Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava, davacının yersiz ödenen aylıkların faizi ile tahsili istemine ilişkindir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davacı vekili ile davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1-Türkiye Elektrik Dağıtım A.Ş.ye ait işyerinde çalışan davacının işverenin isteği üzerine iş akdini sona erdirerek davacı Kuruma başvurarak yaşlılık aylığı tahsis talebinde bulunduğu, davalıya 15.03.2003 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlandığı, davalının, idari yargıya dava açarak işverenin zorunlu emeklilik işleminin iptalini istemesi sonucu, ... Bölge İdare Mahkemesinin yürütmeyi durdurma kararı ile 27.01.2005 tarihinden itibaren tüm sigorta kollarına tabi olarak çalışmaya başladığı, Kurumca, anılan çalışma nedeni ile başlangıçtan itibaren yaşlılık aylıkları iptal edilerek 15.03.2003-21.08.2006 tarihleri arasındaki aylıkların yersiz ödendiği gerekçesi ile borç kaydedildiği ve tahsili için eldeki davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
İdari yargıda açılan iptal davaları sonunda idari işlemin iptaline karar verilmesi halinde; idare hukukunun özel hukuktan farklı ilke ve esasları çevresinde, iş bu iptal kararları geçmişe şamil olarak hüküm ve sonuçlarını yaratacağından idarece tesis edilen idari işlemin ve buna bağlı olarak yapılmış sair işlemlerin başlangıçtaki duruma getirilmesi gerekecektir.Somut olayda da, idari yargıda idarenin (işverenin) iş akdinin feshine ilişkin işleminin iptali ile göreve iade kararı verilmesiyle, iş akdi fesih tarihi itibariyle geçerlilik kazanacaktır.
Hizmet akdinin feshine ilişkin kamu işvereninin tek yanlı hukuksal işleminin iptal kararı ile yapıldığı tarihten itibaren ortadan kaldırılması, bunun doğal sonucu olarak da, hizmet akdinin fesih tarihi itibariyle yani başlangıçtan itibaren geçerlilik kazanması, giderek bu dönemde davalının ücret ödemesine açıklanan nedenlerle hak kazanması karşısında; hukuki nitelikçe geç ödenen geçmiş dönem ücreti niteliğindeki bu ödemelerin 506 Sayılı Kanun’un 77. maddesi hükmünde öngörülen prime esas kazançlar kapsamında bulunduğu da açıkça ortadadır.
Hal böyle olunca, Mahkemece öncelikle, idare mahkemesinin kararının kesinleşip kesinleşmediği araştırılıp, kesinleşmemiş ise kesinleşmesi beklenerek, verilen karar ile davalının başlangıçtan itibaren tüm sigorta kollarına tabi olarak çalışma hakkını ve bu çerçevede, ücretlerini hak edip etmediği belirlenerek, davalının Kuruma 506 sayılı Yasanın 63. maddesinin (B) bendi kapsamında sosyal güvenlik destek primine tabi olarak çalışma isteği yönünde seçimlik hakkını kullanmak amacı ile başvurusunun bulunup bulunmadığı araştırılarak, varılacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, açıklanan maddi ve hukuki esaslar gözetilmeden eksik araştırma ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir.
2-Kabule göre de,
A-Hizmet cetveline göre davalının tüm sigorta kollarına tabi çalışmalarının 27.01.2005 tarihinden itibaren gerçekleştiği gözetilerek, 27.01.2005-21.08.2006 tarihleri arasındaki dönem yönünden yaşlılık aylıklarının yersiz ödendiğinin kabulü ile sonuca gidilmesi gerekirken, çalışmanın bulunmadığı 15.03.2003-27.01.2005 tarihleri arasındaki döneme yönelik aylıkların da yersiz ödendiğinin kabulü ile hüküm kurulması;
B-5510 sayılı Yasanın 96. maddesi, “Kurumca işverenlere, sigortalılara, isteğe bağlı sigortalılara gelir veya aylık almakta olanlara ve bunların hak sahiplerine, genel sağlık sigortalılarına ve bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilere, fazla veya yersiz olarak yapıldığı tespit edilen bu Kanun kapsamındaki her türlü ödemeler;
a)Kasıtlı veya kusurlu davranışlarından doğmuşsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla on yıllık sürede yapılan ödemeler, bu ödemelerin yapıldığı tarihlerden,
b)Kurumun hatalı işlemlerinden kaynaklanmışsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla beş yıllık sürede yapılan ödemeler toplamı, ilgiliye tebliğ edildiği tarihten itibaren (Değişik ibare:13.02.2011-6111 S.K./44.mad) yirmi dört ay içinde yapılacak ödemelerde faizsiz, (Değişik ibare:13.02.2011 - 6111 S.K./44.mad) yirmi dört aylık sürenin dolduğu tarihten sonra yapılacak ödemelerde ise bu süre sonundan, itibaren hesaplanacak olan kanunî faizi ile birlikte, ilgililerin Kurumdan alacağı varsa bu alacaklarından mahsup edilir, alacakları yoksa genel hükümlere göre geri alınır…” hükmünü içermektedir.
Konuya ilişkin 5510 sayılı Yasa öncesi mevzuata bakıldığında, 506 sayılı Yasanın "Yersiz ve yanlış ödemelerin tahsili"ni düzenleyen 121. maddesinde yersiz ödeme halinde iade yükümünün kapsamını belirleyen bir düzenleme bulunmadığı gibi, anılan Yasa içeriğinde konuyu düzenleyen başka bir düzenlemenin de yer almadığı görülmektedir. 5510 sayılı Yasanın 96. maddesi ile 506 sayılı Yasada yer almayan yeni bir düzenleme getirilmiş, sebepsiz zenginleşmenin kasıtlı kusurlu davranıştan veya Kurumun hatalı işleminden kaynaklanmasına bağlı olarak istirdadı mümkün ödeme miktarları belirlenmiştir. Kapsam belirlendikten sonra, ilgilinin Kurumdan alacağı yoksa geri alma işleminin genel hükümlere göre yapılacağı öngörülmüştür. 5510 sayılı Yasanın geçici maddelerinde ise, yersiz ödemelerin tahsili konusunda önceki hükümlerin uygulanması gereğini öngören herhangi bir kural yer almamaktadır.
Belirtilen nedenlerle; 5510 sayılı Yasanın 96. maddesi hükmünün, Kurumun yersiz ödemeden kaynaklanan alacakları konusunda süren uyuşmazlıklara uygulanması gerekmektedir.
Somut uyuşmazlıkta, iadeyle yükümlü olunan tutarın belirlenmesinde, 5510 sayılı Yasanın 96. maddesiyle getirilen düzenleme, Borçlar Kanununun 63. maddesine göre sebepsiz zenginleşmede iade konusuna ilişkin özel bir düzenleme niteliğinde olup; zamanaşımı hükmü olarak nitelenmesine olanak bulunmadığından, iadenin kapsamını belirlerken, 5510 sayılı Yasanın 96. maddesi çerçevesinde değerlendirme yapılması zorunlu bulunmaktadır.
Hal böyle olunca, davalının yaşlılık aylığı tahsisinden sonra tüm sigorta kollarına tabi çalışarak, aylığının kesilmesi ya da sosyal güvenlik destek primine tabi çalışma yönünden Kuruma başvurusunun bulunup bulunmadığı araştırılarak, hatalı işlemin davalının mı, Kurumun mu kusurlu hareketinden kaynaklandığı tespit edilerek, anılan madde çerçevesinde davalının faizle sorumlu olduğu tarihin başlangıcının belirlenmesi gerekirken, hatalı değerlendirme sonucu, dava tarihinden itibaren yasal faiz alacağına hükmedilmesi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O hâlde, davacı Kurum vekili ile davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 10.06.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy