgeçilemeyeceği ve kaçınılamayacağı, bu Kanuna göre sigortalı sayılanların, sigortalı sayıldıkları tarihten itibaren üç ay içinde Kuruma başvurarak kayıt ve tescil yaptırmalarının zorunlu olduğu, aksi durumda, Kurumca re'sen tescil işleminin yapılacağı hükme bağlanmıştır.
Buna karşın, 1479 sayılı Kanunda sigortalılık hak ve mükellefiyetlerinin belirli tarihlerden başlatılmasını zorunlu kılan düzenlemeler de yer almaktadır. Bunlardan ilki, "Tescilini yaptırmayanlar hakkında yapılacak işlemler" başlıklı Ek-Geçici 13. madde hükmünde, tescilleri yapılmamış, ancak, sigortalılık niteliğini taşıyanlar yönünden Yasanın tanıdığı hak ve mükellefiyetlerin 2654 sayılı Kanunun yürürlük tarihi olan 20.04.1982 tarihinden başlatılacağı öngörülmüştür.
01.04.1972 tarihinde yürürlüğe giren 1479 sayılı Kanunun 24 ve 25. maddelerinde, “...kendi adına ve hesabına çalışanlar olarak nitelendirilen bağımsız çalışanlardan kanunla kurulu meslek kuruluşlarına yazılı olan gerçek kişiler...”, “meslek kuruluşuna yazılarak çalışmaya başladıkları tarihten itibaren” zorunlu Bağ-Kur sigortalısı sayılmışken, anılan maddelerde 19.04.1979 gün ve 2229 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik ile meslek kuruluş kaydı zorunluluğu kaldırılarak, “kendi
adına ve hesabına” çalışma koşulu ve belirtilen nitelikte çalışmaya başlama tarihi sigortalılık niteliğini kazanmak için yeterli kabul edilmiştir.
20.04.1982 tarihinde yürürlüğe giren 2654 sayılı Kanun ile yapılan düzenlemede, kendi adına ve hesabına çalışma koşuluna ek olarak “...gerçek ve götürü usulde gelir vergisi mükellefi olanlar” için mükellefiyetin başlangıç tarihinden, “kendi adına ve hesabına bağımsız olarak çalışmakla beraber gelir vergisinden muaf olanlardan kanunla kurulu meslek kuruluşlarına usulüne uygun olarak kayıtlı olanlar” kayıt oldukları tarihten itibaren sigortalı sayılmaktadırlar.
Ne var ki, 1479 sayılı Kanuna 2654 sayılı Kanun ile eklenen Ek Geçici 13. madde ile, “...sigortalılık niteliği taşıdıkları halde bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihe kadar kayıt ve tescilini yaptırmamış olanların her türlü hak ve mükellefiyetleri bu Kanunun yürürlüğe girdiği (20.4.1982) tarihinde” başlayacaktır hükmü getirilmiştir.
22.3.1985 tarihinde yürürlüğe giren 3165 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikte ise, bu kez; “gerçek ve götürü usulde gelir vergisi mükellefi olanlar, Esnaf ve Sanatkarlar Siciline kayıtlı bulunanlar veya kanunla kurulu meslek kuruluşuna usulüne uygun kayıtlı bulunanlar” dan, gelir vergisi mükellefi olanlar, mükellefiyetin başlangıç tarihinden, gelir vergisinden muaf olanlar ile vergi kaydı bulunmayanlar da Esnaf ve Sanatkarlar Siciline veya kanunla kurulu meslek kuruluşlarına kayıt oldukları tarihten itibaren kendiliğinden sigortalı sayılmışlardır.
Dosyanın incelenmesinde; davacının, 1479 sayılı yasa kapsamında sigortalılığının 01.10.2008 tarihli tescil ile başladığı, 23.12.1982-23.10.1986 tarihleri arasında bağkur prim ödemelerine ilişkin dekontların bulunduğu, 18.03.1982-31.12.1987, 22.07.1991 - 19.04.1995, 23.02.1999 - 23.09.2005, 13.04.1995 - 09.02.1999, 06.01.2004 ve halen devam eden vergi kaydı, 07.07.1980 tarihinden devam eden oda kayıtlarının bulunduğu anlaşılmaktadır.
Mahkemece, davacının zorunlu bağkur sigortalılık başlağıcı, vergi kaydının başladığı 18.03.1982 tarihi olarak kabul edilerek 18.03.1982-20.04.1982 arasında bağkur sigortalısı olduğunun tespitine karar verilmiş, ise de; Ek-Geçici 13. madde hükmünde, tescilleri yapılmamış, ancak, sigortalılık niteliğini taşıyanlar yönünden Yasanın tanıdığı hak ve mükellefiyetlerin 2654 sayılı Kanunun yürürlük tarihi olan 20.04.1982 tarihinden başlatılacağı hükmü dikkate alınarak öncelikle, Ek-Geçici 13. madde kapsamında bir borçlanmanın bulunup bulunmadığı, 23.12.1982-23.10.1986 arası dönemde yapılan prim ödemelerinin anılan madde kapsamında yapılan borçlanma bedelini kapsayıp kapsamadığı ve 18.03.1982-20.04.1982 arası dönemde dosyada mevcut primler dışında herhangi bir prim ödemesinin bulunup bulunmadığı hususu araştırılmalıdır. Böyle bir araştırma yapılmadan 18.03.1982-20.04.1982 arası dönemde sigortalılığının tespitine hükmedilmesi yerinde görülmemiştir. Yapılacak araştırma sonucu bu yönde bir delil elde edilemediği taktirde kabule konu sigortalılık başlangıç tarihinin 20.04.1982 olması gerektiği hususu gözden uzak tutulmamalıdır.
Tespite konu diğer süreler yönünden, davacının, vergi kaydı boşluğu olan dönemlerde, vergi kaydı bulunmuyor ise, devam eden Oda kaydının bulunduğu gözetilerek, kendi nam ve hesabına bağımsız çalışmasının bulunup-bulunmadığı araştırılmalı, varılacak sonuca göre karar verilmelidir.
Mahkemece, açıklanan maddi ve hukuki esaslar gözetilmeden, eksik araştırma ile yazılı biçimde karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum avukatının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 10.05.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.