Mahkemesi :İş Mahkemesi
KARAR
Davacı, evine konulan haczin kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
6183 Sayılı Kanunun 54. maddesi hükmü uyarınca süresinde ödenmeyen amme alacağı tahsil dairesince cebren tahsil olunur. Amme borçlusunun borcuna yetecek miktarda mallarının haczedilerek paraya çevrilmesi de maddede belirtilen cebren tahsil şekillerinden birisidir. Bu bağlamda borçtan dolayı cebren tahsile geçmeden önce anılan Kanunun 55. maddesi hükmünde öngörülen bilgilerin tümünü içeren bir ödemeye çağrı yazısının “ödeme emri” nin tebliğ edilmesi yasal zorunluluktur. Bir başka ifade ile kamu alacağı için “ödeme emri” çıkarılmadan haciz uygulanması ve diğer cebren tahsil yollarına başvurulması kanuna aykırıdır.
6183 sayılı Yasanın 70. maddesine göre, borçlunun “haline münasip” evi haczedilemez. Bir meskenin borçlunun haline uygun olup olmadığı adı geçenin haciz anındaki sosyal durumuna ve borçlu ile ailesinin ihtiyaçlarına göre belirlenir. Buradaki “aile” terimi, geniş anlamda olup, borçlu ile birlikte aynı çatı altında yaşayan, bakmakla yükümlü olduğu kişileri kapsar. İş mahkemesince, borçlunun sözü edilenlerle birlikte barınması için zorunlu olan haline münasip meskeni temin etmesi için gerekli bedel bilirkişilere tesbit ettirildikten sonra, haczedilen yerin kıymeti bundan fazla ise satılmasına karar verilmeli ve satış bedelinden yukarıda nitelikleri belirlenen mesken için gerekli olan miktar borçluya bırakılmalı, kalanı alacaklıya ödenmelidir.
Bu kıstasları aşan nitelik ve evsaftaki yerlerle, makul ölçüleri geçen oda ve salonu kapsayan, ve ikamet için zorunlu öğeleri içeren bir meskenin dışındaki yerler, maddede öngörülen amaca aykırıdır. Borçlunun görev ve sıfatı, kendisinin yukarıda belirlenenden daha görkemli bir meskende ikamet etmesini gerektirmeyecektir.
Davacı, SGK Başkanlığı tarafından 6183 sayılı Yasaya göre yapılan takipte, 1502 ada 4 numaralı parseldeki A Blok 4. Kat. 9 numaralı bağımsız bölümün haline münasip ev olmasına rağmen haczedildiği gerekçesi ile meskeniyet iddiasının kabulüne ve haczin kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, davacının sosyal ekonomik durum araştırmasında evli ve bir çocuğunun bulunduğu, eşinin cezaevinde olduğu ve ailesinin geçimini sağladığı, bir başka haline münasip ev almaya ekonomik gücünün yetmeyeceği gerekçesi ile davanın kabulüne dair hüküm kurulmuştur. Yargılama aşamasında, Kurumdan 2007/12890-12891-12892-12893 sayılı takip dosyalarının celbedildiği, Kurum tarafından düzenlenen 18.02.2009 tarihli tapu sicil müdürlüğüne hitaben haciz bildirisinde 2007/12890, 2006/12910 ve 2007/1306 sayılı takipler üzerinden haciz işlemi yapıldığı, 2006/12910 ve 2007/1305 sayılı takip dosyalarının celbedilmediği, mahallinde yapılan keşifte, hazır edilen fen bilirkişisinin raporunda, keşif yapılan yerin 1502 Ada 1 numaralı parselde Melek hatun apartmanının 4. katında bulunan 13 numaralı mesken olduğuna ilişkin rapor düzenlediği, İnşaat mühendisi bilirkişi tarafından düzenlenen raporda ise : taşınmazın değerinin 72.279,00 TL olduğu, davacının ev hanımı olması, öğrenim durumu, geçimini kendi başına sağlayamayıp ailesinin sağlaması, yerleşim yerinin düşük ve orta sınıf kesime yönelik toplu konut alanı olup işçilik kalitesinin düşük bir ev olduğu, bu nedenlerle davacının haline münasip bir ev olduğuna dair kanaat bildirdiği, inşaat mühendisi bilirkişiden alınan ek raporda ise, dava konusu dairenin kat irtifakı kurulurken hata yapıldığından iki ada arasında maddi hata yapıldığını, keşif yapılan yerin doğru yer olduğuna ilişkin kanaat bildirdiği anlaşılmıştır.
Yukarıda belirtilen açıklamalara göre; mahkemece, öncelikle ödeme emirlerinin usulüne uygun tebliğ edilip, takibin kesinleşip kesinleşmediği araştırılması; takip kesinleşmemesi halinde haciz konulamayacağı gözetilmesi; haciz konulan meskenin tapu kaydında 1502 ada 4 numaralı parseldeki taşınmaz olmasına rağmen, 1502 ada 1 numaralı parseldeki taşınmaz üzerinde keşif yapıldığı görüldüğünden, 1502 ada 1 numaralı parselin tapu kayıtları celbedilerek malikinin davacı olup olmadığı araştırılması; 1502 ada 1 numaralı parseldeki taşınmazın davacıya ait olduğunun tespit edilmesi halinde, 1502 ada 4 numaralı parseldeki taşınmazda meskeniyet iddiasına itibar edilemeyeceği dikkate alınması; 1502 ada 1 numaralı parseldeki taşınmazın malikinin davacı dışında bir kişiye ait olması halinde ise, tapu kayıtlarında bir hata olup olmadığı yöntemince incelenmesi; meskeniyet iddiası ile ilgili olarak 6183 sayılı yasanın 70/11. maddesine göre, içinde emlakçılık yapan kişilerin bulunduğu bilirkişilerden rapor alınarak, taşınmazın bulunduğu İskenderun’da haline münasip bir evi alabileceği değerin tespitinden sonra bu miktar mahcuzun değerinden az ise mahcuzun satılarak, borçlunun haline münasip ev alması için gerekli bedelin kendisine, artanın alacaklıya ödenmesine, satışın borçlunun haline münasip ev alabileceği miktardan az olmamak üzere yapılmasına karar verilmesi
gerekirken, eksik inceleme ile, belgeleriyle dayanak göstermeyen yetersiz bilirkişi raporuna dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 14.05.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy