.......
Davacı Kurum, yersiz ödenen ölüm aylıkların tahsili için yürütülen takibe itirazın iptali ile icra inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, ilâmında belirtildiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davacı Kurum avukatınca temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve ..........tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Davalı, 17.2.1990 tarihinde ölen muris eşi üzerinden 1.3.1990 tarihinden itibaren 2926 sayılı Yasa kapsamında ölüm aylığı almakta iken murisin aynı zamanda 1479 sayılı Yasaya göre sigortalı olması nedeniyle ikinci kez 1.3.1990 tarihinden itibaren ölüm aylığı bağlandığının tespiti üzerine Kurumca, 2926 sayılı Yasadan kaynaklanan mükerrer aylığın kesildiği ve 1.3.1990-25.11.2003 tarihleri arasında yersiz olarak ödenen ölüm aylıklarının tahsili için yapılan takibe davalının süresinde itiraz ettiği anlaşılmaktadır. Mahkemece, takibe konu alacağa yönelik itirazın kısmen iptaline, davalının takip tarihi itibariyle itirazında haksız olmadığından ve takibin içeriğinin davalı tarafından açılan ve...... görülen menfi tespit davasının yargılaması sonucunda ortaya çıktığından bahisle icra inkar tazminatı talebinin ise reddine karar verilmiştir.
İcra İflas Kanunu’nun 67. maddesinin 2. fıkrası hükmüne göre, icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının, alacağını mahkemede dava ederek, haklı çıkması yasal koşullardandır. İcra inkar tazminatı, aleyhinde yapılan icra takibine itiraz eden borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır.
./..
-2-
Öte yandan, alacağın likit ve belli olması gerekir. Başka bir ifade ile borçlu tarafından alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya belirlenmek için bütün unsurlar bilinmekte veya bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından tahkik ve tayin edilmesi mümkün nitelikte olması yeterlidir. Borçlu ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur.
Yukarıdaki açıklamalar ışığı altında inceleme somut olayda; 2926 sayılı Yasaya göre ölüm aylığı almakta iken murisin aynı zamanda 1479 sayılı Yasaya göre sigortalı olması nedeniyle ikinci kez 1.3.1990 tarihinden itibaren ölüm aylığı bağlanan davalının, uyuşmazlık konusu dönemde yapılan ödemelerin yersiz olduğunu bilebilecek durumda olduğu belirgin ve takip konusu asıl alacağın likit, yani belirgin olması karşısında, davalının asıl alacak üzerinden hesaplanacak icra inkar tazminatı ile sorumlu tutulmasına karar verilmesi gerekirken; yanılgılı değerlendirme sonucu, yazılı şekilde icra inkar tazminatına yönelik istemin reddine karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırıdır.
Ne var ki; bu aykırılığın giderilmesi, yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, karar bozulmamalı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun Geçici 3. maddesi delaletiyle 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 438.maddesi uyarınca düzeltilerek onanmalıdır.
SONUÇ: Hükmün 2 no’lu bendinin tamamen silinerek, yerine “Hüküm altına alınan 2.751,82 TL asıl alacak tutarı üzerinden %40 orana göre hesaplanan 1.100,72 TL icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacı Kurum’a verilmesine” sözlerinin yazılmasına ve hükmün bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 31.05.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
.........