Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava, rücuan tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davacı ile davalılardan ... avukatları tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1-Dava; davalı ...’e ait inşaatta, betonarme kolon kalıplarına demir kelepçe bağlandığı sırada dengesini kaybederek yaklaşık 3.40 m den zemine düşmesi şeklinde oluşan 11.03.2000 tarihli kazada, sürekli iş göremezlik durumuna giren sigortalıya bağlanan gelirlerin tahsili istemine ilişkin olup, 5510 sayılı Yasanın 21. maddesiyle yeniden getirilen “sigortalı veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tutarlarla sınırlı” tazmin hükmünün, 5510 sayılı Yasanın yürürlüğü öncesinde gerçekleşen iş kazalarından kaynaklanan rücuan tazminat davalarında uygulanmasına olanak veren bir düzenleme bulunmadığı gözetildiğinde, davanın yasal dayanağı 506 sayılı Yasanın 9, 10 ve 26. Maddeleridir.
Mahkemece; zararlandırıcı sigorta olayında, işveren ... %70, usta ... %5, kazalı %25 kusurlu olduğu, işverenin 506 sayılı Yasanın 10. Maddesi hükmü gereğince %87.5 oranında Kurum zararından sorumlu olduğu kabul edilerek, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
506 sayılı Yasanın 9. maddesi; “'işveren çalıştıracağı kimseleri, işe başlatmadan önce örneği Kurumca hazırlanacak işe giriş bildirgeleriyle Kuruma doğrudan bildirmekle veya bu belgeleri iadeli-taahhütlü olarak göndermekle yükümlüdür. İnşaat işyerlerinde işe başlatılacak kimseler için işe başlatıldığı gün Kuruma veya iadeli-taahhütlü olarak postaya verilen işe giriş bildirgeleri ile Kuruma ilk defa işyeri bildirgesi verilen işyerlerinde işe alınan işçiler için en geç bir ay içinde Kuruma verilen veya iadeli-taahhütlü olarak gönderilen işe giriş bildirgeleri de süresi içinde verilmiş sayılır.
Dışişleri Bakanlığının sigortalı olarak yurtdışı göreve atanan personeli için işe giriş bildirgeleri ise, Kuruma en geç üç ay içinde gönderilir. '' hükmünü içermektedir.
Anılan yasanın 10. maddesine göre ise, 9. maddede öngörülen işe giriş bildirgesini süresinde Kuruma intikal ettirmeyen işverenler hakkında 26. maddede öngörülen sorumluluk halleri aranmaksızın, zararlandırıcı sigorta olayı nedeniyle Kurum tarafından
bağlanan gelir ve harcamanın işverenden tahsil edileceğini düzenlemiştir. Yani, davalı işverenin 506 sayılı Yasanın 25.08.1999 tarih ve 4447 sayılı Yasının 2. maddesiyle değiştirilen ve 08.09.1999 tarihinden itibaren yürürlüğe giren 9 ve 10. maddesi hükmüne göre rücu alacağından sorumluluğu için; işe giriş bildirgesinin sigortalının, işe başlatılmasından önce verilmemiş olması ve zararlandırıcı sigorta olayının da işe giriş bildirgesinin kuruma verilmesinden önce meydana gelmesi gerekir.
Olay sonrası düzenlenen müfettiş raporuna göre, 11.03.2000 tarihli iş kazasının meydana geldiği özel inşaat işyerinin, ... adına 20.02.2000 tarihinde 506 sayılı Yasa kapsamına alındığı, kazalının bu işyerine 29.02.2000 tarihinde çalışmaya başladığı belirtilmiştir.
Yukarıdaki açıklamalar ışığı altında, ilk defa işyeri bildirgesi verilen davaya konu işyerinde, işe alınan sigortalılar için, işe giriş bildirgesinin bir aylık süre içinde Kuruma verilmesinin gerekmesine ve davaya konu iş kazasının bir aylık süre dolmadan meydana gelmesine göre, olayda 506 sayılı Yasanın 10. Madde koşullarının oluşmadığı belirgin olup, Mahkemece, yanılgılı değerlendirme sonucu ile yazılı şekilde karar verilmiş olması,
2-Sigortalıya gelir bağlama kararında, 25.11.2002 tarihli kontrol muayene kaydının öngörülmesi karşısında, kontrol muayene kaydının sonucunda sürekli iş göremezlik derecesinde değişiklik olup olmadığı, değişiklik olması halinde değişikliğin, ilk peşin sermaye değerli gelire etkisinin olup olmadığının davacı Kurum’dan araştırılmamış olması,
3-Açıldığı tarihteki mevzuat hükümlerine uygun olan davanın, yasal dayanağını oluşturan düzenlemenin, yargılama sürecindeki yasa değişikliğiyle ortadan kalkması nedeniyle reddinde, tarafların sorumluluğu bulunmadığı halde; her davanın açıldığı tarihteki koşullara göre değerlendirileceği yönündeki usul kuralından hareketle davacının, davada haksız çıkan taraf olarak nitelenip vekalet ücreti ile sorumluluğuna hükmedilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O hâlde, davacı ile davalılardan ... vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalı ...'e iadesine, 10.09.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy