Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, Davanın kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davacı ve davalılar avukatları tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Dava, 8.6.1999 tarihinden 5.3.2009 tarihleri arasında her yıl mayıs-haziran temmuz ayları hariç olmak üzere mevsimlik işçi olarak sürekli çalıştığı halde eksik bildirilen günlerin tespiti istemine ilişkindir.
Davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanunun 79/10. ve 5510 Sayılı Kanun'un 86/9. Maddesidir. Anılan Kanunlarda ifade edildiği üzere, “sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamaz ve vazgeçilemez.” Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin davalar, kamu düzenine ilişkin olduğundan, özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde re’sen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır. Ayrıca, 506 sayılı Kanunun 79/10. ve 5510 sayılı Kanun'un 86/9.maddesi hükmüne göre; Kuruma bildirilmeyen hizmetlerin sigortalı hizmet olarak değerlendirilmesine ilişkin davanın, tespiti istenen hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içinde açılması gerekir. Bu yönde, anılan madde hükmünde yer alan hak düşürücü süre; yönetmelikle
tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalışmaları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar için geçerlidir. Bir başka anlatımla; sigortalıya ilişkin olarak işe giriş bildirgesi, dönem bordrosu gibi yönetmelikte belirtilen belgelerin Kuruma verilmesi yada çalışmaların Kurumca tespit edilmesi halinde; Kurumca öğrenilen ve sonrasında kesintisiz biçimde devam eden çalışmalar bakımından hak düşürücü sürenin geçtiğinden söz edilemez.
Mahkemenin hükmüne esas aldığı bilirkişi raporunda, sigorta hizmet cetvelinde 2004, 2005 ve 2006 yıllarında hiç bildirim olmaması gözetilerek çalışmanın 20.5.2003'te kesintiye uğradığı ve davalıya ait işyerine yeniden 2.1.2006 tarihinde girdiği, ve bu nedenle, 1999, 2004 ve 2005 yıllarında geçen çalışmaların hak düşürücü süreye uğradığı, diğer dönemler bakımından davacının çalışmalarının mevsimlik olduğu kabul edilmiştir.Ne var ki, Mahkemenin bu kararının eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olduğu anlaşılmaktadır.
Öncelikle, 2004 ve 2005 yıllarında sigorta hizmet cetvelinde hiç bildirim bulunmaması davacının hiç çalışmadığı sonucuna götürmeyeceği gibi, bu yıllarda çalışmanın mevcut olması halinde, hak düşürücü sürenin çalışmanın sona erdiği 2011 yılının sonundan itibaren işlemeye başlayacağı açıktır.Zira, mevsimlik çalışma halinde boşluk dönemlerinde hizmet akdi askıda olup, hak düşürücü süre işlememektedir.
Yukarıda belirtilen ilkeler ışığında, davacının, 1999 yılından 2009 yılına kadar kesintisiz olduğunu iddia ettiği çalışmalarının gerçekliği, işin ve işyerinin kapsam ve niteliğiyle süresinin belirlenebilmesi amacıyla; toplanması gereken bütün delillerin toplanmadığı ve re’sen delil toplama yoluna gidilmediği, davalıya ait işyerinde ne tür işlerin görüldüğü ve görülen bu işlerden hangilerinin sürekli, hangilerinin mevsimlik işler olduğunun tam olarak saptanmadığı, bu kapsamda davacının çalışmaların hangi bölümde hangi tarihlerde geçtiği hususunun da netleştirilmediği görülmüştür.
Bu nedenle, tarafların bildirdiği tanıkların anlatımı ile yetinilmeyerek, davacının çalıştığını iddia ettiği işyerinde ne tür işlerin yapıldığı, bu işlerin mevsimlik olarak mı, yoksa yılın tamamında mı yapıldığı, yine, dava edilen dönemde davacı tarafından yıllara göre bu işlerin hangilerinde ve hangi dönemlerde çalışıldığının ve hiç çalışılmayan yıllar olup olmadığı hususunda, davacının çalışmaları hakkında bilgi sahibi olabilecek, kuruma bildirim yapılmayan dava konusu dönemde işveren tarafından dönem bordrolarında isimleri bildirilen veya aynı yörede komşu veya benzeri işleri yapan başka işverenler ve bu işverenlerin çalıştırdığı bordrolara geçmiş
kişiler re’sen saptanarak, bu kişilerin beyanlarına başvurulmalı, bu şekilde davacının gerçek çalışma süreleri tespit edilmeli, böylece bu konuda gerekli tüm soruşturma yapılarak uyuşmazlık konusu husus, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip; deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek varılacak sonuç uyarınca taleple bağlı kalınarak bir karar verilmelidir.
Mahkemenin, yukarıda açıklanan esaslar doğrultusunda araştırma yaparak, elde edilecek sonuca göre bir karar vermesi gerekirken, eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davacı ve davalılar vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacı ve davalılardan ... Org. Tar. Ür. San. Tic. Ltd. Şti.'ne iadesine, 16.05.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy