Mahkemesi :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
Dava, rücuan tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davacı Kurum avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297. maddesinin b bendinde (Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 388. maddesinde) tanımlanan unsurları taşıması ve “tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile varsa kanunî temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adresleri” yönündeki hükümlerinin kararın yazımında dikkate alınması gerekir. Mahkemece, karar başlığına, davalı ...’a velayeten ... yazılması yerine, doğrudan ...’un yazılmış olması, usul ve yasaya aykırıdır.
2- Davacı Kurum, davada, 506 sayılı Kanunun 26. maddesi yanında, 10. maddeye de dayanmıştır. Dosyadaki belgelerden, işe girişi süresinde Kurum’a bildirilmeyen sigortalı için, davalılardan işveren şirket yönünden anılan Kanunun 9 ve 10. maddesine göre sorumluluk şartları gerçekleştiğinden, hakkaniyet gereği sigortalının %5 oranındaki kusurunun yarısı, işverenin %20 kusur oranına eklenerek, diğer davalının kusuru da gözetildiğinde, Kanunun 26. Maddisi gereğince %95 kusur oranından davalıların teselsül hükümlerine göre, işverenin de kalan %2,5 kusur oranından 10. maddeye göre sorumluluğuna gidilmelidir. Yine, hak sahiplerine bağlanan sosyal yardım zamlarının ilk peşin değeri 756,36 TL yerine, düşük alınarak, eksik alacağa hükmedilmiş olması; faiz başlangıcı olarak gelirlerin onay tarihi yerine, ödeme tarihine hükmedilmesi; kabulüne karar verilen miktar üzerinden davalılar aleyhine harca hükmedilmemiş olması isabetsiz olduğu gibi; Ayrıca;davanın yasal dayanağını oluşturan, 506 sayılı Kanunun 26 ncı maddesinin birinci fıkrasında yer alan “sigortalı veya hak sahibi kimselerin işverenden isteyebilecekleri miktarla sınırlı olmak üzere” ibareleri, Anayasa Mahkemesi’nin 21.03.2007 gün ve 26649 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan 23.11.2006 tarih ve... Esas, 2006/106 Karar numaralı kararı ile iptal edilmiş olup, Anayasa’nın 152 ve 153. maddelerinde öngörülen düzenleme uyarınca, Anayasa Mahkemesi iptal kararlarının
Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe girmesi ile birlikte, elde bulunan ve kesinleşmemiş tüm davalarda uygulanması zorunludur. İptal kararının Resmi Gazetede yayınlandığı tarihten sonra Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 33 üncü (HUMK md. 76)maddesi gereğince, yürürlükteki kanunları uygulamakla yükümlü bulunan mahkemelerin ve Yargıtay’ın, iptal kararı ile yürürlükten kalkan bir yasa maddesine dayanarak inceleme yapma ve karar verme yetkisi bulunmadığından; davanın açıldığı tarihteki mevzuat ve içtihatlara uygun olarak açılan davanın, anılan iptal hükmü nedeniyle oluşan hukuksal durum gereğince kısmen reddine karar verilmesinde, tarafların sorumluluğu bulunmadığı halde; davacı Kurumun davada haksız çıkan taraf olarak nitelenip vekalet ücreti ve yargılama gideriyle sorumluluğuna hükmedilmiş olması da, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Ne var ki; bu aykırılıkların giderilmesi, yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hüküm bozulmamalı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun geçici 3. maddesindeki atıf gözetilerek, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 438. maddesi gereğince düzeltilerek onanmalıdır.
S O N U Ç : Kararın başlığında yazılı “...” sözcüklerinden önce gelmek üzere, “...’a velayeten” sözcüklerinin; hüküm fıkrasının tazminata ilişkin birinci bendinde yazılı cümle silinerek, yerine, “5340,56 TL tazminatın, 5203,62 TL’sinin davalılardan müştereken ve müteselsilen, kalan kısmının davalılardan işverenden alınarak davacı Kurum’a verilmesine, gelirler yönünden onay, cenaze gideri yönünden ödeme tarihinden itibaren faiz yürütülmesine;” cümlesinin; harca ilişkin ikinci bendinde yazılı cümle silinerek, yerine, “317,22 TL karar ve ilam harcının 309,10 TL’sinin davalılardan müştereken ve müteselsilen, kalan kısmının davalılardan işverenden alınarak hazineye irat kaydına;” cümlesinin yazılmasına; yargılama giderine ilişkin üçüncü bendinde yazılı “kabul-ret oranı nazara alınarak 112,00 TL’sinin” rakam ve sözcükleri ile, aynı bent sonundaki “kalan kısmının davacı taraf üzerinde bırakılmasına” sözcüklerinin; Yine, davacı Kurum aleyhine vekalet ücretine ilişkin dördüncü bendinde yazılı cümlenin silinerek hüküm fıkrasından çıkarılmasına ve hükmün bu şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 17.05.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy