Mahkemesi :İş Mahkemesi
No :2011/2-2012/561
Davacı, 29.12.2004-23.04.2010 tarihleri arasında 506 sayılı Yasa kapsamında sigortalı olduğunun tespitini talep etmiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalılar vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okundu. Temyiz konusu hükme ilişkin dava, 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun Geçici 3. maddesi delaletiyle 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 438. maddesinde sayılı ve sınırlı olarak gösterilen hâllerden hiçbirine uymadığından, temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına ilişkin isteğin reddine karar verildikten sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
Somut olay incelendiğinde; davacının, 506 sayılı Yasa kapsamında sigortalı tescilinin bulunmadığı, "oto doğrultma" işi nedeniyle 8.5.1986 tarihinde 1479 sayılı Yasa kapsamında sigortalılığının tescil edildiği, 08.05.1986 ile 1989/11. ay arasında vergi kaydı, 06.05.1986-31.05.1996 tarihleri arasında ............ odası kaydı, 27.12.1996-15.08.2005 tarihleri arasında .....................odası kaydı, 08.05.1986-26.09.2008 (Terkin) tarihleri arasında............ kaydının bulunduğu, davacının 5362 sayılı Kanunun Geçici 3. maddesinin 4. fıkrasına istinaden zorunlu ...... sigortalılığını devam ettirmek istemesi üzerine 15.08.2005 tarihinde sona erdirilen zorunlu ...... sigortalılığının devam ettirildiği, 10.09.2009 tarihi itibariyle ...... sigortalılığının sona erdiği, 08.05.1986-10.09.2009 arası sigortalılığına ait ......lerini tamamen ödediği borcunun bulunmadığı, 20.08.2010 tarihinde yaşlılık aylığı tahsis talebinde bulunması üzerine, 1.9.2010 tarihinden itibaren 1479 sayılı Yasa kapsamında yaşlılık aylığı bağlandığı anlaşılmıştır.
21.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5362 sayılı ............ Kuruluşları Kanununun Geçici 3. maddesi üzerinde de durmakta fayda vardır. Anılan maddenin 4. fıkrasında, “Oda üyeliğine istinaden ......... ve Diğer Bağımsız Çalışanlar .........Kurumu üyesi olan, ancak bu Kanunun yürürlüğe girmesiyle üyelik şartlarını taşımadıkları için oda üyelikleri sona erenlerin bu kuruma olan üyelikleri, yükümlülüklerini yerine getirmeleri kaydıyla devam eder.” düzenlemesine yer verilmiştir. Bu düzenleme ile kendi adına ve hesabına bağımsız olarak çalışan ve vergi kaydı olmaksızın oda kaydına dayalı olarak sigortalı bulunan kişilerin, anılan Kanunun 7 ve devamı maddeleri ile odaya üyelik şartlarının değiştirilmesi sonucu oda kaydının sona ermesi haline münhasır olarak, oda kaydının bulunmaması halinde dahi yükümlülüklerin ifası şartıyla, sigortalılıklarının devam edeceği öngörülmüş olup, 1479 sayılı Kanunun 24. maddesi gereği sigortalılık için gerekli olan kendi nam ve hesabına çalışma koşulunun anılan yasal düzenleme çerçevesinde oda kaydı sona eren sigortalılar içinde geçerli olduğunda şüphe bulunmamaktadır. Kaldı kı davacının 08.05.1986-10.09.2009 arası 1479 sayılı Kanun kapsamında sigortalılığına ait ......lerini tamamen ödemiştir
Amacı, çeşitli...... kurumlarına tabi olarak geçen hizmet sürelerinin birleştirilmesi suretiyle ilgililerin......lerinin sağlanması usul ve esaslarının düzenlenmesi olan 2829 sayılı...... Kurumlarına Tabi Olarak Geçen Hizmetlerin Birleştirilmesi Hakkında Kanunun 4. maddesinde, Kurumlara tabi çeşitli işlerde çalışmış olanların hizmet sürelerinin, aynı tarihlere rastlamamak kaydıyla bu Kanuna göre aylık bağlanmasına hak kazanıldığında birleştirileceği öngörülmüş, 8. maddesinin ikinci fıkrasında, malûllük durumunda ilgililere hizmet sürelerinden sonuncusunun tabi olduğu kurumca, kendi mevzuatına göre aylık bağlanacağı belirtilmiş olup, anılan düzenlemeler, sigortalıları/hak sahiplerini aylık tahsisinde değişik...... kurumlarına tabi hizmetlerin birleştirmesini yapmaya zorlayıcı nitelikte değildir ve sigortalılar/hak sahipleri, 2829 sayılı Kanun hükümleri uygulanmaksızın kendilerine aylık bağlanmasını isteyebilirler. Bu Kanunun işlevi, değişik...... kurumlarındaki sigortalılığın ilgililere tek başına aylık bağlanmasına yeterli gelmediği durumlarda, hizmetlerin birleştirilmesi suretiyle tahsise olanak tanıyarak, gereksiz kaybın önlemesidir ve Kanundan yararlanabilmek için kişiyi tüm...... kurumlarına tabi hizmet sürelerini birleştirmeye zorlamanın...... sistemi ve Kanunun amacı ile bağdaşmadığı açıktır. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.06.2006 gün ve 2006/21-363 Esas, 2006/466 Karar sayılı, 10.03.2010 gün ve 2010/10-126 Esas, 2010/133 Karar sayılı ilamlarında da aynı görüş ve yaklaşım benimsenmiştir. Davacının 2829 sayılı Yasa kapsamında bir birleştirme talebi yoktur.
506 sayılı Kanunun 2'nci maddesinde (5510 sayılı Kanun 4/a), hizmet akdine dayanarak bir veya birkaç işveren tarafından çalıştırılanların sigortalı sayılacağı, 3'üncü maddesinde, kanunla kurulu emekli sandıklarına aidat ödemekte olanların veya herhangi bir işverene hizmet akdiyle bağlı olmaksızın kendi nam ve hesabına çalışanların sigortalı sayılmayacağı belirtilmiş; 1479 sayılı Kanunun 24'üncü maddesinde, Kanunla ve Kanunların verdiği yetkiye dayanılarak kurulu (diğer)...... kuruluşları kapsamı dışında kalan, herhangi bir işverene hizmet akdi ile bağlı olmaksızın kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan ticari kazanç veya serbest meslek kazancı dolayısıyla gerçek veya basit usulde gelir vergisi mükellefi olanlar ile, gelir vergisinden muaf olanlardan Esnaf ve Sanatkâr Sicili ile birlikte kanunla kurulu meslek kuruluşuna usulüne uygun olarak kayıtlı olanlar ile A.Ş. kurucu ortakları, yönetim kurulu üyesi ortakları veya Ltd. Şti. ortaklarının sigortalı kabul edileceği, sözü edilen diğer...... kuruluşlarına ...... ödeyenlerin sigortalı sayılmayacağı açıklanmıştır.
......... Hukukumuzda, "......... sigortalarda çokluk", bir başka anlatımla bireylere olabildiğince ...... hakkı tanıma, "yararlanmada ve yükümlülükte teklik" ilkesi egemendir. Buna göre, aynı tarihlerde farklı...... kuruluşları kapsamında bulunulamaz. Çifte sigortalılık olarak adlandırılan bu statü, kanun hükümleriyle engellenmiştir. Belirtilmelidir ki, anılan düzenlemelerde yer alan "emekli sandıklarına aidat ödemekte olanlar" ibareleri, "başka...... kuruluşlarına tabi olanlar" şeklinde anlaşılmalı, "......... güvenlik kuruluşları ibarelerinin de aynı zamanda "......... kanunları" terimlerini içerdiği kabul edilmelidir.
506 sayılı Kanunun 3/I-f maddesi hükmüne göre "Kanunla Kurulu emekli sandıklarına aidat ödemekde olanlar anılan Kanun kapsamında sigortalı sayılamayacağı" gibi 01.10.2008 tarihinden itibaren yürürlüğe giren, 5510 sayılı Kanunun 53’üncü maddesi uyarınca; sigortalının aynı Kanunun 4’üncü maddesinin birinci fıkrasının (a), (b) ve (c) bentlerinde yer alan sigortalılık statülerinden birden fazlasına aynı anda tabi olunmasını gerektirecek şekilde çalışması halinde; öncelikle (c) bendi kapsamında, (c) bendi kapsamında sigortalılık yoksa, ilk önce başlayan sigortalılık ilişkisi esas alınarak sigortalı sayılacaktır.
5510 sayılı Kanunun anılan 53’üncü maddesi, 6111 sayılı Kanunun 33’üncü maddesiyle değiştirilmiş; sigortalının 4’üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (b) ile (c) bendinde yer alan sigortalılık statülerine aynı anda tabi olunmasını gerektirecek şekilde çalışması halinde; öncelikle (c) bendi kapsamında, (a) ile (b) bentlerinde yer alan sigortalılık statülerine tabi olacak şekilde çalışması halinde ise (a) bendi kapsamında sigortalı sayılacağı düzenlemesi getirilmiş; ancak, değişikliğe ilişkin anılan 33’üncü madde de ayrıca söz konusu değişikliğin maddenin yürürlük tarihinden öncesi için uygulanmayacağı hükme bağlanmıştır. 6111 sayılı Kanunun yürürlüğe dair 215/b maddesiyle; “...33... maddesi yayımı takip eden ayın birinci günü yürürlüğe gireceği düzenlenmiştir. 6111 sayılı Kanun 25.02.2011 tarihinde yayımlanmış olup; bu durumda anılan değişiklikler 01.03.2011 tarihinden itibaren uygulanabilecektir.
Açıklamalar ışığında; 5362 sayılı ............ Kuruluşları Kanununun Geçici 3. maddesi 4. fıkrasından yararlanmış, 08.05.1986-10.09.2009 arası 1479 sayılı Kanun kapsamında sigortalılığına ait ......lerini tamamen ödemiş, 10.09.2009 tarihi itibariyle ...... sigortalılığı sona ermiş olduğundan 29.12.2004-10.09.2009 dönemde 506 sayılı Yasa kapsamında sigortalı sayılamayacaktır. 10.09.2009-23.04.2010 arası dönem yönünden dava açmakta hukuki yararı var ise de; davacının 2829 sayılı Yasa kapsamında bir birleştirme talebi olmadığı ve ihtirazi kayıt belirtmeksizin, 20.08.2010 tarihinde yaşlılık aylığı tahsis talebinde bulunması ve 1.9.2010 tarihinden itibaren 1479 sayılı Yasa kapsamında yaşlılık aylığı bağlanmış olması karşısında sonradan tespite konu olabilecek süreyi dahil ederek aylık bağlanmasını talap edemeyecektir.
Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, mahkemece eksik inceleme ve araştırma sonucu davanın kabulüne karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davalılar vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
S O N U Ç : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istem halinde davalılardan ...'e iadesine, 26.09.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy