Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava, zararlandırıcı sigorta olayı sonucu sürekli iş göremezlik durumuna giren sigortalıya yapılan sosyal sigorta yardımları nedeniyle uğranılan zararın, 506 sayılı Kanunun 10 ve 26. maddeleri gereğince davalı işverenden rücuan alınması istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davacı Kurum vekili ile davalının vasisi tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1-) Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre; davacı Kurum vekilinin tüm, davalının vasisinin sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-) Davanın yasal dayanaklarından olan ve iş kazasının vuku bulduğu tarihte yürürlükte bulunan 506 sayılı Kanunun 9. maddesinde; “İşveren çalıştıracağı kimseleri, işe başlatmadan önce örneği Kurumca hazırlanacak işe giriş bildirgeleriyle Kuruma doğrudan bildirmekle veya bu belgeleri iadeli-taahhütlü olarak göndermekle yükümlüdür. İnşaat işyerlerinde işe başlatılacak kimseler için işe başlatıldığı gün Kuruma veya iadeli-taahhütlü olarak postaya verilen işe giriş bildirgeleri ile Kuruma ilk defa işyeri bildirgesi verilen işyerlerinde işe alınan işçiler için en geç bir ay içinde Kuruma verilen veya iadeli-taahhütlü olarak gönderilen işe giriş bildirgeleri de süresi içinde verilmiş sayılır” hükmü düzenlenmiştir.
Davada somutlaşan olayda, 29.03.2005 tarihinde tescil edilen işyerinde, kazalının henüz verilmeyen işe giriş bildirgesinin bir aylık yasal süre sonu olan 29.04.2005 tarihine kadar davalı Kuruma verilmesi gerektiği gözetildiğinde, 22.04.2005 tarihinde meydana gelen iş kazasında, kaza tarihi itibariyle işe giriş bildirgesinin düzenlenerek davalı Kuruma verildiğinin anlaşılması karşısında, davalı
inşaat işyerinden sigortalıya ait bildirgenin süresinde verildiği belirgin bulunmakla, 506 sayılı Kanunun yalnızca 26. maddesine göre uygulama yapılması gerekirken, mahkemece eksik inceleme ve araştırma sonucu, davalının rücu alacağından 26. maddeyle birlikte 10. madde gereğince de sorumluluğu yönünde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalı vasisinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 17.05.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy