Mahkemesi :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
Dava, iş kazasında vefat eden sigortalının hak sahiplerine bağlanan gelirin, 506 sayılı 26. maddesi gereği rücuen tahsili istemine ilişkindir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde davanın reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı Kurum avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davanın yasal dayanağı, kusur sorumluluğunu esas alan 506 sayılı 26. maddesi olup, rücu davalarında kusurun belirlenmesinde zararlandırıcı sigorta olayının ne şekilde oluştuğunun dosya içeriğindeki tüm deliller takdir olunarak belirlenmesi ve kabul edilen maddi olgular doğrultusunda işçi sağlığı ve iş güvenliği mevzuatı açısından uzman sayılacak kişilerden oluşturulacak bilirkişi heyetinden kusur oran ve aidiyeti konusunda rapor alınması gereklidir.
Somut olayda, baraj inşaatı alanında şöför olarak çalışan sigortalının, tünele hazır betonu götürüp dönerken aracın kayaya çarpmış ve sigortalının araçtan fırlamış şekilde bulunduğu anlaşılmaktadır. Olaya dair hükme esas alındığı anlaşılan kusur raporunda, davalı işverene kusur verilmediği, kazalıya %25 kusur izafe edilip, kilitlerin tam olarak kapatılmaması sebebiyle, kupanın açılması ile oluşan teknik arızanın olayın oluşumunda %75 etkili olduğu sonucuna varıldığı, seyir sırasında ikaz lambalarının yanmaması da gözönüne alınarak, bu durumun bakım ve onarım hatasından değil, sürücünün tedbirsiz araç kullanması ile meydana geldiği sonucuna ulaşıldığı belirgindir. Ancak, olay hakkında düzenlenen iş müfettişi raporunda , açılan şev yollarının temizlenmesi ve kenarların muhkem bulundurulması gerektiğinden bahisle, davalı işverene %100 kusur izafe edildiği , bu şekliyle kusur oran ve aidiyeti hakkındaki çelişki ve tereddüt de giderilmeden hüküm tesis edildiği anlaşılmaktadır.
Mahkemenin, yukarıda açıklanan maddi ve hukuki esaslar gözetilmeksizin yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O hâlde, davacı Kurum avukatı bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ:Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 30.04.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy