Mahkemesi :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
Davacı kurum, iş kazası sonucu ölen sigortalı işçinin hak sahiplerine bağlanan gelirlerin tamamının 506 Sayılı Yasanın 26 ve 87. maddeleri uyarınca tazminine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, yazılı biçimde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, ... A.Ş, ... A.Ş, ... A.Ş’den oluşan davalı ortak girişim avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Dava, iş kazasından doğan rücu tazminatı istemine ilişkin olup, 506 Sayılı Kanunun 26/1.inci maddesindeki “....sigortalı veya hak sahibi kimselerin işverenden isteyebilecekleri miktarlarla sınırlı olmak üzere...” bölümünün, ... Mahkemesince 23.11.2006 tarih ve 2003/10 Esas 2006/106 Karar sayılı kararı ile iptal edilmiş olması karşısında, Kurumun bu maddeden doğan rücu hakkının, “halefiyete” değil, “kanundan doğan basit rücu hakkına” dayandığının kabul edilmesi ve bu kabul çerçevesinde, Kurumun rücu alacağının, ilk peşin değerin kusura tekabül eden miktarıyla sınırlı bulunmasına, öte yandan, kesinleşen önceki rücu davalarında hükmolunan miktarın mahsubu yapılırken, sigortalıya bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değerinin esas alınması gerektiğine; şayet ilk peşin sermaye değerli gelirle birlikte artışlara da hükmedilmişse, artışların hükmolunacak rücu tazminatından mahsup edilmesine olanak bulunmamasına, bu çevrede meseleye fiili ödemeler açısından bakıldığında ise fiili ödemenin mevcudiyeti halinde, kurumun talep edebileceği miktarın hesabının da aynı şekilde gerçekleştirilmesi gerekmekte olup; şayet ilk peşin sermaye değerli gelirin kusur karşılığı, fiili ödeme miktarından düşük ise o takdirde ilk peşin sermaye değerine itibar edilmesi; aksine fiili ödeme miktarı ilk peşin değerden düşük ise o takdirde de fiili ödeme miktarının esas alınması gerektiğine göre, mahkemece, ... Mahkemesinin iptal kararının derdest davalara uygulanması gerektiği gerekçe gösterilerek, ayrıca 506 Sayılı Yasanın 87. maddesinde öngörülen koşulların varlığı kabul edilerek yargılama yapılıp, hüküm tesis edilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Dosya içeriğinden, ...-... otoyolunun, ...-.. kesiminin inşaat işini davalı ortak girişimin ihale ederek 06.07.2000 tarihinde işe başladığı, ortak girişim tarafından bu iş içinde yer alan ... viyadüğü, ... viyadüğü ve ... viyadüğünün, “kalıplı beton işçiliği” işinin 15.08.2000 tarihli taşeronluk sözleşmesiyle davalı ... ... ... İnş. Limited Şirketi’ne verildiği, ölen sigortalı ...’ın davalı Taşeron ... Limited Şirketi’nin kalıp ustası olduğu, ... viyadüğünün 21 no’lu ayağının başlık kirişinin, beton kalıp dökme işini yapmak üzere, başlık kirişi üzerinde kurulu ve yerden yaklaşık 17 metre yükseklikteki iskele üzerinde çalışırken, kalıp yüzeyi üzerine dökülen betonun katılaşarak sabitlenmesi sağlanmadığından ve talimatnamede belirtildiği gibi her 30 santimetrede 45 ila 60 dakika beklenmeden ve beton kıvamının taşeron firma beton formeni tarafından onaylanması sağlanmadan döküm yapıldığı, akışkan olan betonun basınçla kalıbı patlatıp aynı zamanda iskelenin çökmesine neden olduğu, iskeleden düşen yedi kişiden sigortalı dahil dördünün öldüğü, üçünün ise yaralandığı, ... 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2006/98 E. sayılı dosyası ile; asıl işveren ortak girişimin proje koordinatörü ..., sanat yapıları şefi ..., inşaat teknikeri ..., Fırat yapıları şefi ..., proje müdürü ... ile taşeron Limited Şirketinin şirket müdürü ..., şantiye şefi ..., formen ve davalı ... aleyhine kamu davası açıldığı, her birinin 1/8’er kusurluluğuna ve ayrı ayrı mahkumiyetlerine dair kararın kesinleştiği, sigorta müfettişi tarafından asıl işveren ortak girişim ve taşeron şirket hakkında 26/1. maddenin uygulanması gerektiğinin bildirildiği, iş müfettişi raporunda ise ortak girişim ile taşeron limitet şirketin birlikte olarak %75, taşeron şirket formeni ve davalı ...’ın %15, taşeron şirketin ekip başı olup, aynı kazada ölen ...’ın %10 kusurlu olduğunun belirtildiği, hükme esas alınan 13.06.2010 tarihli kusur raporunda ise asıl işveren ortak girişim ve taşeron ... Limited Şirketinin müştereken %75, davalı ...’ın %15, ölen sigortalının %10 kusurlu olduğu belirtilip, iş müfettişi raporundaki oranların aynen teyit ve tekrar edildiği, mahkemece de %90 kusura göre düzenlenen 24.12.2009 tarihli hesap raporu dikkate alınarak yazılı biçimde hüküm tesis edildiği anlaşılmaktadır.
Borçlar Kanunu’nun 53. maddesi hükmüne göre; hukuk hâkimi kusur olup olmadığına karar vermek için ceza hukukunun mesuliyete dair hükümleri ile bağlı olmadığı gibi kusurun takdiri ve zararının miktarını tayin hususunda da ceza mahkemesi kararı ile bağlı değildir. Ancak, kesinleşen ceza mahkemesi ilamında saptanmış olan maddi olguların hukuk hakimini de bağlayacağı tartışmasızdır. Yukarıda adı geçen dava dışı yöneticilerin ceza mahkemesince kusurlu bulunup mahkum olması ve hükmün kesinleşmesi karşısında adı geçenlerin kusursuzluğundan
söz edilemeyeceği gibi münasip oranda bir miktar kusurlu sayılmasında da zorunluluk bulunmaktadır. Hükme dayanak kılınan 13.06.2010 tarihli kusur raporu, ceza davasında mahkum olanlara ilişkin kusur oranlarını içermediğinden yetersiz bulunmuştur. Mahkemece, işçi sağlığı ve iş güvenliği konularında uzman bilirkişi heyetinden ceza davasında kesinleşen maddi olgular da değerlendirilerek tarafların kusur oran ve aidiyeti konusunda yeniden rapor alınıp sonucuna göre hüküm kurulması gerekir. Kusur raporu düzenlenirken, aynı iş kazası nedeniyle ...Asliye Hukuk Mahkemesinin 2008/153 E. 2010/688 K. sayılı dosyasında görülen rücu davasına dayanak kılınan 16.07.2010 tarihli kusur raporu da gözetilmelidir. Kuşkusuz, hükmü temyiz etmeyen davalı ... ile davalı ...Teknik Kalıp İnşaat Limited Şirketi yönünden kusura ilişkin olarak Kurum lehine oluşan usuli kazanılmış hak durumunun gözden uzak tutulmaması gerekir.
O hâlde; ... A.Ş, ... A.Ş, ... A.Ş’den oluşan davalı ortak girişim avukatının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalılardan ... A.Ş., ... A.Ş. ve ... A.Ş'ye iadesine, 30.04.2013 gününde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy