Mahkemesi :İş Mahkemesi
No : 2012/16-2012/369
Dava, davacının Kurumun hatalı işlemi sonucu mahrum kaldığı ücret tutarının davalıdan tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiştir.
Hükmün, tarafların vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1-Davacı vekilinin temyiz talebi yönünden;
21.07.2004 gün ve 25529 sayılı ... Gazete’de yayımlanarak, öngördüğü istisnalar dışındaki hükümleri yayım tarihinde yürürlüğe giren, 14.07.2004 tarih ve 5219 sayılı “Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” ve ayrıca 5236 sayılı Kanun, katsayı artışı da uygulanmak suretiyle bu kanunların yürürlük tarihinden sonra yerel mahkemelerce verilen hükümler yönünden 2012 yılı için 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 427’nci maddesindeki temyiz (kesinlik) sınırını 1.690,00 TL. olarak değiştirmiştir.
Alacağın bir kısmının dava edilmiş olması halinde temyiz (kesinlik) sınırının saptanmasında alacağın tamamının gözetilmesi; tümü dava konusu yapılan bir alacağın kısmen kabulünde ise temyiz (kesinlik) sınırının belirlenmesinde kabul ve reddedilen miktarların esas alınması, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun Geçici 3. maddesi delaletiyle, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 427’nci maddesi hükmü gereğidir.
İnceleme konusu davada ret edilen ve temyiz denetimine konu olan tutar 977.38 TL. olup, yukarıda değinilen temyiz (kesinlik) sınırını aşmadığından, anılan karara karşı temyiz yoluna başvurulması olanaksızdır.
O hâlde, davacı vekilinin temyiz dilekçesinin miktar itibarıyla kesinlik nedeniyle reddine;
2-Davalı ... vekilinin temyiz talebi yönünden;
A-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davalı ...'un aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
B-Davacıya, 25 yıllık sigortalılık süresini, 5150 gün malullük, yaşlılık ve ölüm sigortası prim gün sayısını ve 43 yaş 10 ay 8 gün hadlerini tamamlaması halinde tahsis talebinde bulunabileceğinin Kurumca bildirilmesi üzerine, davacının çalıştığı işyerinden ayrılarak 22.12.2010 tarihinde yaşlılık aylığı talebinde bulunduğu, ancak Kurumun 10.01.2011 tarihli cevabi yazısı ile 44 yaş 11 ay 7 gün şartına tabi olması nedeni ile talebinin ret edildiği anlaşılmakla; Mahkemece, Kurumun hatalı işlemi sonucu işten ayrılma nedeni ile davacının mahrum kaldığı ücret alacaklarından dolayı uğradığı zararın tazminine karar verilmesi isabetli ise de; zararın hesaplanma yönteminde Borçlar Kanununun 325. maddesi uyarınca çalışamamaktan dolayı tasarruf edilen giderler (ulaşım, giyim ve somut çalışma ilişkisine göre ...... giderleri gibi) ile sigortalının kazanmaktan kasten kaçındığı gelirler sebebiyle, hesaplanacak zarar miktarından uygun bir oranda hakkaniyet indirimi de yapılması gerekirken, yazılı şekilde, yaşlılık aylığını alamadığı dönemdeki ücret bedeli gözetilerek maddi tazminata hükmedilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davalı ... vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 23.09.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy