Mahkemesi :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
Dava, rücuan tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
04.01.2010 tarihinde, davalının kullandığı otomobilin, yolun sağından idaresindeki el arabasıyla yola giriş yaparak sol tarafa doğru geçmek isteyen sigortalıya çarpması şeklinde oluşan trafik kazasında, vefat eden sigortalının hak sahiplerine bağlanan aylıkların tahsili istemine ilişkin olup, davanın yasal dayanağı 5510 sayılı Yasanın 39. maddesidir. Mahkemece; davanın yargılaması sürecinde alınan 25.08.2011 tarihli kusur raporunda; davalının %25, sigortalının %75 oranında kusurlu bulunduğu kabul edilerek, kurum zararının %25’ine isabet eden alacağın tahsiline karar verilmiştir.
5510 sayılı Kanunun 39’uncu maddesinin birinci fıkrasında; “Üçüncü bir kişinin kastı nedeniyle malûl veya vazife malûlü olan sigortalıya veya ölümü halinde hak sahiplerine, bu Kanun uyarınca bağlanacak aylığın başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değerinin yarısı için Kurumca zarara sebep olan üçüncü kişilere rücû edilir.” hükmü öngörülmüştür.
Bu fıkra kapsamında rücu edilecek kişilerin sorumlulukları, üçüncü kişinin kasti fiili ile kanunda belirtilen ... sigorta yardımlarının yapılmasını gerektiren bir halin doğması ve sigortalı ya da hak sahiplerine bu yardımların yapılması koşuluna bağlanmıştır. Kast, hukuka aykırı eylemin sonuçlarıyla birlikte, bilerek ve isteyerek işlenmesidir (... Hukuku Dersleri 1.Cilt-1965). Ancak, eylemi yapanın kasıtlı davranmış olduğunun söylenebilmesi için, bütün zararların önceden istenilmiş bulunması aranmaz. (Ord. Prof. Dr. ... Borçlar Hukuku Dersleri, I. Cilt, ...-1948, Çeviren Doç. Dr. ... ) Kastın özel bir türünü oluşturan ve ihtimali kast (olası kast) olarak adlandırılan kusur türünde; fail, işlediği fiilin hukuka aykırı sonuç verebileceğini öngörmekte ve bu sonuçları
istememekle birlikte kabul etmektedir. Kanunun açık ve buyurucu hükmüne göre; kasta dayanmayan fiili sonucunda sigortalının malul kalmasına veya ölümüne neden olan üçüncü kişinin, sigortalıya veya hak sahiplerine bağlanan aylıklar nedeniyle, anılan madde kapsamında Kurumun rücu alacağından sorumlu tutulması mümkün değildir.
Mahkemece; yukarıdaki yasal düzenlemeler ve açıklamalar ışığında dava değerlendirildiğinde; davanın yasal dayanağı olan 5510 sayılı Kanunun 39. maddesinde, üçüncü kişinin sorumluluğu için kastının varlığı zorunlu olmasına karşın, sigortalının ölümüne taksirli eylemi ile yol açan davalı hakkında rücu alacağının hüküm altına alınamayacağı gözetilmeksizin, yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı biçimde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 10.09.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy