Mahkemesi :Asliye Hukuk(İş) Mahkemesi
Dava, davacının davalı işveren nezdinde, 04.10.1997-28.5.2004 tarihleri arasında (6 yıl, 7 ay, 24 gün) çalıştığının tepiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalılar avukatları tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun geçici 7/1. maddesi hükmü ve genel olarak Kanunların geriye yürümemesi (geçmişe etkili olmaması) kuralı karşısında davanın yasal dayanağının 506 sayılı Kanun, giderek 79. madde olduğu kabul edilmelidir.
Davanın yasal dayanağı olan 506 sayılı Kanunun 6. maddesinde ifade edildiği üzere, "sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamaz ve vazgeçilemez." Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğinin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin davalar, kamu düzenine ilişkin olduğundan, özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde re'sen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır.
Ayrıca, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun ... Esas, 2003/97 Karar ve 26.02.2003 tarihli kararında ayrıntıları açıklandığı üzere; kural olarak işe giriş bildirgeleri ve ücret ödeme bordroları sigortalının imzasını içermelidir. Sigortalı, anılan belgeleri hile, hata veya manevi baskı altında imzaladığını ileri sürmemiş veya imzanın kendisine ait olmadığını yada kesintisiz çalıştığını söylememiş ise, birden fazla işe giriş bildirgesinin varlığı ve işyerinden yapılan kısmi bildirimler, sigortalının o işyerinde kesintili çalıştığına karine oluşturur. Bu karinenin, aksinin, ancak, eş değerde delillerle kanıtlanması gerekmekte olup tanık sözlerine değer verilemez.
İddia edilen çalışmasının gerçekliği, işin ve işyerinin kapsam ve niteliğiyle süresinin belirlenebilmesi amacıyla; dava konusu dönem içerisinde dava dışı işverenlerin Kuruma bildirdiği çalışmalarla ilgili tüm belgeler davalı kurumdan; puantaj kayıtları ve ücret tediye bordrolarının asılları işverenlerden getirtilmeli, iş bu belgelerden sigortalının imzasını içerenler yönünden imzanın aidiyeti davacı tarafından kabul edilenler ile inkar edilip de aidiyeti ehil bilirkişi incelemesiyle saptananlardan yine davacı tarafından hata - hile - ikrah durumu iddia ve ispat edilemeyenler bakımından, işbu yazılı belgelerin aksi eşdeğerde delillerle kanıtlanması için davacıya delilleri sorulmalı; dava konusu dönemde
farklı işyerlerinden Kuruma bildirilen çalışmaların gerçekliği araştırılmalı, davacının, kendisine aylık ücret ödemesi yaptıklarını iddia ettiği kuruluşlardan buna ilişkin bilgi ve belgeler getirtilmeli; dava konusu dönemde davacı ile birlikte çalışan ve işverenlerin bordrolarında kayıtlı kişiler ile, bu kişilere ulaşılamaması durumunda aynı yörede komşu veya benzeri işleri yapan başka işverenler ve bu işverenlerin çalıştırdığı bordrolara geçmiş kişiler saptanarak bilgi ve görgülerine başvurulmalı; bunun dışında sigortalının kayıtlarda gözükmeyen çalışmalarının hangi nedenlerle kayıtlara geçmediği ya da bildirim dışı kaldığı hususu önemle araştırılmalı, tespiti istenen dönemde davalı işyerinde Kurum müfettişlerince inceleme yapılıp yapılmadığı sorulmalı, inceleme yapılmışsa belgeler getirtilmeli, yargılama sürecinde dinlenen tanık anlatımlarının değerlendirilmesinde, iş yerinin kapsamı, kapasitesi ve niteliği nazara alınmalı, hakdüşürücü süre irdelenmeli, böylece bu konuda gerekli tüm soruşturma yapılarak uyuşmazlık konusu husus, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip; deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir.
Yukarıda belirtilen ilkeler kapsamında somut olaya bakıldığında, yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli değildir. Öncelikle, davalı işyerinden 17.8.2000-31.8.2000 tarihleri arasında 15 günlük hizmet bildirimi bulunan davacının, çalıştığı işyerlerinin nitelikleri, yapılan işin konusu ve süreleri hiçbir tereddüte yer vermeyecek şekilde ortaya konulmalı; bu yönde 6100 sayılı HMK'nın 31. ve 144. maddeleri kapsamında davacı tarafın davalı tarafa ait olduğu iddia edilen besicilik işyerinde de çalışmaların geçtiğine dair bir iddiası ve dayanakları olup olmadığı saptanmalıdır. Bu yönde de iddianın varlığı halinde, anılan besihaneye dair gerek davalı Kurumdan, gerekse diğer kurumlardan (vergi dairesi, veteriner hekimlik, ilçe tarı vb)alınan bilgiler, öncelikle işverenin kim olduğu hususu dahil değerlendirilmelidir. Yine çırçır fabrikasının ve aynı alanda faaliye gösterildiği ifade edilen domates kurutma işinin faaliyet dönemi, faaliyette bulunmasa da sürekli orada çalışanlar bulunup bulunmadığı, davacının bunlardan yada bunlara hizmet veren(aşçı gibi) kimselerden olup olmadığı, gerektiğinde fabrika ile iş yapan özel firma ve kişiler de araştırılmak suretiyle belirlenmelidir.Bu yönde anılan işyerleri/ işyerlerinin sürekli mi mevsimlik mi olduğu hakkında özellikle Kurum kayıtları ve vergi kayıtları gözetilmelidir.
Mahkemenin, yukarıda açıklanan esaslar doğrultusunda araştırma yaparak elde edilecek sonuca göre karar vermesi gerekirken, eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davalılar vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalılardan ...'ne iadesine, 21.05.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy