Mahkemesi :Asliye Hukuk(İş) Mahkemesi
Dava, rücuan tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın, davalılardan ... yönünden kısmen kabulüne, diğer davalılar yönünden reddine karar verilmiştir.
Hükmün, davacı Kurum avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davacı Kurum vekilinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davalılardan ...’e ait evin çatı işinin, bir kısım davalıların murisi olan ... yaptırıldığı; anılan kişiler arasında eser sözleşmesi bulunup, iş kazasının meydana gelmesinde, işveren ... %80, işi ehil kişiye yaptırmadığı gerekçesi ile ceza davasında mahkum olan davalı ...’nin %5, sigortalının ise %15 oranında kusurlu olduğu; Osman’ın mirasçıları tarafından mirasın reddedilmesi nedeniyle, davalılardan Hatice’nin, talep edilen %25 orana isabet eden miktarın %5’inden sorumlu olacağı esas alınarak karar verilmiştir.
Davada öncelikle halledilmesi gereken sorun; zararlandırıcı sigorta olayına maruz kalan sigortalıyı çalıştıran ... ile davalılardan ... arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinin bir başka ifade ile, asıl işveren-alt işveren(taşeron) ilişkisi olup olmadığının saptanmasıdır.
506 sayılı Kanunun 87. maddesi hükmüne göre aracı, bir işte veya bir işin bölüm veya eklentisinde işverenden iş alan ve kendi adına sigortalı çalıştıran üçüncü kişidir.
Asıl işveren taşeron ilişkisinin varlığı için öncelikle işin başka bir işverenden alınmış olması, bir başka ifade ile asıl işverenin işverenlik sıfatına sahip olması, asıl işyeri ya da işyerinden sayılan yerlerde kendi adına işçi çalıştırıyor olması gerekir.
İşin belirli bir bölümünde değil de tamamının bir bütün halinde ya da bölümlere ayrılarak başkalarına devredildiği, işten bu yolla tamamen el çekildiği, sigortalı çalıştırılmadığı için işveren sıfatının haiz olunmadığı durumda ise, bunları devralan kişiler alt işveren, devredenler de asıl işveren olarak nitelendirilemeyecektir.
Aracı sıfatının kazanılmasında diğer koşullar ise asıl işverenden istenilen işin, asıl iş ya da işyeriyle ilgili işin bir bölümünde veya işyeri eklentilerinde alınmış olması ve bu işte işi alanın kendi işçilerinin çalıştırılması ve bu nedenle de işveren sıfatına sahip olunmasıdır.
Yukarıdaki açıklamalar ışığı altında inceleme konusu dava ve somut olay değerlendirildiğinde, davalılardan ...’e ait olan evin yeni inşa edilen bir bina olup, inşaatın çatı işinin ... verildip-verilmediği; Yoksa, yeni bina inşaatı olmayıp, kullanılan bir binanın sadece çatı kısmının onarılması işi mi olduğu araştırılmalıdır. Yeni bina inşaatı olmayıp, çatı onarım işinin ... verilmesi durumunda, eser sözleşmesinin mevcut olacağı gözetilmeli; yeni inşa edilen bir binanın çatı inşa işinin ... verilmesi durumunda, davalılardan ... ile bir kısım davalılar murisi ... arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisinin bulunacağı ve bu durumda, davalılardan ...’in asıl işveren olarak kusur ve sorumluluğunun araştırılması gerekeceği gözetilmelidir.
3- Kabule göre de, davalılardan ...’in sorumlu olacağı miktar Kurum zararının tamamı gözetilerek kusur oranına göre belirlenmesi yerine, Kurum’un talep ettiği %25 oranında zararın %5’inden sorumluluğuna karar verilmiş olması da, isabetsiz bulunmuştur.
Mahkemenin yukarıda açıklanan maddi ve hukuki esaslar doğrultusunda yargılama yaparak elde edilecek sonuca göre karar vermesi gerekirken, eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davacı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 17.05.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy