Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava, maluliyet aylığı bağlanması istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde, davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
İş mahkemeleri, 5521 sayılı Kanun ile kurulmuş istisnai nitelikte özel mahkemelerdir. Davaya konu uyuşmazlık, dayanağı işlem ve olayın meydana geldiği tarih itibariyle, yürürlükte bulunan 5434 sayılı Kanun'dan kaynaklanmakta olup, görev alanına girmediğinden iş mahkemelerinde çözümlenmesi mümkün değildir.
Bir davaya hukuk mahkemesinde mi yoksa idare mahkemesinde mi bakılacağı sorunu yargı yolu sorunu olup, kamu düzenine ilişkindir. Bu nedenle mahkeme, kendisine açılan bir davada yargı yolunun caiz olup olmadığını, yargılamanın her aşamasında, kendiliğinden (re'sen) gözetir. Çünkü yargı yolu dava şartıdır (6100 sayılı HMK. m.114/1,b).
Davanın yasal dayanağı, 5434 saylı Kanunun 12. ve 45. maddeleri ile 1602 sayılı Kanunun 20. maddesidir. Vazife malüllükleri ile vazifeden doğma ölümleri halinde erlerin 5434 sayılı Kanun kapsamından yararlanacakları 12. maddede düzenlenmiş, Kanunun vazife malüllüğüne dair tanımlamaları ise 45. maddede yer almıştır. 1602 sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanunu'nun 20/1. maddesinde , Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin, Türk Milleti adına; askeri olmayan makamlarca tesis edilmiş olsa bile, asker kişileri ilgilendiren ve askeri hizmete ilişkin idari işlem ve eylemlerden doğan uyuşmazlıkların ilk ve son derece mahkemesi olarak yargı denetimini ve diğer kanunlarda gösterilen görevleri yapacağı, ancak, askerlik yükümlülüğünden doğan uyuşmazlıklarda; ilgilinin asker kişi olması şartının aranmayacağı belirtilmiş; 2. ve son fıkrasında da "Bu Kanunun uygulanmasında asker kişiden maksat; Türk Silahlı Kuvvetlerinde görevli bulunan veya hizmetten ayrılmış olan subay, askeri memur, astsubay, askeri öğrenci, uzman çavuş, uzman jandarma çavuş, erbaş ve erler ile sivil memurlardır." şeklinde bir tanımlama yapılmıştır. ./..
Böylece Askeri Yüksek İdare Mahkemesi'nin bir davaya bakabilmesi için dava konusu idari eylem veya işlemin "asker kişiyi ilgilendirmesi" ve "askeri hizmete ilişkin bulunması" aranmaktadır.
Somut olayda davacının, 28/07/1964-21/10/1965 tarihleri arasında yerine getirdiği askerlik görevinin ifası sırasında, 11/08/1965 tarihinde...Askeri Hastanesi'nin raporuyla sakata ayrıldığı iddiası ile maluliyet aylığı bağlanmasını istediği, yargılamayı yapan mahkemece yapılan tüm yazışmalara rağmen davacının sakata ayrılmasına ilişkin raporun temin edilemediği ve davacının hangi rahatsızlığı nedeni ile sakata ayrılarak terhis edildiği, rahatsızlığın askerlik vazifesi sırasında meydana geldiği iddiası ispat edilemediği, dolayısıyla 5434 saylı Kanunun vazife malüllüğü hükümlerinin uygulanmasına imkan bulunmadığı sonucuna varıldığı anlaşılmaktadır.
Vazife malüllüğü nedeniyle aylık bağlanması talebinin reddi işleminin hukuka uygunluğu denetlenirken, maluliyetin askerlik görevi nedeniyle meydana gelip gelmediğinin incelenmesi gerektiği açık olduğundan, somut olayda asker kişiyi ilgilendirme ve askeri hizmete ilişkin bulunma koşulları birlikte gerçekleştiğinden, davanın çözüm yeri Askeri Yüksek İdare Mahkemesi'dir.
Açıklanan maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yanılgılı değerlendirme ile işin esasına girilerek hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O hâlde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ:Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 10.05.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy