Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava, Kurum işleminin iptali ile 1.5.2009 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmün, davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davada somutlaşan olayda, davacının 29.04.2009 tarihli tahsis talebine istinaden 01.05.2009 tarihi itibariyle yaşlılık aylığı bağlandığı, ancak davalı Kurumun maliye kaydının devam ettiği ve yurt dışı borçlanması yapmak suretiyle yaşlılık aylığı bağlananlardan çalışmaya devam edenlerin aylığından ... güvenlik destek primi kesintisi yapılamayacağı gerekçesi ile yaşlılık aylığını iptal ettiği, vergi kaydının 17.03.2010’da sona erdiğinden bahisle, 19.03.2010 tarihli ikinci tahsis talebi dikkate alınarak 01.04.2010 tarihi itibariyle yeniden yaşlılık aylığı bağlandığı anlaşılmaktadır. Dosyanın tetkikinden, davacının 29.04.2009 tarihli tahsis talebi değerlendirilerek, 6420 gün ..., 102 gün ... ... hizmetleri ile 600 gün askerlik ve 1902 gün yurt dışı hizmet borçlanmaları dikkate alınarak toplamda 9024 gün üzerinden 01.05.2009 tarihi itibariyle yaşlılık aylığı bağlandığı, 29.04.2009 varide tarihli, Bağkura giriş bildirgesinde, 01.07.1996-devam eden vergi kaydı bulunduğu, 17.3.2010 tarihli yoklama fişi ile ticari faaliyeti terk ettiği anlaşılmakla, bu tarih itibariyle vergi kaydının terk verildiği bilgisinin yer aldığı görüldüğünden; mahkemece, ticari faaliyetin sona erdiği tarihin tam ve net olarak belirlenmesi ile, ticari faaliyeti sona ermiş ise, o tarihe kadar; devam ediyorsa, 5997 sayılı Kanunun 15. maddesi gözetilerek tespit edilecek tarihe kadar talep edilen aybaşından itibaren yaşlılık aylığı bağlanabileceği göz önünde bulundurularak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
S O N U Ç :Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 29.04.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.