Mahkemesi :İş Mahkemesi
Davalılar : 1-T.C. İçişleri Bakanlığı adına Av. ...
2-.... Genel Müdürlüğü adına Av. ...
Dava, rücuan alacak istemine ilişkindir.
Mahkemece, davalı ,... Anonim Ortaklığı hakkındaki dava reddedilip, diğer davalı ... Bakanlığı yönünden istem aynen hüküm altına alınmıştır.
Hükmün, davacı SGK Başkanlığı avukatı ile davalı ... Bakanlığı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1-) Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davacı Kurum vekilinin temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-) Davalı ... Bakanlığı vekilinin temyiz itirazları yönünden;
Davalı işveren ...’na ait petrol üretim sahasına 1999 yılında teröristlerce gerçekleştirilen saldırı sonucu yaralanan güvenlik görevlisi konumundaki sigortalının sürekli iş göremezlik durumuna girdiği, iş kazası niteliğindeki saldırı sonrasında yapılan sosyal sigorta yardımları nedeniyle uğranılan Kurum zararının tahsili için açılan davanın yargılamasında düzenlenen ilk raporda kusur yüklenecek herhangi bir kişinin bulunmadığının belirtildiği anlaşılmakta olup, hükme dayanak kılınan raporda ise davalı işverene kusur yüklenmeyen olayda sorumluluğun davalı ... Bakanlığı’na ait olduğu açıklanmıştır.
Davanın yasal dayanağı olan 506 sayılı Kanunun 26. maddesinin ilk fıkrasında, iş kazası ve meslek hastalığı, işverenin kastı veya işçilerin sağlığını koruma ve iş güvenliği ile ilgili mevzuat hükümlerine aykırı hareketi ya da suç sayılabilir bir davranışı sonucu olmuşsa, sigortalı/hak sahipleri için yapılan harcamalardan doğan zararın Kurumca işverene ödettirileceği, işçi ve işveren sorumluluğunun saptanmasında kaçınılmazlık ilkesinin dikkate alınacağı bildirilmiştir. Her ne kadar anılan madde “İşverenin sorumluluğu” başlığını taşımakta ise de, maddenin ikinci fıkrasında, iş kazası veya meslek hastalığı, üçüncü bir kişinin kasıt veya kusuru yüzünden meydana gelmişse, Kurumca bütün sigorta yardımları yapılmakla birlikte zarara sebep olan üçüncü kişilere ve şayet kusuru varsa bunları çalıştıranlara Borçlar Kanunu hükümlerine göre rücu edileceği hüküm altına alınarak üçüncü kişilerin de sorumluluk durum ve koşulları belirlenmiştir.
Diğer taraftan; kazanın gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan 1475 sayılı İş Kanununun “Sağlık ve güvenlik şartları” başlıklı 73. maddesinde, her işverenin,
işyerinde işçilerin sağlığını ve iş güvenliğini sağlamak için gerekli olanı yapmak ve bu husustaki koşulları sağlamak ve araçları eksiksiz bulundurmakla, işçilerin de, işçi sağlığı ve iş güvenliği hakkındaki usul ve şartlara uymakla yükümlü oldukları, işverenlerin, makinelerin kullanılmasından doğacak tehlikelerden ve bu hususta önceden alınabilecek önlemlerden işçileri uygun bir şekilde haberdar etmek zorunda oldukları açıklanmıştır.
Kurumca açılan rücuan tazminat davalarının temeli olan 506 sayılı Kanunun 26. maddesinde kusura dayalı sorumluluk esası benimsenmiş olup, işverenin zarardan (rücu alacağından) sorumlu tutulabilmesi için, kastı veya işçilerin sağlığını koruma ve iş güvenliği ile ilgili mevzuat hükümlerine aykırı hareketi ya da suç sayılabilir bir davranışı sonucu kazanın meydana geldiğinin kanıtlanmış olması gerektiği gibi, sorumluluğun üçüncü kişiler yönünden doğabilmesi için de kasıtlı veya kusurlu hareket zorunludur. Haksız fiil sorumluluğu için hukuka aykırı eylem, kusurun varlığı, meydana gelmiş zarar, olay ile zarar arasında uygun nedensellik bağı bulunmalı, verilen zararın tazmin borcunu doğurabilmesi içinse zarar, eylemin bir sonucu olarak ortaya çıkmalıdır. Sorumluluk, zararla olay arasında uygun nedensellik bağının bulunmasına ve bu bağın kesilmemiş olmasına bağlıdır. Zarar görenin veya üçüncü kişinin ağır kusuru veya mücbir sebep nedensellik bağını kestiğinden sorumluluğu ortadan kaldırmakta, ancak, davalının munzam (ek) kusuru varsa bu bağın kesilmesi söz konusu olmamaktadır.
Anılan yasal düzenlemeler ve açıklamalar ile maddi ve hukuki olgular karşısında; 3152 sayılı İçişleri Bakanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunun 2. maddesi gereğince görevleri arasında, Bakanlığa bağlı iç güvenlik kuruluşlarını idare etmek suretiyle ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğünü, yurdun iç güvenliğini ve asayişini, kamu düzenini ve genel ahlakı, Anayasa’da yazılı hak ve hürriyetleri korumak olan davalı ... Bakanlığı’nın 506 sayılı Kanunun 26. maddesi kapsamında, iş kazasının gerçekleşmesinde kastı veya kusurlu davranışı saptanmadığından rücu alacağından da sorumlu tutulamayacağı göz önünde bulundurulmaksızın, mahkemece yanılgılı değerlendirme içeren rapora dayanılarak istemin anılan davalı yönünden hüküm altına alınması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O hâlde, davalı ... Bakanlığı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
S O N U Ç : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 02.05.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.