Mahkemesi :Asliye Hukuk(İş) Mahkemesi
Dava, trafik kazası sonucu ölen sigortalının haksahibine bağlanan aylıklar nedeniyle oluşan Kurum zararının rücuan tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü, tarafların avukatlarının temyiz etmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere göre, davacı Kurum avukatının tüm, davalı avukatının sair temyiz itirazlarının REDDİNE;
1-) Tazminat hukukunun temel ilkelerinden biri; sorumluluk şartlarının oluşması koşuluyla, zarar verenin, zarar görenin malvarlığında oluşan eksilmeyi tümüyle (tam tazmin) gidermesidir. Ancak, bu ilkenin katı uygulanması, hakkaniyete uygun olmayan sonuçlar doğmasına neden olabilmektedir. Bu nedenle, Borçlar Kanununun 43 ve 44. maddelerinde, bazı olguların gerçekleşmesi halinde, hâkime tazminattan indirim yapma, gerektiğinde tamamen reddetme yetkisi tanınmıştır.
Borçlar Kanununun “Tazminat miktarının tayini” üst başlıklı 43/1. maddesi; “Hâkim, hal ve mevkiin icabına ve hatanın ağırlığına göre tazminatın suretini ve şümulünün derecesini tayin eder” hükmünü içermektedir. Madde metnindeki “hal ve mevkiin icabı” kavramı, “olayın özellikleri, durumun gereği” anlamında olup, ekonomik ve sosyal olgular içinde değerlendirilebilecek geniş yorumlu kavramlardır. Uygulamada “hatır işi” olarak nitelenen ve zararlı sonuç doğuran olayın, failin, zarar gören yararına bir davranışta bulunduğu sırada meydana gelmesi olarak tanımlanan olgu da bu kapsamdadır. Gerçekten de zarar, zarar verenin hiçbir karşılık almadan, zarar gören yararına yaptığı bir iş, bir eylem sonucunda meydana gelmişse, hâkim, olayın bu oluş tarzını da gözeterek tazminattan indirim yapabilecektir. Hatır işleri ve bu kapsamda hatır taşımacılığı, bir indirim sebebi olarak 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 87/1. maddesinde hükme bağlanmıştır.
“Mutazarrır olan taraf zarara razı olduğu yahut kendisinin fiili zararın ihdasına veya zararın tezayüdüne yardım ettiği ve zararı yapan şahsın hal ve mevkiini ağırlaştırdığı takdirde hâkim, zarar ve ziyan miktarını tenkis yahut zarar ve ziyan hükmünden sarfınazar edebilir. Eğer zarar kasten veya ağır bir ihmal veya tedbirsizlikle yapılmamış olduğu ve tazmini de borçluyu müzayakaya maruz bıraktığı takdirde hâkim, hakkaniyete tevfikan zarar ve ziyanı tenkis edebilir.” hükmünü içeren Borçlar Kanununun 44. maddesinde ise; “hiç kimsenin kendi kusurundan yararlanamayacağı” yönündeki genel hukuk ilkesi etkisiyle daha çok zarar görenden kaynaklanan indirim sebepleri belirtilmiştir. Bunlardan biri de zarar verici fiile rıza halidir. Zarar gören, zararlandırıcı olayın sebep olacağı zarara önceden açık veya örtülü irade beyanıyla razı olabileceği gibi, söz konusu rıza, diğer bir takım olgulardan da çıkarılabilir. İçkili sürücünün arabasına, onun bu durumunu bilerek binen bir kişinin de meydana gelebilecek zarara önceden örtülü bir şekilde razı olduğunun da bu kapsamda kabulü gerekir. Bu nedenle de hâkim, somut olayın özelliklerini dikkate alarak, hakkaniyet düşüncesiyle indirim yapabilecektir. Hemen belirtilmelidir ki, açıklanan Borçlar Kanunun 43 ve 44. maddelerinin birlikte uygulanmasına yasal engel bulunmamaktadır (HGK; 14.04.2004 gün, 2004/4-207 E. 2004/226 K.).
Davaya konu somut olayın; davalının savunma ve iddiası dikkate alınarak, yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular çerçevesinde, eylemin “hatır taşımacılığı” kapsamında bulunup bulunmadığı üzerinde durularak, Borçlar Kanunu'nun 43 ve 44. maddeleri uyarınca rücu alacağından takdir edilecek bir oranda, “hakkaniyet indirimi” yapılıp yapılmayacağı irdelenmelidir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalı avukatının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istem halinde davalıya iadesine, 02.05.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy