Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava, rücuan tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davacı Kurum, trafik-iş kazası sonucu ölen sigortalı işçi ...’nin hak sahiplerine bağlanan gelirler ile yapılan cenaze yardımından oluşan sosyal sigorta yardımlarının davalı Güvence Hesabından 506 sayılı Kanunun 26/2. maddesi uyarınca rücuan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
05.02.2001 tarihinde, Merter Semtindeki bir fabrikadan Kartal İlçesindeki bir depoya ticari mal götürmekle görevlendirilen tır şoförü sigortalının, gece saatlerinde depoya ulaşması nedeniyle aracının boşaltılamadığı, bu nedenle sigortalıya sabahı beklemesi talimatı verildiği, aynı gün saat 23:00 sıralarında E5 Karayolu yan yol bariyerleri arasında ölü olarak bulunduğu anlaşılmaktadır.
Davacı Kurum, trafik-iş kazası sonucu ölen sigortalı işçi Dursun Çiftçi’nin hak sahiplerine bağlanan gelirler ile yapılan cenaze yardımından oluşan sosyal sigorta yardımlarının davalı Güvence Hesabından 506 sayılı Kanunun 26/2. maddesi uyarınca rücuan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Yapılan yargılama sırasında; kusur bilirkişi tarafından olayın nasıl ve hangi koşullarda meydana geldiği anlaşılamadığından teknik olarak kusur oranlarının belirlenemediği bildirilmiştir. Bunun üzerine, sigortalının kesin ölüm sebebi olayın hemen akabinde yapılan harici muayene sonucunda “trafik kazası sonucu husulü mümkün genel beden travması sonucu gelişen beyin kanaması” olarak belirlendiği halde, mezar açılmak suretiyle bu defa yapılan klasik otopsi sonucu Adli Tıp Kurumu 1. İhtisas Kurulu tarafından benzer şekilde sigortalının ölüm sebebi “genel beden travmasına bağlı kafatası, sakrum, ekstremite kırıklarıyla birlikte kafa içi değişimler” olarak belirlenmiş, Mahkemece, davalının kusuru belirlenmeksizin alacağın tümünden sorumlu olduğundan bahisle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Kanun’un 26/2’nci maddesinde; iş kazası veya meslek hastalığı, üçüncü bir kişinin kasıt veya kusuru yüzünden olmuşsa, Kurumca bütün sigorta yardımları yapılmakla beraber zarara sebep olan üçüncü kişilere ve şayet kusuru varsa bunları çalıştıranlara rücu edileceği yönünde düzenleme yapılmıştır. 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nun 14’üncü maddesi uyarınca; motorlu araçların neden oldukları kazalarda zorunlu trafik sigortalara ilişkin olarak trafik sigortalısının tespit edilememesi halinde ortaya çıkan bedensel zararlar Türkiye Sigorta, Reasürans ve Emeklilik Şirketleri Birliği nezdinde oluşturulan Güvence Hesabından geçerli teminat miktarları kadar karşılanmaktadır. Bir başka deyişle; Güvence Hesabı’nın sorumluluğu kimliği tespit edilemeyen araç sürücüsünün kusuru oranında ve kaza anında geçerli zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçe limitleri ile sınırlıdır.
Öte yandan; Türk Medeni Kanunu’nun 6’ncı maddesi uyarınca; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.” Bu bağlamda, ispat külfeti davacı Kurumda olup, hem olayın oluşunu hem de oluşumunda dava dışı kimliği belirlenemeyen sürücünün kusurunun bulunduğunu kanıtlamak durumundadır.
Yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular ışığında; davacı Kuruma olayın oluşunu ve olayın dava dışı kimliği belirlenemeyen sürücünün kusurundan ileri geldiğini kanıtlaması hususunda olanak sağlanarak, gösterilen deliller toplandıktan sonra; kimliği tespit edilemeyen araç sürücüne atfedilebilecek kusur tespit edilmesi durumunda, anılan kusur oranında ancak olay tarihinde geçerli zorunlu mali sorumluluk sigorta limitin ile sınırlı olmak üzere davalı Güvence Hesabının sorumluluğuna karar verilmelidir.
Mahkemece, açıklanan maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin eksik inceleme ve araştırma sonucunda yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 24.05.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.