Mahkemesi :Asliye Hukuk(İş) Mahkemesi
No :2012/62-2012/452
Davacı, 02.06.2006 – 31.11.2011 tarihleri arası dönemde kendi nam ve hesabına bağımsız çalışması nedeniyle verilen sigortalılığın iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, davanın reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davacının, 01.01.1994-29.12.2005 ve 20.02.2006-31.12.2011 tarihleri arasında vergi kaydı; 02.06.2006-10.01.2007 tarihleri arası ile 15.06.2007-12.11.2009 ve 23.01.2010-01.09.2010, 16.08.2011-15.11.2011 tarihleri arasında devam eder şekilde, 506 sayılı Yasa kapsamında (5510 sayılı Yasanın 4/1-a bendi) sigortalı olduğu anlaşılmıştır. Davalı Kurum (devredilen ......), vergi kaydı ve önceden başlayan sigortalılığı gözeterek, davacıyı, 20.02.2006 yılından başlayarak 31.12.2011 tarihine kadar kendi nam ve hesabına bağımsız çalışmaya dayalı sigortalı saymıştır. Davacının 02.02.2012 tarihli 1479 Sigortalı hesap özetinde 31.05.2006-20.08.2008 tarihleri arasında prim ödemelerinin bulunduğu anlaşılmıştır.
Bu durumda, taraflar arasındaki uyuşmazlık; 2 farklı nitelikte sigoırtalılığın söz konusu olduğu, 02.06.2006-10.01.2007 tarihleri arasında ve 15.06.2007-12.11.2009, 23.01.2010-01.09.2010 ve 16.08.2011-15.11.2011 tarihleri arasında hangi sigortalılığa geçerlilik tanınacağına ilişkindir.
1-1479 sayılı ...... Kanunu'nun 22.02.2006 gün ve 5458 sayılı Kanunu 13. maddesi ile değişik Ek 19. maddesi ile, 5510 sayılı Kanuna 5754 sayılı Kanun ile eklenen geçici 17. maddelerine göre; ......’a kayıt ve tescili yapıldığı halde, beş yıl ve daha fazla süreye ilişkin prim borcu bulunanlar ile, beş yıl ve daha fazla süre prim ödemeyenlerin sigortalılıkları; prim ödemesi bulunan sigortalının ödediği primlerin tam karşıladığı ayın sonu itibariyle, prim ödemesi bulunmayan sigortalının sigortalılığı ise, tescil tarihi itibariyle durdurulur, prim borcuna ait süreler sigortalılık süresi olarak değerlendirilmez, bu sürelere ilişkin prim tutarlarına Kurum alacakları arasında yer verilmez(YHGK 28.06.2006 Tarih ve 2006/21-485-483 sayılı kararı). Bu çerçevede davalı kurumun davacının prim borçları nedeniyle 1479 sayılı Yasanın ek 19 veya 5510 sayılı Kanunun geçici 17. maddelerine göre herhangi bir işlem yapıp yapmadığının davalı Kuruma sorularak dava konusu döneme etkili olacak şekilde bir sigortalılığın durdurulmasının söz konusu olup olmadığı belirlenmelidir.
2-Eldeki davada, davacı hakkında kurumca 1479 sayılı Yasanın ek 19. veya 5510 sayılı Kanunun geçici 17. Maddesi gereğince işlem yapılmadığının veya bu kapsamda bir durumun bulunmadığının anlaşılması halinde ise; bu kez çakışan sigortalılık gündeme gelecektir.
5510 sayılı Kanunun, 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren ve sigortalılık hallerinin birleşmesini düzenleyen 53 üncü maddesinin birinci fıkrasına göre, “Sigortalının, 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a), (b) ve (c) bentlerinde yer alan sigortalılık hallerinden birden fazlasına aynı anda tabi olmasını gerektirecek şekilde çalışması halinde; öncelikle aynı maddenin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında, (c) bendi kapsamında çalışması yoksa ilk önce başlayan sigortalılık ilişkisi esas alınarak sigortalı sayılır.” düzenlemesine yer verilmiş iken; 53 üncü maddenin birinci fıkrası, 6111 sayılı Kanunun 33 üncü maddesi ile değiştirilerek, “Sigortalının 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentlerinde yer alan sigortalılık statüleri ile (c) bendinde yer alan sigortalılık statüsüne aynı anda tabi olacak şekilde Kanun kapsamına girmesi halinde öncelikle aynı maddenin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında, (a) ve (b) bentlerinde yer alan sigortalılık statülerine tabi olacak şekilde Kanun kapsamına girmesi halinde ise aynı maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı sayılır.” Şeklinde düzenlenmiştir. 6111 sayılı Kanunun yürürlük tarihlerini düzenleyen 125 inci maddesinin (b) bendinde, 33 üncü maddenin, 25.02.2011 tarihli ... Gazetede yayımını takip eden ayın birinci gününde yürürlüğe gireceği belirtilmiştir.
Her Kanunun, yürürlükte olduğu dönemdeki uyuşmazlıklara uygulanacağı gözetildiğinde; taraflar arasında uyuşmazlık konusu olan dönemde yürürlükte olan 5510 sayılı Kanunun 53 üncü maddesinin birinci fıkrasındaki değiştirilen yasal düzenlemenin somut olayda uygulanma yeri bulunmadığı gibi; Kanun koyucu, bu yönde tartışmaya yer vermeyerek, ...... Gazetenin yayınlandığı 25.02.2011 tarihinde yürürlüğe giren ve 6111 sayılı Kanunun 52 nci maddesi ile 5510 sayılı Kanuna eklenen geçici 33 üncü maddesinde, Kanunun 53 üncü maddesinin birinci fıkrasında bu maddenin yürürlük tarihi itibarıyla yapılan değişikliklerin, bu değişikliklerin yürürlüğe girdiği tarihten öncesi için uygulanmayacağını açıkça belirtmiş olup; buna göre, uyuşmazlık konusu dönem için Kanunun 53 üncü maddesinin birinci fıkrasının ilk halindeki düzenlemenin uygulanması gerekir. Bu durumda, davaya konu uyuşmazlığı ikiye ayırarak incelemek gerekir.
a-)01.10.2008 tarihinden önce gerçekleşen çalışmalar bakımından 02.06.2006-10.01.2007 tarihleri arasında ve 15.06.2007-01.10.2008 tarihleri arasında davacının çalışmaları içerisinden baskın çalışmanın hangi sigortalılıkta olduğu belirlenmelidir. Baskın çalışma, aynı döneme rastlayan gerçek ve fiili çalışmalardan hangisinin kişinin hayatında ekonomik olarak baskın çalışma niteliği taşıdığı hususunda, vergi ve maliye kayıtları getirtilmek, belirtilen dönemde beyan edilen gelirler araştırılmak suretiyle belirlenen ve kişinin emek ve mesaisini ağırlıklı olarak hangi sigortalı çalışmaya tahsis ediyorsa, ekonomik yönden geçimini hangi çalışmadan sağlıyorsa o çalışmaya üstünlük tanınması gereken çalışmadır.
Bu kapsamda; davacının, baskın çalışmasının araştırılarak 506 sayılı Yasa Kapsamında (5510 sayılı Yasanın 4/1-a bendi) geçtiğinin kabulü halinde, 01.10.2008 tarihinden sonraki dönem bakımından da 5510 sayılı Yasanın 53 üncü maddesinin birinci fıkrasının ilk halindeki düzenleme gereği 25.02.2011 tarihli değişikliğin yapıldığı döneme kadar önce başlayan sigortalılığın esas alınması gerekeceğinden 5510 sayılı Yasanın,4/1-a kapsamındaki çalışmalara üstünlük tanınması, 25.02.2011 tarihli değişiklikten sonra ise, her halükarda yasal düzenleme gereği 5510 Sayılı Yasanın 4/1-a bendi kapsamında geçen sigortalılığa üstünlük tanımak gerekecektir.
b-)01.10.2008 tarihinden önce şayet davacının baskın çalışmasının kuaförlük olduğu ve 1479 sayılı yasa kapsamında (5510 Sayılı Yasanın 4/1-b) geçtiği kabul edilirse, 01.10.2008 tarihinden sonraki dönem bakımından da 5510 sayılı Yasanın 53 üncü maddesinin birinci fıkrasının ilk halindeki düzenleme gereği 25.02.2011 tarihli değişikliğin yapıldığı döneme kadar önce başlayan sigortalılığın esas alınması gerekeceğinden 5510 Sayılı Yasanın 4/1-b bendinin esas alınması, 25.02.2011 tarihli değişiklikten sonra ise, her halükarda değişen yasal düzenleme gereği 5510 Sayılı Yasanın 4/1-a bendi kapsamında geçen sigortalılığa üstünlük tanımak gerekecektir.
Mahkemece, yukarıdaki açıklamalar kapsamında, öncelikle, 1479 sayılı Yasa Kapsamında ek 19. veya 5510 sayılı Kanunun geçici 17. maddenin varlığı araştırılmalı, sonrasında ise uygulanmamış ise çakışan süreler bakımından yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde irdeleme yapılarak sonucuna göre karar verilmelidir.,
O hâlde, davacı avukatının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istem halinde davacıya iadesine, 30.09.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy