Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava, ödeme emirlerinin iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, sair temyiz itirazlarının REDDİNE;
01.10.2008 tarihinden önce tahakkuk eden prim borçları nedeniyle davanın yasal dayanağı 506 sayılı Yasanın 80. maddesi olup, mahkemece yapılan araştırma hüküm kurmaya yeterli değildir. Mahkemece öncelikle, Ticaret Sicil Müdürlüğünden şirket ana sözleşmesi ve tüm kayıtlar celp edilmeli, 2002 yılı 6. ay ile 25.04.2007 tarihleri arasında davacının şirkette temsil ve ilzama yetkili olup olmadığı ve bu yetkisinin başladığı ve bittiği tarihler tereddütsüz olarak belirlenmelidir.
Anılan maddeye göre, sigorta primlerini haklı sebepleri olmaksızın, birinci fıkrada belirtilen süre içerisinde tahakkuk ve tediye etmeyen kamu kurum ve kuruluşların tahakkuk ve tediye ile görevli kamu görevlileri mesul muhasip, sayman ile tüzel kişiliği haiz diğer işverenlerin üst düzeydeki yönetici veya yetkilileri kuruma karşı, işverenleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludurlar. Bu özel düzenleme karşısında, davacının temsil ve ilzama yetkili olduğu tarihler arasındaki dönemde şirketin borçlarından işveren ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olacağı anılan Yasa gereğidir.
Öte yandan, 506 sayılı Yasanın 80. maddesi primlerin zamanında ve düzenli olarak tahsilini sağlamaya yönelik olup, anılan maddenin 1. fıkrası hükmüne göre, işveren, bir ay içinde çalıştırdığı sigortalıların primlerine esas tutulacak kazançlar toplamı üzerinden bu Kanun gereğince hesaplanacak prim tutarlarını ücretlerinden kesmeye ve kendisine ait prim tutarlarını da bu miktara ekleyerek en geç ertesi ayın sonuna kadar Kuruma ödemeye mecburdur. Süresinde ödenmeyen prim ve diğer kamu alacakları, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Yasa
hükümleri uyarınca Kurumca tahsil edilecektir. Aynı maddenin 12. fıkrasına göre de; sigorta primlerini haklı sebepleri olmaksızın, birinci fıkrada belirtilen süre içerisinde tahakkuk ve tediye etmeyen kamu kurum ve kuruluşların tahakkuk ve tediye ile görevli kamu görevlileri mesul muhasip, sayman ile tüzelkişiliği haiz diğer işverenlerin üst düzeydeki yönetici veya yetkilileri kuruma karşı, işverenleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludurlar.
506 sayılı Yasanın 80. maddesi hükmünün, 08.12.1993 tarihinde yürürlüğe giren 3917 sayılı Yasayla değiştirilmesinden önceki dönemde; prim alacağı ve gecikme zamları yönünden Kurumun alacağı Borçlar Yasasının 125. maddesi uyarınca 10 yıllık zamanaşımı süresine tabidir. Zamanaşımının başlangıç tarihi ise yine Borçlar Yasasının 128. maddesi gereğince alacağın muaccel olduğu tarihtir ve zamanaşımının kesilmesi ve durdurulmasına ilişkin Borçlar Yasasının 132. ve ardından gelen maddeleri de burada aynen geçerlidir.
506 sayılı Yasanın 80. maddesinde 3917 sayılı Yasayla yapılan değişiklik ile, Kurumun süresi içinde ödenmeyen prim ve diğer alacaklarının tahsilinde 6183 Sayılı Yasa hükümlerinin uygulanacağı öngörülmüştür. 6183 sayılı Yasanın 102. ve devamı maddeleri uyarınca zamanaşımı süresi 5 yıl olup, zamanaşımı süresinin başlangıcı, alacağın vadesinin rastladığı takvim yılını izleyen yılbaşı olarak belirlenmiştir.
06.07.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5198 sayılı Yasa ile bu konuda yeniden bir düzenleme yapılmış, Kurumun süresi içinde ödenmeyen prim ve diğer alacaklarının tahsilinde 6183 sayılı Yasanın 51. maddesi ile birlikte 102. maddesinin uygulanmayacağı hükme bağlanarak 3917 sayılı Yasayla yapılan değişiklikten önceki 10 yıllık zamanaşımı dönemine geri dönülmüştür.
Davaya konu somut olay ve yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler gözetildiğinde; dava konusu yapılan özellikle 2004/10338 takip sayılı dosyadan gönderilen 89.901,90 TL. miktarlı, 2005/10686, 2005/14129 ve 2005/10683 takip sayılı dosyalardan gönderilen ödeme emirlerindeki 2004 yılı 5. ay ve öncesine ilişkin prim ile gecikme zammı alacakları için 08.12.1993 tarihinde yürürlüğe giren 3917 sayılı Kanunla getirilen düzenlemenin geçerli olmasına göre, alacağın vadesinin rastladığı takvim yılını izleyen yılbaşından itibaren ödeme emirlerinin tebliğ edildiği 29.06.2010 tarihi itibariyle 5 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmiş olması, isabetsiz bulunmuştur.
Yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde mahkemenin yapacağı iş; davaya konu ve belirtilen her bir ödeme emri bakımından ayrı ayrı değerlendirme yapılarak, iptali gereken dönemler, bu dönemlere ilişkin olarak davacının ödeme emirlerinden sorumlu olduğu ve iptali gereken miktarlar belirlendikten sonra, davacının sorumlu olmadığı dönemlere tekabül eden miktar üzerinden ödeme emirlerinin iptaline karar verilmesi gerekir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin eksik araştırma sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istem halinde davacıya iadesine, 27.05.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy