Mahkemesi :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, taraf avukatlarınca temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1-) Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-) 01.09.1999 – 05.10.2001 döneminde davalı ... Granit ve Mermer San. İnş. ve Tur. Tic. Ltd. Şti. adına tescilli 50269, 15.10.2001 – 05.12.2001, 27.08.2002 – 27.08.2005 dönemlerinde davalı ... Granit ve Mermer San. İnş. ve Tur. Tic. Ltd. Şti. adına kayıtlı ... sicil numaralı işyerlerinden adına kısmi bildirim ve prim ödemeleri gerçekleştirilen davacı hakkında 01.09.1999, 15.10.2001, 27.08.2002 tarihlerinde çalışmaya başladığı yönünde işe giriş bildirgelerinin düzenlendiği, bazı devam çizelgeleri ve ücret bordrolarının kanıt olarak dosyaya sunulduğu belirgin olup, 01.09.1999 – 31.12.2001, 27.08.2002 – 27.08.2005 tarihleri arasında davalı işverenlere ait işyerlerinde hizmet akdine dayalı olarak gerçekleşen ve Kuruma bildirilmeyen çalışma sürelerinin tespitine ilişkin davada mahkemece yapılan yargılamada, 01.09.1999 – 31.12.2001 dönemine yönelik istem hak düşürücü süre nedeniyle reddedilip, tanık anlatımlarına dayanılarak 27.08.2002 – 27.08.2005 tarihleri arasında 47 günlük eksik bildirim hüküm altına alınmıştır.
Davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanunun 79. maddesinin onuncu fıkrası olup, anılan Kanunun 6. maddesinde yer alan, sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamayacağı ve vazgeçilemeyeceği yönündeki düzenleme ile anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi göz önünde bulundurulduğunda, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin bu tür davaların kamu düzeni ile ilgili olduğu ve özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri gerektiği açıktır. Bu bağlamda, hak kayıpları ile gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi ve temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde kendiliğinden araştırma yapılarak delil toplanabileceği dikkate alınmalıdır. Diğer taraftan, kural olarak işe giriş bildirgeleri
ve ücret ödeme bordroları sigortalının imzasını içermelidir. Anılan belgelerde yer alan imzaların sigortalıya aidiyeti belirlenmiş ve hata, hile veya ikrah sonucu imzalandığı kanıtlanmamış ise, birden fazla işe giriş bildirgesinin varlığı ve işyerinden yapılan kısmi bildirimler, sigortalının o işyerinde kesintili çalıştığına karine oluşturmaktadır ve bunun aksi, eş değer delillerle kanıtlanmalı, bu kapsamda tanık anlatımlarına değer verilmemelidir.
Yukarıdaki açıklamalar ışığında dava değerlendirildiğinde; öncelikle belirtilmelidir ki 01.09.1999 – 31.12.2001 dönemi yönünden, gerçekleşen kısmi bildirimler karşısında hak düşürücü sürenin uygulanamayacağı benimsenmelidir. Çekişme konusu tüm dönemler yönünden, işe giriş bildirgelerinde, devam çizelgelerinde, ücret bordrolarında yer alan imzaların kendisine aidiyeti davacı tarafından kabul edilmediği takdirde yöntemince uzman bilirkişi incelemesi yaptırılmalı, imzaların davacının eli ürünü olduğu saptandığında ve bu konuda hata, hile, ikrah durumu da iddia ve ispat edilemediğinde imzalı belgelerdeki bilgiler esas alınmalıdır.
İmzaların davacıya ait olmadığı anlaşıldığında veya hata, hile, ikrah durumunun varlığında, dönemsel sigorta primleri bordrolarında/aylık prim ve hizmet belgelerinde yer alan sigortalıların bilgi ve görgüsüne başvurulmalı, bordro/aylık prim ve hizmet belgesi verilmeyen dönemlere ilişkin olarak aynı çevrede faaliyet yürüten işverenler ile çalıştırdıkları kişiler yöntemince belirlenerek tanık sıfatıyla dinlenilmeli, belirdiği takdirde anlatımlar arasındaki çelişkiler giderilmeli, 01.01.2000 tarihinden itibaren süregelen dönem yönünden 506 sayılı Kanunun 79. maddesinin ikinci ve üçüncü fıkralarındaki yasal karine gözetilmeli, tüm kanıtlar değerlendirildikten sonra elde edilecek sonuca göre hüküm kurulmalıdır.
Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, mahkemece eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olduğu gibi, kabule göre, istemin kısmen kabulüne karar verilmesine karşın, vekil ile temsil olunan davalılar yararına avukatlık ücreti belirlenmemesi de usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O hâlde, taraf vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
S O N U Ç : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının isteği durumunda davacı ve davalılardan ... Granit ve Mermer San. İnş. ve Tur. Tic. Ltd. Şti.'ne geri verilmesine, 09.05.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy