Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava, iş kazası tespiti ile davacılar murisinin davalı işveren yanında çalıştığı dönemde aylık ücretininin 1.000 TL olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Dava konusu uyuşmazlık sigortalı ...'ın 12.09.2005 tarihinde davalı şirkete ait aracı kullanırken geçirdiği trafik kazasının işkazası olup olmadığıdır.
Davanın yasal dayanaklarından biri 506 sayılı Kanunun 11/A maddesidir. Anılan maddeye göre eldeki davayla ilgili olarak iş kazası;
a-)Sigortalının iş yerinde bulunduğu sırada,
b-)İşveren tarafından yürütülmekte olan iş dolayısıyla,
Hemen veya sonradan sigortalıyı bedence veya ruhça arızaya uğratan olaydır.
Olayın, işkazası olarak kabul edilebilmesi için;
A-)Olaya, maruz kalan kişinin 506 sayılı Kanunun 2. maddesi anlamında sigortalı olması,
B-)Olayın, 506 sayılı Kanunun 11/A maddesinde sayılı ve sınırlı olarak belirtilen hal ve durumlardan birinde meydana gelmesi koşuldur. Başka bir anlatımla, olayın, iş kazası sayılabilmesi için iki koşulun birlikte gerçekleşmesi zorunludur
Bilindiği üzere 506 sayılı Kanunun 2. maddesinde, bir hizmet akdine dayanarak bir veya birkaç işveren tarafından çalıştırılanların sigortalı sayılacağı belirtilmiştir. Anılan Kanun kapsamında sigortalı sayılmanın koşulları; hizmet akdine göre çalışma, sözleşmede öngörülen edimin (hizmetin) işverene ait iş yerinde veya iş yerinden sayılan yerlerde görülmesi, kanunda açıkça belirtilen sigortalı sayılmayacak kişilerden olunmamasıdır. Hizmet akdi, Borçlar Kanununun 313. maddesinde tanımlanmış olup, her ne kadar tanımda “ücret” unsuruna yer verilmiş ise de, 506 sayılı Kanunun sistematiği ve takip eden diğer maddelerin düzenleniş şekli, anılan unsurun sigortalı niteliğini kazanabilmek için zorunlu olmadığını ortaya koymaktadır. Baskın olan bilimsel ve yargısal görüşlere göre, hizmet akdinin ayırıcı ve belirleyici özelliği, “zaman” ve “bağımlılık” unsurlarıdır.
Bu kapsamda, hizmet akdi ve fiili çalışmanın varlığının, hangi kanıt ve olgularla belirleneceği üzerinde durulmalıdır.
Hizmet akdi ve çalışmayı kanıtlayacak olan belgeler; işe giriş bildirgesinin yanında, 506 sayılı Kanunun 79'uncu maddesinde belirtilen ve sigortalının çalışma gün sayısını, kazanç durumunu, çalışma tarihleriyle birlikte ortaya koyan aylık sigorta gün bilgileri ile Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinde belirtilen dört aylık prim bordroları gibi Kuruma verilmesi zorunlu belgelerdir. Bu belgelerin olmaması halinde, sigortalılıktan söz edebilmek için hizmet akdi ve çalışmanın varlığı; Yargıtay uygulaması ve 506 sayılı Kanunun 79/10. maddesine dayalı sigortalılığın tespiti davaları yönünden kabul edilen ilkelere uygun biçimde belirlenmelidir. Zira; anılan belgeleri olmayan kişilerin açtığı (eldeki gibi) iş kazası tespiti davaları aynı zamanda sigortalılığın tespiti istemini de içerir. Bu halde, hizmet akdi ve çalışmayı ortaya koyabilecek inandırıcı ve yeterli kanıtlar aranmalı, Anayasanın 60. maddesinde tanımlanan sosyal güvenlik hakkının niteliği gereği, bu tür davalarda; hakim, doğrudan soruşturmayı genişleterek sigortalılık koşullarının oluşup oluşmadığını re’sen belirlemelidir.
Somut olayda; davacılar murisi hakkında işe giriş bildirgesi, dört aylık prim bordrosu gibi işverence düzenlenmiş belge bulunmayışı, müfettiş raporunda trafik kazasının iş kazası sayılmayışı, bordro tanıkları ve diğer tanıkların anlatımına göre davacılar murisininin emekli olup, işçilerin toplandığı kahvede şoför olarak beklediği, bu sırada davalı işveren işçisi ...'un rahatsızlanması sonucu kazaya karışan aracı ambarlı tır garajına götürmesi için yardım istemesi üzerine kazalının aracı teslim alarak akabinde trafik kazasınının meydana gelişine göre, hizmet akti ve gerçek çalışma olgusu somut ve inandırıcı delillerle ispatlanamamıştır.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözetilerek, davanın reddi yerine, eksik inceleme, yanılgılı değerlendirme sonucunda, yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davalılar vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
S O N U Ç : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istem halinde davalılardan ... Nak. San. Tic. Ltd. Şti.'ne iadesine, 03.06.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy