Mahkemesi :İş Mahkemesi
Davacı, murisi ... 'nun yaptığı askerlik hizmetinin borçlanma primini talep ettiği tarihte (davalı kurumun kusurlu olarak kabul etmediği iddiasıyla) ödeyemeyip yargı kararıyla geç tarihte ödemesi ve ölüm aylığının geç bağlanması nedeniyle mahrum kaldığı ölüm aylıkları nedeniyle uğradığı maddi zararın tahsiline karar verilmesini istemiştir. Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.Hükmün, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. 818 sayılı Borçlar Kanunu’nda (BK) sorumluluk nedenleri arasında düzenlenen, haksız fiil hukuka aykırı bir eylemle başkasına zarar verilmesidir. Haksız fiillin varlığı, eş söyleyişle aralarında önceden bir münasebet bulunmaksızın veya önceden mevcut münasebet ihlal edilmeksizin birisinin hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar vermesi halinde tazminat borcu ortaya çıkabilir. Hukuka aykırı fiiller, hukuk düzeninin onaylamadığı fiillerdir. Bu gibi fiilleri gerçekleştirenlere hukuk düzeni meydana gelen zararı tazmin mükellefiyeti yükler, yani bunların failleri fiillerinden sorumlu olurlar.
Şu halde hukuk düzeninin hukuka aykırı fiillere izafe ettiği hukuki netice, fiilden meydana gelen zararı tazmin borcunun doğmasıdır. Fail bu neticeyi önceden düşünmez ve düşünse bile bunun meydana gelmesini arzu etmez. Failin iradesi tazminat ödeme hukuki neticesine değil, hukuka aykırı bir neticeye (kast halinde) veya maddi bir neticeye (ihmal halinde) yönelmiş bulunmaktadır. Fakat hukuk düzeni tazminat borcunun doğması neticesini, fail arzu etmese ve hatta önceden düşünmese veya göze almasa dahi, onun fiiline terettüp ettirir. Bu bakımdan hukuka aykırı fiiller, hukuki işlemlerden ayrılırlar.
BK.'na göre haksız fiil sorumluluğu, kural olarak failin (zarar verenin) kusurlu olmasına bağlıdır. Bu husustaki kural, anılan kanunun 41. maddesinde “Mesuliyet Şartı” başlığı altında; “Gerek kasten gerek ihmal ve teseyyüp yahut tedbirsizlik ile haksız bir surette diğer kimseye bir zarar ika eden şahıs, o zararın tazminine mecburdur. Ahlaka mugayir bir fiil ile başka bir kimsenin zarara uğramasına bilerek sebebiyet veren şahıs, kezalik o zararı tazmine mecburdur” şeklinde ifade edilmiştir.BK.'un 41. maddesine göre, hukuka aykırı kusurlu bir fiille başkasına zarar veren kimse bu zararı tazmine mecburdur. Böylece haksız fiilden sorumluluk, tazminat borcunun kaynağını oluşturmaktadır.Haksız fiil sorumluluğunda genel davranış kurallarına aykırılık söz konusu olmaktadır. Özel bir sorumluluk hükmüyle düzenlenmemiş bütün hallerde bir kimse için haksız fiil sorumluğunun söz konusu olması, BK.nun 41. maddesindeki şartların gerçekleşmesine bağlı olup; kusura dayalı sorumlulukta, maddi tazminatla sorumlu tutulmanın koşulları; “fiilin hukuka aykırı olması”, “fiili işleyen kimsenin kusurlu olması”, “fiil sonucunda bir zarar meydana gelmiş olması” ve “fiil ile zarar arasında uygun neden-sonuç bağının bulunması” hallerinin birlikte gerçekleşmesi ile mümkündür. Somut olayda; 10.05.1993 – 30.04.1995 tarihleri arasında 1 yıl 11 ay 20 gün 1479 sayılı Kanun kapsamında hizmeti olan ve 24.10.1996 tarihinde vefat eden davacının murisi ... 'nun, 09.09.1985 – 09.03.1987 tarihleri arasında yaptığı askerlik hizmetini 2008 yılı Haziran ayında borçlanmak isteyen davacının talebi "ölüm tarihinde murisin 1479 sayılı Kanun kapsamında sigortalı olmadığı gerekçesiyle" reddedilmesine karşın, 20.04.2010 tarihinde Yargıtay onamasıyla kesinleşen mahkeme kararı gereğince 11.06.2010 tarihinde borçlanma gerçekleştirilerek 01.07.2010 tarihinden itibaren davacıya ölüm aylığı bağlandığı; ilk talep tarihindeki miktarlara göre askerlik borçlanma priminin belirlenerek geriye dönük olarak ölüm aylığı bağlanması istemiyle davacının açtığı davanın ise reddedildiği ve Yargıtay onamasıyla kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Açıklanan maddi ve hukuki nedenler dolayısıyla ve özellikle, somut olayda murisin yaptığı askerlik hizmetinin borçlanmasının yapılabilmesi için yargı kararı gerekli olup, bu yönde bir ihmal ya da hukuka aykırı eylemi bulunmadığından davalı Kuruma atfedilecek bir haksız fiilin varlığından söz edilmesi mümkün değildir. Mahkemece, özellikle somut olay yönünden tazminat talebini haklı kılacak nedenlerin bulunmadığı ve bu nedenle davanın reddi gerektiği hususu gözetilmeksizin, yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı görülmüştür.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 15.04.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy