Mahkemesi :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
Dava, rucüan tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilâmında belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalı ... ile ... Avukatları tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Dava; 17.09.2000 tarihli trafik kazası sonucu ölen sigortalıların hak sahiplerine bağlanan aylıkların peşin değerinin rucüan tahsili istemine ilişkin olup, her ne kadar 5510 sayılı Kanunun 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 39. maddesinde; "Üçüncü bir kişinin kastı nedeniyle malül veya vazife malülü olan sigortalıya veya ölümü halinde hak sahiplerine, bu Kanun uyarınca bağlanacak aylığın başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değerinin yarısı için Kurum zarara sebep olan üçüncü kişilere rucü edilir" düzenlemesi getirilmiş ise de, söz konusu düzenlemenin anılan kanunda, yürülüğü öncesinde gerçekleşen olaylardan kaynaklanan rucüan tazminat davalarında uygulanmasına olanak veren bir düzenleme bulunmadığı ve genel olarak Kanunların geriye yürümemesi (geçmişe etkili olmaması) kuralı karşısında, davanın yasal dayanağının 1479 sayılı Kanunun 63. maddesidir. Anılan maddede "üçüncü bir kimsenin suç sayılır hareketi ile bu Kanunda sayılan yardımların yapılmasını gerektiren bir halin doğmasında, Kurum sigortalı veya hak sahiplerine gerekli bütün yardımları yapar.
Ancak, Kurum, yapılan bu yardımların ilk peşin değeri için üçüncü kişilere, istihdam edenlere, 3. ve diğer sorumlulara rucü eder. Bu kimselerin hak sahiplerine yaptıkları ödemeler dolayısıyla Kurumun zarara uğraması halinde, hak sahiplerine rucü hakkı saklıdır." hükmü yer almaktadır.
1479 sayılı Kanunun 63. maddesi hükmüne göre "Sigorta Şirketleri" Bağ-Kur'un rucü hakkını haiz bulunduğu "diğer sorumlular" kapsamındadır.
Bağ-Kur'a anılan madde ile tanınan rucü hakkı Kanundan doğan bağımsız bir rucü hakkı vasfında olup, tazmin sorumlularının sigortalı ya da hak sahiplerine yapmış oldukları ödemelerin rucü alacağından düşülmemesi gerekmekte ise de; Sigorta Şirketlerinin 2918 sayılı Kanun kapsamında poliçeye dayalı akdi sorumluluğu nedeniyle poliçe limitini teşkil eden miktar, Kurumun rucü davasından önce sigortalı ya da hak sahiplerine ödediğinin geçerli belgelerle kanıtlanması durumunda; Sigorta Şirketlerinin mükrerrer ödeme ile karşı karşıya bırakılmaması bakımından ödediği miktar kadar sorumlu tutulmaması gerekir.
Dosya içerisinde davalının kullandığı ... plaka sayılı araca ilişkin zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesi ile, tanzim ettiği iddia edilen Akdeniz Sigorta Şirketinin iflasına ve diğer davalı TMSF'na devrine dair dosya içerisinde bir bilgi ve belge de bulunmamaktadır.
Şu halde, yapılması gereken iş; zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesi getirtilerek limitleri ve yapılan ödemeler araştırılarak, Akdeniz Sigorta Şirketi'nin, iflas durumu ve davalı TMSF'na devri konusu açıklığa kavuşturulmalı; bu hususun varlığı halinde Güvence Hesabının iflas eden Sigorta Şirketi gibi, poliçe limiti dahilinde sorumluluğu düşünülmeli, böylece, toplanacak tüm delillerle birlikte ve yeniden yapılacak değerlendirme ile varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekir.
Yukarıda açıklanan maddi ve hukuki esaslar gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, sair temyiz itirazlarının reddi ile, davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalılara iadesine, 07.05.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy