Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava, Bağ-Kur sigortalısı davalıya yönelik Kurum tarafından yapılan yersiz ödemelerin yasal faizi ile tahsiline karar verilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilâmında belirtildiği şekilde davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmün, davacı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Dava konusu dönemde yersiz ödemeler nedeniyle davacının iade yükümünün kapsamı yönünden; 5510 sayılı Yasanın 96. maddesi,"Kurumca işverenlere, sigortalılara, isteğe bağlı sigortalılara gelir veya aylık almakta olanlara ve bunların hak sahiplerine, genel sağlık sigortalılarına ve bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilere, fazla veya yersiz olarak yapıldığı tespit edilen bu Kanun kapsamındaki her türlü ödemeler;
a)Kasıtlı veya kusurlu davranışlarından doğmuşsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla on yıllık sürede yapılan ödemeler, bu ödemelerin yapıldığı tarihlerden,
b)Kurumun hatalı işlemlerinden kaynaklanmışsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla beş yıllık sürede yapılan ödemeler toplamı, ilgiliye tebliğ edildiği tarihten itibaren yirmidört ay içinde yapılacak ödemelerde faizsiz, yirmidört aylık sürenin dolduğu tarihten sonra yapılacak ödemelerde ise bu süre sonundan itibaren hesaplanacak olan kanuni faizi ile birlikte, ilgililerin Kurumdan alacağı varsa bu alacaklarından mahsup edilir, alacakları yoksa genel hükümlere göre geri alınır..." hükmünü içermektedir.
Konuya ilişkin 5510 sayılı Yasa öncesi mevzuata bakıldığında, 1479 sayılı Yasada konuyu düzenleyen bir düzenlemenin yer almadığı görülmektedir. 5510 sayılı Yasanın 96. maddesi ile 1479 sayılı Yasada yer almayan yeni bir düzenleme getirilmiş, sebepsiz zenginleşmenin iyi niyetle veya kötü niyetle gerçekleşmesine bağlı olarak istirdadı mümkün ödeme miktarları belirlenmiştir. Kapsam belirlendikten sonra, ilgilinin Kurumdan alacağı yoksa geri alma işleminin genel hükümlere göre
yapılacağı öngörülmüştür. 5510 sayılı Yasanın geçici maddelerinde ise, yersiz ödemelerin tahsili konusunda önceki hükümlerin uygulanması gereğini öngören herhangi bir kural yer almamaktadır.
Belirtilen nedenlerle; 5510 sayılı Yasanın 96. maddesi hükmünün, Kurumun yersiz ödemeden kaynaklanan alacakları konusunda süren uyuşmazlıklara uygulanması gerekmektedir.
Borçlar Kanununun, somut uyuşmazlıkta iadeyle yükümlü olunan tutarın belirlenmesinde genel hüküm niteliğinde bulunan 63. maddesinin de gözönünde bulundurulması gerekmektedir. Bilindiği üzere, iyi niyetli zenginleşen, sebepsiz zenginleşme konusunun kendisinden istendiği tarihten önce elinden çıktığını iddia ve ispat ettiği miktar nispetinde ret ve iadeyle yükümlü olmayacaktır.
Buna karşın; zenginleşen, zenginleşme anında veya sonrasında mal varlığındaki artışın geçerli bir hukuki sebebe dayanmadığını biliyor veya bilmesi gerekiyor ise, kötü niyetli sayılacağında kuşku bulunmamaktadır.
5510 sayılı Yasanın 96. maddesiyle getirilen düzenleme, sebepsiz zenginleşmede iade konusuna ilişkin özel bir düzenleme niteliğinde olup; zamanaşımı hükmü olarak nitelenmesine olanak bulunmamaktadır. Maddenin genel hükümlere atfı, 5510 sayılı Yasanın 97. ve diğer maddelerinde fazla veya yersiz ödemeden kaynaklanan Kurum alacağı yönünden düzenlemeye yer verilmemiş olması karşısında; fazla ve yersiz ödemeden kaynaklanan Kurum alacağı yönünden zamanaşımı konusunun genel hükümlerden hareketle çözümü gerekmektedir.
Eldeki davada; Bağ-Kur sigortalısı davalıya yönelik Kurum tarafından yapılan yersiz ödemelerin yasal faizi ile tahsiline karar verilmesi istenmiştir. Dosya kapsamından, davalının, ... odasındaki 06.02.1980 ila 15.06.1997 tarihleri arasındaki kaydına istinaden 20.04.1982 – 14.06.1997 tarihleri arasında zorunlu Bağ Kur sigortalısı kabul edilerek, davalının 26.02.1999 tahsis talebine binaen 10.05.1999 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı ödendiği, davalının, vergi kaydının bulunmaması, Esnaf ve Sanatkarlar Sicilinde kayıtlı olmaması nedeniyle Kurumca, davalıdan, 10.05.1999 ila 26.11.2001 tarihleri arasında ödenen yaşlılık aylıklar ile 01.03.1999 tarihinden itibaren davalıya sarf edilen ilaç ve hastane masraflarının yasal faizi ile tahsiline yönelik işlemlerin sonuçsuz kaldığı, ... 1. İş Mahkemesi’nin 08.09.2003 tarih ve 2002/473 E,- 2003/994 K. sayılı kararında; davalının, Kurumca 20.04.1982 tarihinde başlayan kurum sigortalılığının 22.03.1985 olarak değiştirilmesine ve aylığın iptaline yönelik işleminin haksız olduğundan bahisle Bağ-Kur sigortalılık başlangıç tarihinin 20.04.1982 olarak tespiti ile ipta edilen yaşlılık aylığının devamına karar verilmesine yönelik açtığı davanın, mahkemece salt oda kaydına dayanılarak Zorunlu Bağ Kur sigortalısı kabul edilemeyeceğinden bahisle davanın reddine dair hükmün 18.08.2004 tarihine Yargıtay tarafından onanarak kesinleştiği anlaşılmıştır. Mahkemece, davalının hileli ve kötü niyetli bir davranışı tespit edilemediğinden, BK.nun 63. maddesi uyarınca
haksız olarak yaşlılık aylıklarından istifade ettiği anlaşılmadığından bahisle istirdatına mümkün olmayacağı gerekçesi ile davanın reddine dair hüküm kurulmuştur.
Tüm bu açıklamalar karşısında; 5510 sayılı Kanunun 96. maddesi Kurumun yersiz ödemeden kaynaklanan alacaklarına ilişkin süregelen uyuşmazlıklarda uygulanması zorunlu olduğu gibi, bu konuda, geri verilmesi gereken tutarın belirlenmesinde 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun genel hüküm niteliğinde bulunan BK 63. maddesinin uygulanma yeri yoktur. Anılan maddeye göre, haksız (nedensiz ) bir edinimde bulunan kimse, onun geri alınması zamanında elinden çıkmış olduğunu kanıtladığı tutar oranında ret ve geri vermekle yükümlü değilse de, haksız edinimde bulunan, o şeyi kötü niyetle elden çıkarmış veya onu elden çıkarırken sonradan ret ve geri vermeye zorunlu tutulacağını biliyor ise, ret ve geri vermekle yükümlüdür.Bir başka anlatımla, iyi niyetli zenginleşen sebepsiz zenginleşme konusunun kendisinden istendiği tarihten önce elinden çıktığını iddia ve ispat ettiği miktar oranında ret ve geri vermeyle yükümlü olmayacak, buna karşın, zenginleşen zenginleşme anında veya sonrasında mal varlığındaki artışın geçerli bir hukuki sebebe dayanmadığını biliyor veya bilmesi gerekiyor, iyi niyetli sayılmayacaktır. 5510 sayılı Kanun'un 96. maddesi sebepsiz zenginleşmede geri verme konusunda özel bir düzenleme niteliğinde olup, tahsis koşullarının oluşmadığının anlaşılması halinde, aylık tutarlarının yasal faizi ile birlikte geri alınması mümkün olduğu gibi, ödemeye davalının kasıtlı ve kusurlu davranışının sebep olup olmadığı irdelenerek, 5510 sayılı Kanunun 96. maddesine göre, sorumluluğun kapsamı belirlenmelidir.
Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, mahkemece, eksik inceleme ve araştırma sonucu, yanılgılı değerlendirmeye dayalı olarak davanın reddi yönünde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davacı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 07.05.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy