Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava, tevkifata dayalı olarak 2926 sayılı Kanun kapsamında ... ... sigortalılığının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmün, davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davacı, avukatı aracılığı ile verdiği dava dilekçesinde; tevkifata dayalı olarak 18.05.1996 tarihinden itibaren 2926 sayılı Kanun kapsamında ... ... sigortalısı olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ise, kesin süreye rağmen delillerin ibraz edilmediğini, ayrıca davanın ispatına yönelik bilgi ve belgelerin getirilmesi için gerekli masrafların da yatırılmadığını gerekçe göstererek, ispatlanamayan davanın reddine hükmetmiştir.
Davanın yasal dayanağı olan 2926 sayılı Kanunun “Sigortalılığın başlangıcı ve zorunlu oluşu” başlığını taşıyan 5 inci maddesinin birinci fıkrasında, “2 inci madde kapsamına girenler, on sekiz yaşını doldurdukları tarihi takip eden yılbaşından itibaren sigortalı sayılırlar. Ancak, 7’nci maddede belirtilen süre içinde kayıt ve tescillerini yaptırmayan sigortalıların hak ve yükümlülükleri kayıt ve tescil edildikleri tarihi takip eden aybaşından itibaren başlar.”, ikinci fıkrasında, “Bu suretle sigortalı olmak hak ve yükümlülüğünden vazgeçilemez ve kaçınılamaz.” hükmü öngörülmüş olup; sigortalı olmak, kamu düzenine ilişkin, kişiye bağlı, vazgeçilemez ve kaçınılamaz hak ve yükümlülük doğuran bir hukuksal statü meydana getirmektedir. Kişilerin ve ... güvenlik kuruluşlarının bu statünün oluşumundaki rolü, yenilik doğurucu ve iradi bir durum değil, kanun gereği kendiliğinden oluşan statüyü belirlemekten ibarettir.
Davacı, dava dilekçesinde; delil olarak ... sicil dosyasına, ... Odası kaydına, tapu kayıtlarına, şeker fabrikası yazısına, isim bildirmeksizin tanık beyanlarına, bilirkişi incelemesine ve sair delillere dayanmıştır. Anılan deliller, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 323. maddesinde yargılama giderlerine konu olabilecek deliller olarak öngörülmüştür. Diğer taraftan, anılan yasanın “Delil ikamesi için avans” başlığını taşıyan 324. maddesi; taraflardan her birinin ikamesini talep ettiği delil için mahkemece belirlenen avansı, verilen kesin süre içinde yatırmak zorunda olduğunu, taraflardan birinin yerine getirmediği avans yükümlülüğünün diğer tarafça yatırılabileceğini, aksi halde talep olunan delilin ikamesinden vazgeçilmiş sayılacağını, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği dava ve işler hakkındaki hükümlerin ise saklı olduğunu düzenlemiştir. Aynı yasanın “Resen yapılması gereken işlemlere ilişkin giderler” başlığının taşıyan 325. maddesi ise; tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği dava ve işlerde, hâkim tarafından resen başvurulan deliller için gereken giderlerin bir haftalık süre içinde taraflardan birisi veya belirtilecek oranda her ikisi tarafından ödenmesine karar verileceği, belirlenen süre içinde bu işlemlere ait giderleri karşılayacak miktarda avans yatırılmazsa, ileride bu gideri ödemesi gereken taraftan alınmak üzere hazineden ödenmesine hükmedileceği düzenlemesini içermektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2010/9-491 E. 2010/593 K. sayılı ilamında da “...... yargı sistemine göre, hukuk yargılamasında hakim kendiliğinden bir dava inceleyip, uyuşmazlığı çözemez. Bunun kaçınılmaz bir sonucu olarak da, hakim tarafların istekleriyle bağlı tutulmuştur (HUMK m.72, m.75). Öyleyse- kamu düzenin gerektirdiği haller dışında- hâkimin resen yargılamayı sürdürmesi olanaklı olmadığına, ... kanunlarımızda hakimin resen araştırma yapabileceği hallere de yer verilmiştir. Bu gibi hallerde olayın özelliğine göre hâkim, incelemelerin gerektirdiği masrafların taraflarca ödenmemesi halinde sonradan haksız çıkan taraftan alınmak üzere Hazineden ödenek isteyip gereğini yerine getirir (HUMK m.415). ” hükmüne yer verilmiş, aynı değerlendirme, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2011/13-701 E. 2012/6 K. sayılı ilamında da tekrarlanmıştır.
... güvenlik hakkı, kaynağına anayasanın 60. maddesinden alan temel nitelikte bir haktır. Bu sebeple ... güvenlik hukuku kamu hukuku disiplini içinde yer alan idare hukukunun bir dalı olup, hâkimin bakmakta olduğu davanın çözümü için gerekli bütün delillere kendiliğinden başvurması gerekir. Bu husus ... yargı sisteminde, hukuk hâkiminin davayı kendiliğinden inceleyerek çözüme kavuşturamayacağı ve delillerin taraflarca hazırlanması gerektiğine dair kuralın istisnasını teşkil eder.
Açıklanan nedenlerle gerçeğe ulaşabilmek için ve ... güvenlik hakkını gecikmeden sigortalı veya hak sahibine teslim edebilmek için kamu düzenine dayanan resen araştırma ilkesinden hareketle HMK’nın 325. maddesi gereği ileride bu gideri ödemesi gereken taraftan alınmak üzere takdir edilen yargılama giderinin Devlet hazinesinden ödenmesine karar verilmesi ve gerekli araştırmalar yapılarak sonucuna göre bir hüküm tesis edilmesi gerekir.
Yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulduğunda; mahkemece, verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğu belirgin olup, bozulması gerekmektedir.
O hâlde, davacı avukatının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, Başkan ... ve Üye ...’in muhalefetine karşı Üye ..., Üye ... ve Üye ...’ın oylarıyla 30.04.2013 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
-KARŞI OY-
Dava, 2926 sayılı Kanun kapsamında ... ... sigortalılığın tespiti istemidir.
Mahkemece, delillerin toplanması için verilen kesin sürede, davacı tarafından masraf yatırılmadığı ve mevcut deliller ile dava ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Daire çoğunluğu ile aramızdaki ihtilaf, sigortalılık süresinin tespiti davasının, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği dava ve işlerden olup olmadığı, giderek deliller için gereken giderlerden tarafların sorumlu olmayıp Hazineden ödenmesi gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.
Davada harçlar ve masraflar kural olarak, davada haksız çıkan ve bu sebeple aleyhine hüküm verilen tarafa yüklenmek üzere, ilgili işlemin yapılmasını talep eden kişi tarafından peşin olarak ödenecektir.
6100 sayılı HMK’nun 190. maddesine göre “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.” Dairemizin yerleşik uygulamasına göre, sigortalılık sürelerinin tespiti davaları, kamu düzenine ilişkindir ve resen araştırma ilkesi uygulanır. Resen araştırma ilkesi, hâkimin, taraf delilleri ile bağlı olmayıp kendisinin de resen araştırma yapıp delil toplayabilmesidir.
Sigortalılık süresinin tespiti davalarını, ispat hukuku açısından değerlendirmek gerekir. Öncelikle, ispat yükü kendi lehine hukuki sonuç elde etmek isteyen davacıdadır. Taraflar, delillerini ve tanıklarını bildirecek, mahkeme taraf delillerini toplayacak ve tanıklarını dinleyecektir. Ayrıca, bu tür davalar kamu düzenine ilişkin olup resen araştırma yapabileceğinden taraf delilleri ile yetinmeyip kendisi de resen ihtiyaç duyduğu delilleri toplayabilecektir. Taraf delilleri ve resen araştırma sonucu elde edilen deliller birlikte değerlendirilip karar verilecektir.
HMK 194. maddeye göre, taraflar, dayandıkları vakıaları, ispata elverişli şekilde somutlaştırmalıdırlar. Tarafların, dayandıkları delilleri ve hangi delilin hangi vakıanın ispatı için gösterildiğini açıkça belirtmeleri zorunludur.
Sigortalılık süresinin tespitini dava eden taraf, hangi delillere dayandığını mahkemeye bildirmek zorundadır. Resen araştırma ilkesi olduğu beyan edilerek tüm araştırma ve delil toplanmasını mahkemeye bırakılamaz. Aksi halde dava ispatlanamamış sayılır.
2926 sayılı Kanun kapsamında olarak ... ... sigortalılık süresinin tespiti davasında, anılan kanunun 10. maddesine göre ise, kayıt ve tescil işlemlerinde valilik, kaymakamlık, özel idare, belediye, muhtarlık ve nüfus idareleri kayıtları ile diğer kamu kurum ve kuruluşlarının, kanunla kurulu meslek kuruluşlarının, ... satış kooperatifleri ve birliklerinin ... Fabrikaları Anonim Şirketi ve ... kesimine yönelik faaliyette bulunan milli bankaların kayıtlarının esas alınacağı bildirilmiştir. Bu kayıtların tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışmanın yasal karinesi olduğu kabul edilmiştir. Yani, davacının sicil dosyası, oda, kooperatif, tapu kayıtları, ürün satış belgeleri, nüfus kaydı, banka kayıtları, tanık beyanları gibi kamu kurum ve kuruluşları nezdindeki bazı belgelere ihtiyaç duyulması, davanın sübuta ermesi için zorunlu unsurlardandır ve mahkemece bu delillerin toplanacağı taraflarca da bilinmelidir.
Somut olayımızda, davacı, sicil dosyası, bilirkişi incelemesi, ... Oda kaydı, tapu kayıtları, şeker fabrikası yazısı, tanık beyanları delillerine dayanmıştır. Bu nedenle belirtilen deliller taraf delilidir.
6100 sayılı HMK’nun “Resen Yapılması Gereken İşlemlere İlişkin Giderler” başlığı altında 325. madde; “Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği dava ve işlerde, hâkim tarafından resen başvurulan deliller için gereken giderlerin, bir haftalık süre içinde taraflardan birisi veya belirtilecek oranda her ikisi tarafından ödenmesine karar verilir. Belirlenen süre içinde bu işlemlere ait giderleri karşılayacak miktarda avans yatırılmazsa, ileride bu gideri ödemesi gereken taraftan alınmak üzere Hazineden ödenmesine hükmedilir. “
Maddede, delil veya delillerin Hazine tarafından karşılanabilmesi için şu şartlar belirlenmiştir.
1-Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği dava ve işler olmalı,
2-Hâkim tarafından resen başvurulan deliller olmalı,
3-Bir haftalık süre içerisinde taraflardan birisi veya belirtilecek oranda her ikisi tarafından ödenmemiş olması
Sigortalılık süresinin tespiti davaları, ispat hukuku yönünden çekişmeli yargıya tabidir ve kamu düzenine ilişkindir. Hâkim, taraf beyanları ve delilleri ile bağlı olmayıp resen araştırma yaparak sonuca ulaştığı davalardır. Esasında Devlet (... Güvenlik Kurumu) ile vatandaş (sigortalı) arasında çıkan uyuşmazlıktır. Yani, sigortalıların, ...’dan talepleri karşılanmadığı takdirde yargı kararı ile sonuca ulaşılmak istenmektedir. ...’nun vatandaşların durumlarını resen veya müracaat üzerine inceleyerek ... güvenlik kapsamına dâhil olup almadıklarına karar vermek görevi vardır. Bu anlamda, sigortalı olmak hak ve yükümlülüğünden vazgeçilemez ise de, Kurumca kabul edilmeyen sigortalılık sürelerinin mahkeme kararı ile tespitinde yasal zorunluluk yoktur. Dava açmak, açılmış davayı takip etmek sigortalının ihtiyarındadır.
Yukarıda belirtildiği gibi, sigortalılık süresinin tespiti için gereken delillere tarafların dayanması ve ibrazı zorunludur. Somut olayımızda olduğu gibi, mahkemenin masrafını istediği deliller taraf delilidir ve hâkimin resen başvurduğu deliller değildir. Aksi halde, kamu ile uyuşmazlığı içeren tüm davalarda, yargılama masrafları Hazinece karşılanması gerekir. Aynı zamanda, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği dava ve işler kabul edilmesi halinde davanın açıldığı sırada yatırılması zorunlu bulunan gider avansının da (HMK madde 114,120.) yatırılmaması ve Hazinece karşılanması sonucunu doğurur. Yani, sigortalılığın tespiti davalarında masraf verme zorunluluğu kalkmış olur.
Yukarıda belirtilen nedenlerle, mahkeme tarafından masrafı talep edilen delillerin, çekişmeli yargıya tabi taraf delili olduğu, davanın sübuta ermesi için taraflarca da bilinen/bilinmesi gereken yasal deliller olduğu, mahkeme kararının onanması gerektiği düşüncesinde olduğumuzdan sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyoruz.
Full & Egal Universal Law Academy