Mahkemesi :İş Mahkemesi
No : 2010/860-2012/412
Davacı, 04.10.2010 tarihli yaşlılık aylığının iptaline dair kurum işleminin iptali ile fazla yatırılan primlerin yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, ilamında belirtilen gerekçelerle davacının 17.09.2007 ile 12.08.2008 tarihleri arasında kendi nam ve hesabına çalışmadığı halde çalışıyormuş gibi İB formu verdiğinden kusurlu davranışta bulunduğu, yersiz aldığı aylığı iade ile sorumlu olduğu, fazla ödemenin Kuruma borcu bulunması nedeniyle yerinde olmadığından bahisle, davanın reddine karar verilmiştir. .
Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı............ Kanunu'nun 4-(b) bendi kapsamındaki sigortalılara ilişkin olduğu, ancak, geçiş hükümlerini içeren aynı Kanunun geçici 7. maddesindeki; “Bu Kanunun yürürlük tarihine kadar 17.07.1964 tarihli ve 506 sayılı, 02.09.1971 tarihli ve 1479 sayılı, 17.10.1983 tarihli ve 2925 sayılı, bu Kanunla mülga 17.10.1983 tarihli ve 2926 sayılı, 08.06.1949 tarihli ve 5434 sayılı Kanunlar ile 17.07.1964 tarihli ve 506 sayılı Kanunun geçici 20. maddesine göre sandıklara tâbi sigortalılık başlangıçları ile hizmet süreleri, fiilî hizmet süresi zammı, itibarî hizmet süreleri, borçlandırılan ve ihya edilen süreler ve sigortalılık süreleri tabi oldukları Kanun hükümlerine göre değerlendirilirler” düzenlemesi ile genel olarak Kanunların geriye yürümemesi kuralı gereği, davanın yasal dayanağının 1479 Kanunun 24 ve 79. maddeleri olduğu belirgindir.
Davada somutlaşan olayda; davacının, 03.03.1983 – 03.10.1985 ile 11.09.1992 tarihinden itibaren devam eden ... ... Dairesindeki vergi kaydına, 08.03.1983 tarihinden itibaren devam eden Kınık .........Odasındaki kaydına, 26.11.1984 tarihinden itibaren devam eden.........Sicilindeki kaydına dayanılarak ...... sigortalısı olarak Kurumca 03.03.1983 tarihi itibariye tescili yapılmış, 5510 sayılı Yasa kapsamında prim borcunu yapılandırarak 11.08.2008 tarihinde ödemesi üzerine, 12.08.2008 tarihinde tahsis talebinde bulunduğu, 12.08.2008 tarihli hesap özetinde davacının zorunlu ...... sigortalısı olarak 03.03.1983 tarihinde başlayan zorunlu sigortalılığı, 12.08.2008 tarihinde emeklilik nedeniyle terkin kodu girilerek, 25 yıl 5 ay 28 günlük zorunlu ...... çalışmasına istinaden davacıya yaşlılık aylığı bağlandığı, davacının, yaşlılık aylığından sosyal güvenlik destek primi kesintisi yapılmamasına dair 18.03.2010 tarihli dilekçesi ekinde bulunan sigortalılık belgesinde yer alan Kınık vergi Dairesinin 17.03.2010 tarihli bildiriminde vergi kaydının 03.03.1983 – 03.10.1985 ile 11.09.1992 – 17.09.2007 tarihleri arasında olduğunun belirtilmesi üzerine Kurumca davacının zorunlu ...... sigortalısı olduğu dönem 03.03.1983 – 17.09.2007 tarihleri arasındaki dönem kabul edilerek, zorunlu ...... hizmetinin 24 yıl 6 ay 14 gün olduğu, 9000 gün hizmet süresine ilişkin tahsis şartları oluşmadığından bahisle Kurum tarafından 04.10.2010 tarihli borç bildirim yazısı ile davacıdan, 01.09.2008 tarihinden itibaren ödenen yaşlılık aylıklarının yasal faizi ile birlikte tahsili talep edildiğinin anlaşıldığı, yargılama aşamasında mahkemece, yapılan araştırmada davacının 17.09.2007 – 01.09.2008 tarihleri arasında kendi nam ve hesabına çalışması tespit edilemediği görülmüştür.
Dosya kapsamına göre, 12.08.2008 tarihi itibariyle 9000 günlük hizmet süresi dolmadığından bahisle yaşlılık aylığına hak kazanamadığına ilişkin mahkeme kabulü isabetli ise de; davacının, iptal edilen 17.09.2007 ile 12.08.2008 tarihleri arasındaki dönemlere ilişkin fazla prim ödemesinin, 01.09.2008 tarihinden sonrası için, 1479 Kanunun 79. maddesi gereğince isteğe bağlı sigortalı kabul edilmesi gereği irdelenerek, yatırılan fazla prim ödemesinin karşılığı olan gün sayısı ehil bilirkişice belirlenip, tahsis şartları oluşup oluşmadığı tespit edilip, varılacak sonucuna göre karar verilmelidir.
Mahkemece, açıklanan bu maddi ve hukuki esaslar gözetilmeksizin, hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 17.09.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy