... adına Av. ... ile 1- ... adına Av. ..., 2- ... aralarındaki dava hakkında Bursa 5. İş Mahkemesinden verilen 30.05.2012 günlü ve ... 2012/441 K. sayılı hükmün, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
1 -) HMK’nun 27. madde hükmünde, çok açık bir şekilde vurgulanan temel kurala göre, mahkeme yanları dinlemeden, onların iddia ve savunmalarını bildirmeleri için usulüne uygun olarak davet etmeden hükmünü veremez. Onun içindir ki ,davetin ve özellikle yazılı şeklin davadaki önemi büyüktür. Gerek tebliğ işlemi, gerekse tebliğ tarihi, yasa ve tüzükte emredilen şekillerle kanıtlanabilir. Buradaki tek amaç, tebliğin muhatabına ulaşmasını ve onun tarafından kabul edilmesini sağlamaktır. Zira yazılı tebligat, davaya ilişkin işlemleri, o dava ile ilgili kişilere bildirmek için yapılan bir belgelendirme işlemidir. O halde, yasa ve tüzük hükümlerinin en ufak ayrıntılarına kadar uygulanması zorunludur.
19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı Kanunun 3. maddesi ile değişik 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 10/2. maddesine göre “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.”; Yine, 6099 sayılı Kanunun 5. maddesi ile 7201 sayılı Kanunun 21. maddesine eklenen ikinci fıkrasına göre, “Gösterilen adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olup, muhatap o adreste hiç oturmamış veya o adresten sürekli olarak ayrılmış olsa dahi, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza karşılığında teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırır. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır." 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 35/1. maddesine göre “Kendisine veya adresine kanunun gösterdiği usullere göre tebliğ yapılmış olan kimse, adresini değiştirirse, yenisini hemen tebliği yaptırmış olan kaza merciine bildirmeye mecburdur. Bu takdirde bundan sonraki tebliğler bildirilen yeni adrese yapılır.”şeklindeki düzenlenmiş ancak, yine 6099 sayılı Kanun ile değişik 7201 sayılı Kanunun 35/2. maddesi “ Adresini değiştiren kimse yenisini bildirmediği ve adres kayıt sisteminde yerleşim yeri adresi de tespit edilemediği takdirde, tebliğ olunacak evrakın bir nüshası eski adrese ait binanın kapısına asılır ve asılma tarihi tebliğ tarihi sayılır.” şeklinde düzenlenmiştir.
Tüm bu düzenlemeler gözetildiğinde, artık, adres kayıt sisteminde yazılı adresi bulunanlara, 7201 sayılı Kanunun 35. maddesine göre tebligat yapılamayacak; bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, adres kayıt sisteminde yazılı adresine, 21. maddenin ikinci fıkrasına göre tebliğ yapılması
gerekecek, eğer usulüne uygun tebliğ yapılmasından sonra, adres değişikliği halinde, yeni adresin bildirilmemesi ile birlikte adres kayıt sisteminde yerleşim yeri adresinin de tespit edilememesi halinde 7201 sayılı Kanunun 35. maddesine göre tebligat yapılabilecektir.
Somut olayda; davalılardan ...’e dava dilekçesinin tebliğ edildiği ... adrese gıyabi hükmün tebliğinde, “gösterilen adreste muhatabın oturmaması, adresinin bilinmemesi ve muhtarlık ikamet kaydının bulunmaması” nedeniyle iade gelmesi üzerine, anılan davalının adres kayıt sisteminde kayıtlı adresi olup olmadığı araştırılmadın, anılan davalıya Tebligat Kanunu’nun 35. maddesine göre gıyabi hükmün tebliğ edildiği görülmüştür.
Mahkemece, yukarıda belirtilen düzenlemeler ışığında, davalılardan ...’e, 6099 Sayılı Kanun ile değişik 7201 Sayılı Tebligat Kanununu uyarınca yöntemince gıyabi hükmün tebliğ yapılarak; usulüne uygun tebliğinin sağlanmasını takiben, temyiz süresi geçtikten ve 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesi yollamasıyla gerektiğinde Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 432. maddesindeki prosedür işletildikten sonra, anılan davalının, adres kayıt sisteminde kayıtlı olmadığının anlaşılması durumunda, önceki adresine Kanunun 35. maddesine göre yapılan tebliğ geçerli olacağından, başkaca bir şey yapılmaksızın gönderilmek üzere;
2 -) Davacı tarafından, davalı ... aleyhine açılan maddi ve manevi tazminat davasına ilişkin dosyanın onaylı suretinin celbedilerek, dosya içerisine alınmasından sonra gönderilmek üzere;
3 -) Kurumdan, davacıya ait hizmet cetveli, işe giriş bildirgeleri bulunduğu şahsi dosyası ile 506 sayılı Kanun kapsamında olduğu dönemler ve talep dönemi bordrolarının bulunduğu işyeri dosyasının celbedilerek, dosya içerisine alınmasından sonra gönderilmek üzere;
Dosyanın mahalline GERİ ÇEVRİLMESİNE, davalı SGK Başkanlığı vekilinin temyiz itirazlarının bu noksanlıklar giderilip dosya geldikten sonra incelenmesine, 07.05.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy