Mahkemesi :İş Mahkemesi
Davacı Kurum, iş kazası sonucu ölen sigortalı işçinin hak sahiplerine bağlanan gelirlerin 506 sayılı Yasanın 26. maddesi uyarınca davalılardan tazminine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, olayın iş kazası olmadığını gerekçe göstererek davanın reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı Kurum avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Somut olayda, davalı şirketin 25.07.2000 tarihli sözleşme ile ... Devlet Hastanesinin temizlik işini üstlenip anılan işin 01.08.2000 tarihi itibariyle davalı şirket adına kapsama alındığı, ölenin 01.08.2000 tarihinden itibaren olay tarihi olan 07.09.2001 tarihi dahil davalı işyerinde temizlik işçisi olarak çalıştığı hususunun ihtilafsız bulunduğu, davalı ...’ün da olay tarihi itibariyle aynı işyeri çalışanı olup olay tarihi olan 07.09.2001 tarihinde kazalıyı civarda bulunan ve ... Çiftliği adıyla anılan yere çağırttırdığı ve işyerindeki görev değişikliği nedeniyle aralarında tartışma yaşanıp akabinde de onu bıçaklayarak öldürdüğü, 26.05.2003 tarihli ilk sigorta müfettişi raporunda; sigortalının yetkili olmayan kişiler tarafından hastanedeki görevi başından çağırıldığı, onun da hastane yetkililerine haber vermeden işyerini terk edip olay mahalline gitmesi nedeniyle olayın iş kazası olmadığının belirtildiği, itiraz üzerine düzenlenen 24.05.2004 tarihli ikinci sigorta müfettişi raporunda ise; davalı ...’ün, ölenin işyerindeki görev yerini değiştirdiği, işverenin göz yumması nedeniyle ...’ün adeta işveren vekili gibi hareket ettiği, öleni çamlığa çağırırken de bu gücünü kullandığı, olayın işveren veya vekili tarafından işçinin başka bir yere gönderilmesi ya da çağrılması kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, dolayısıyla olayın 506 sayılı Yasanın 11. maddesi kapsamında iş kazası olduğunun belirtildiği, ... Ağır Ceza Mahkemesi’nin 23.10.2003 tarih 218/260 sayılı ilamıyla; davalı ...’ün sigortalıyı kasten öldürdüğü gerekçesiyle mahkumiyetine karar verildiği ve hükmün onanarak kesinleştiği, mahkeme kabulünde; davalı ...’ün, diğer davalı şirketin yetkili şefi olduğunun ve olaydan birkaç gün önce maktulün görev yerini değiştirip kapı görevinden katlara aldığının belirtildiği, ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2004/303 esasında görülen hak sahipliği davasının her iki davalıya karşı açıldığı, olayın mesai bitiminde çıkan kavgada meydana geldiği ve hizmetin görüldüğü sırada olmadığı dolayısıyla Borçlar Kanunu’nun 55 ve 100. maddesindeki şartların oluşmadığından bahisle davalı şirket hakkındaki davanın reddine, davalı ... hakkındaki davanın ise kısmen kabulüne karar verildiği, ancak kesinleşip kesinleşmediğinin belirlenmediği anlaşılmaktadır.
506 sayılı Yasanın 2. maddesi; bir hizmet akdine dayanarak bir veya birkaç işveren tarafından çalıştırılanların bu kanuna göre sigortalı sayılacağını, 4. maddesi; bu kanunun uygulanmasında 2. maddede belirtilen sigortalıları çalıştıran gerçek veya tüzel kişilerin işveren olduğunu düzenlemiştir. Anılan yasanın 11-A maddesinde ise iş kazasının tanımına ve koşullarına yer verilerek “a)Sigortalının işyerinde bulunduğu sırada, b)İşveren tarafından yürütülmekte olan iş dolayısıyla, c)Sigortalının, işveren tarafından görev ile başka bir yere gönderilmesi yüzünden asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda, d)Emzikli kadın sigortalının çocuğuna süt vermek için ayrılan zamanlarda, e)Sigortalıların, işverence sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere toplu olarak götürülüp getirilmeleri sırasında meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedence veya ruhça arızaya uğratan olayın iş kazası olduğu belirtilmiştir. 506 sayılı Yasanın 26/1. maddesine göre işverenin rücu alacağından sorumluluğu ancak maddede öngörülen koşulların gerçekleşmesine bağlıdır. Anılan maddede işverenin sorumluluğunu gerektiren eylem ve davranışlar ise “İşverenin kastı”, “İşverenin işçilerin sağlığını koruma ve iş güvenliğiyle ilgili mevzuat hükümlerine aykırı hareketi” ve “İşverenin suç sayılır eylemi” olarak belirtilmiştir.
Mahkemece, eldeki davada kusur raporu alınmamış, olayın iş kazası olmayıp adli vaka niteliğinde bulunduğu ve 506 sayılı yasanın 26. maddesindeki koşulların gerçekleşmediği belirtilerek davanın reddine karar verilmiştir. Mahkemece, tazminat dosyasının akıbeti araştırılıp kesinleşip kesinleşmediği belirlenmeli, hak sahipliği dosyası da dahil olmak üzere müfettiş raporları içeriği ile kamu davası kapsamı birlikte gözetilerek, yukarıdaki ilke ve esaslar kapsamında olayın iş kazası olup olmadığı araştırılıp belirlenmeli ve sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Mahkemece, belirtilen maddi ve hukuki esaslar göz önünde tutulmadan eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O hâlde, davacı Kurum avukatının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün BOZULMASINA, 30.04.2013 gününde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy