Mahkemesi :Asliye Hukuk(İş) Mahkemesi
Dava, zararlandırıcı sigorta olayı sonucu sürekli iş göremezlik durumuna giren sigortalıya yapılan sosyal sigorta yardımları nedeniyle uğranılan zararın, 506 sayılı Kanunun 10. ve 26. maddeleri gereğince davalıdan rücuan alınması istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davanın yasal dayanaklarından olan ve iş kazasının vuku bulduğu tarihte yürürlükte bulunan 506 sayılı Kanunun 9. maddesinde; “İşveren çalıştıracağı kimseleri, işe başlatmadan önce örneği Kurumca hazırlanacak işe giriş bildirgeleriyle Kuruma doğrudan bildirmekle veya bu belgeleri iadeli-taahhütlü olarak göndermekle yükümlüdür. İnşaat işyerlerinde işe başlatılacak kimseler için işe başlatıldığı gün Kuruma veya iadeli-taahhütlü olarak postaya verilen işe giriş bildirgeleri ile Kuruma ilk defa işyeri bildirgesi verilen işyerlerinde işe alınan işçiler için en geç bir ay içinde Kuruma verilen veya iadeli-taahhütlü olarak gönderilen işe giriş bildirgeleri de süresi içinde verilmiş sayılır” hükmü düzenlenmiştir.
Davada somutlaşan olayda, 31.08.2007 tarihinde tescil edilen işyerinde, kazalının henüz verilmeyen işe giriş bildirgesinin bir aylık yasal süre sonu olan 30.09.2007 tarihine kadar davalı Kuruma verilmesi gerektiği gözetildiğinde, 24.07.2007 tarihinde meydana gelen iş kazasında, işe giriş bildirgesinin düzenlenerek 06.09.2007 tarihinde davalı Kuruma verildiğinin anlaşılması karşısında, davalı inşaat işyerinden sigortalıya ait bildirgenin süresinde verildiği belirgin bulunmakla, mahkemenin 506 sayılı Kanunun yalnızca 26. maddesine göre değerlendirme yapması isabetlidir.
Dosya içeriğine göre; sıva işçisi olarak çalışan ..., 24.07.2007 tarihinde, 18 metre yükseklikteki iskeleden düşmesi sonucunda yaralanarak %34 malul kalmıştır. İdari aşamada alınan iş müfettişi raporunda; davalı işverenin %50, sigortalının %50 kusurlu, yargılama aşamasında üç kişilik bilirkişi heyetinden alınan 20.01.2011 tarihli bilirkişi raporunda; davalı işverenin %65, sigortalının ise %35 kusurlu olduğu belirtilerek, mahkemece, 20.01.2011 tarihli bilirkişi raporu hükme esas alınmak suretiyle, davalının %65 kusur oranı üzerinden davanın kabulüne karar verilmiş ise de, mahkemenin hükmü eksik inceleme ve hatalı değerlendirmeye dayalıdır.
Şöyle ki; sigortalıya ait vizite kağıdında dava dışı "... Tekstil Petrol Tarım Ürünleri Nakliyat İnşaat Turizm Sanayi Ticaret Limited Şirketi" nin işveren olarak gösterildiği, sigortalı ve işçi ...'un; toplam 800 m2 sıva alanını metresi 10 TL'den götürü usul ile dava dışı ...'dan aldıklarını, iş konusunda davalı ... ile herhangi bir görüşme yapmadıklarını, inşaatın ise davalıya ait olduğunu beyan ettikleri, işveren vekili olarak beyanı alınan ...'un; arsanın kendisine, inşaatın ise kardeşi olan davalıya ait olduğunu, davalının ...'da ikamet etmesi sebebiyle inşaatın tüm işleri ile kendisinin ilgilendiğini beyan ettiği; ayrıca, dava dışı ... Tekstil Petrol Tarım Ürünleri Nakliyat İnşaat Turizm Sanayi Ticaret Limited Şirketi'nin temsilcisi ... hakkında, ... Sulh Ceza Mahkemesi'nin 2009/83 Esas sayılı dosyası ile açılan ceza davasının bulunduğu, yine sigortalı tarafından ... hakkında ... 1. İş Mahkemesi'nin 2009/623 Esas sayılı dosyası ile açılan tazminat dosyasının bulunduğu anlaşılmaktadır.
Şu halde, mahkemece; 24.07.2007 tarihli iş kazasının meydana geldiği inşaata ait arsanın kimin üzerine kayıtlı olduğu ilgili Tapu Sicil Müdürlüğünden, inşaat ruhsatının ise kime ait olduğu ilgili Belediyeden yöntemince sorulmalı, ... Sulh Ceza Mahkemesi'nin 2009/83 Esas ve ... 1. İş Mahkemesi'nin 2009/623 Esas sayılı dosyaları da getirtilerek, işverenin kim olduğu hiçbir kuşku ve duraksamaya meydan vermeyecek biçimde belirlenmeli; sigortalıya bağlanan gelirin ve ödenen sosyal yardım zammının ilk peşin değeri davalı Kurumdan sorulmalı; böylelikle, toplanan ve toplanacak delillerin sonucuna göre davaya konu talep hakkında bir karar verilmelidir.
O hâlde, davalı avukatının, bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 05.06.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy