.......
Davacı, davalıya ait kestane şekeri imalat ve satış işyerinde 1981-2004 yılları arasındaki çalışmalarının adının .....olmasına rağmen, kayıtlara ......olarak geçtiğini,....üzerinde olan kayıtların aslen kendisine ait olduğunu iddia ederek bu kayıtların kendi üzerine aktarılmasını istemiştir.
Mahkeme, ilâmında belirtildiği şekilde davanın kabulü ile ....sigorta sicil numaralı kayıt ile , .....sigorta sicil numaralı kaydın......olma, 1966 doğumlu, ........'a ait olduğunun tespitine, Sigorta kaydının doğru isimle yazılı ......sigorta sicil numaralı kayıt üzerinden devamına, karar vermiştir.
Hükmün, davalı ......avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun Geçici 7. maddesi uyarınca davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanunun 79/10. maddesidir. Anılan Kanunun 6. maddesinde ifade edildiği üzere, “sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamaz ve vazgeçilemez.” Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin davalar, kamu düzenine ilişkin olduğundan, özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde re’sen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır. Diğer taraftan, 506 sayılı Kanunun 79/10. maddesi hükmüne göre; Kuruma bildirilmeyen hizmetlerin sigortalı hizmet olarak değerlendirilmesine ilişkin davanın, tespiti istenen hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içinde açılması gerekir. Bu yönde, anılan madde hükmünde yer alan hak düşürücü süre; yönetmelikle tespit edilen belgeleri
./...
-2-
işveren tarafından verilmeyen veya çalışmaları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar için geçerlidir. Bir başka anlatımla; sigortalıya ilişkin olarak işe giriş bildirgesi, dönem bordrosu gibi yönetmelikte belirtilen belgelerin Kuruma verilmesi yada çalışmaların Kurumca tespit edilmesi halinde; Kurumca öğrenilen ve sonrasında kesintisiz biçimde devam eden çalışmalar bakımından hak düşürücü sürenin geçtiğinden söz edilemez. Ne var ki; sigortalının Kuruma bildiriminin işe giriş tarihinden sonra yapılması, bir başka ifade ile sigortalının hizmet süresinin başlangıçtaki bir bölümünün Kuruma bildirilmeyerek sonrasının bildirilmesi ve Kuruma bildirimin yapıldığı tarihten önceki çalışmaların, bildirgelerin verildiği tarihide kapsar biçimde kesintisiz devam etmiş olması halinde, Kuruma bildirilmeyen çalışma süresi yönünden hak düşürücü sürenin hesaplanmasında; bildirim dışı tutulan sürenin sonu değil, kesintisiz olarak geçen çalışmaların sona erdiği yılın sonu başlangıç alınmalıdır.
Yukarıda açıklanan ilkeler ışığında eldeki dava dosyasına konu olayda davacının kesintisiz olduğunu iddia ettiği çalışmasının gerçekliği, işin ve işyerinin kapsam ve niteliğiyle süresinin belirlenebilmesi için Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme, hüküm kurmaya yeterli ve elverişli değildir.
Dosyadan, davacının aslen kendisine ait olduğunu iddia ettiği Sevim Akçin isimli şahsın sicil dosyasında 12.10.1981 tarihinde ... isimli işyerinden ilk işe giriş bildirgesinin verildiği, davacının doğum yerinin Kozlu olmasına rağmen..... olarak bu bildirgede kayıt edildiği anlaşılmakla birlikte, ana-baba isimlerinin ve doğum yılarının uyuştuğu, ne var ki ........isimli kişinin .....uruma bildirilen 01.12.2004 tarihli işe giriş bildirgesinin de bulunduğu, davacının talebinin 2004 yılı öncesine dair olduğu dikkate alındığında, öncelikle gerçekten var olup olmadığı araştırılmalı, davacı ile kendisi olduğunu iddia ettiği .....ait ayrıntılı inceleme yapılmalıdır. Bu kapsamda davacının ve ....kurumdaki tüm belgeleri getirtilmeli,.....ait olduğu hususunda tereddüt bulunmayan tüm işyerlerindeki kayıtlar getirtilerek davacının iddiası ile uyuşup uyuşmadıkları belirlenmeli, buna yönelik olarak da ....çalışan kayıtlar da getirtilerek burada çalışan ve davacıyı tanıyabilecek konumda olan sigortalıların tespiti ile beyanlarına başvurulmalı, bu inceleme giderek.... adına yapılan bildirimlerde geçen tüm işyerlerinde uygulanmalı ve sonucuna göre karar verilmelidir.
Bu tür davalarda, fiili çalışmanın her türlü delille ispatlanabileceği ve Mahkemece resen araştırma yapılabileceği ilkesi de göz önünde bulundurularak, davanın aidiyet davasına dönüşmesi nedeniyle kurumca bildirilen ....simli şahsın varlığı halinde,bu şahsın da hak alanını ilgilendireceği dikkate alınarak, bu kişinin veya ölmüş ise mirasçılarının da davaya dahil edilerek HMK’nın 124. maddesi gereğince husumet yöneltilmesi,delillerinin toplanması ve davaya devam edilmesi sağlanmalı, davacı ve ..... çalışmaları ile ilgili tüm belgeler davalı
../...
-3-
Kurumdan; puantaj kayıtları ve ücret tediye bordrolarının asılları işverenden getirtilmeli, dava konusu dönemde davacı ile birlikte çalışan ve işverenlerin bordrolarında kayıtlı kişiler ile aynı yörede komşu veya benzeri işleri yapan başka işverenler ve bu işverenlerin çalıştırdığı bordrolara geçmiş kişiler emniyet araştırması ve kurumdan sorulmak suretiyle saptanarak bilgi ve görgülerine başvurulmalı;yargılama sürecinde dinlenen tanık anlatımlarının değerlendirilmesinde, iş yerinin kapsamı, kapasitesi ve niteliği nazara alınmalı, çelişkiler vaki olursa usulünce giderilmeli, böylece bu konuda gerekli tüm soruşturma yapılarak uyuşmazlık konusu husus, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip; deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir.
Mahkemenin, yukarıda açıklanan esaslar doğrultusunda araştırma yaparak elde edilecek sonuca göre karar vermesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davalı Kurum avukatının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 24.06.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
........
Full & Egal Universal Law Academy