..........
Dava, 5434 sayılı Yasa kapsamında çalışılan döneme ilişkin olarak hak ettiği emekli keseneklerinin tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde, davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Somut olay incelendiğinde; davacının, ....... 657 Sayılı Yasa'ya tabi olarak 1987 yılında........ bağlı personel olarak işe başladığını, kendi statüsünde olanların taban aylığı iş/uçuş tazminatı olarak bordroda belirlendiğini, bunun değişmeyen bir taban aylık olduğunu, taban ücretin 4.473-TL olarak belirlendiğini, kıdem ücreti olarak da 1.382 TL, belirlendiği,en yüksek Devlet memuru maaşının da tespit edilerek müvekkilinin emekli keseneği belirlenmesi gerekirken sadece 1.382-TL, kıdem ücreti baz alınarak kesinti yapılarak kuruma yatırıldığını, oysa taban ücreti kıdem ücreti ve en yüksek memur maaşı baz alınarak kesenek kesilmesi gerekirken bunun yapılmadığını, hak kaybı ve gaspın da buradan doğduğunu, davalıların yaptığı emekli keseneği işleminin hukuka ve yasalara uygun olmadığı ve hak gaspı ve mağduriyete neden olduğunun tespitinin yapılmasına, yapılan tespite göre eksik yatırılan keseneğin davalı işveren tarafından yatırılmasına karar verilmesinin istenildiği görülmüştür.
Mahkemece; davacının ......... tarihinde görev başladığı, 01/06/1987 tarihinden itibaren kurumla ilgilendirildiği, 23/05/2006 tarihinden itibaren....... görev yapmaya başladığının belirtilmesi üzerine kuruma göreve başlatıldığı, 23/05/2006 tarihini takip eden aybaşı olan 15/06/2006 tarihinden itibaren kurumla sosyal güvencesinin devamının sağlandığının bildirildiği, emekli keseneklerinin her ay yatırılması için gerekli bildirimin yapıldığı, böylece davacının....... nezdinde sosyal güvencesini devam ettirme iradesi karşısında keseneklerinin kesildiği ve buna göre de yaşlılık aylığının bağlandığı, buradaki kesenek farkı ve maaş bağlama durumunda nazara alınan prime esas kazançların ve keseneklerinin belirlenmesi durumu tamamen ayrı sosyal güvenlik yasalarındaki statü hukukundan kaynaklandığı ve dolayısı ile yapılan işlemde o tarihteki mevcut yasalara aykırı bir durum olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği görülmüştür.
./..
-2-
İş Mahkemeleri, 5521 sayılı Kanun ile kurulmuş istisnai nitelikte özel mahkemeler olup, 5510 sayılı...... Sigortası Kanunu’nun 106’ncı maddesi ile mülga 506 sayılı Kanunun 134’üncü maddesinde, bu Kanun uygulamasından doğan uyuşmazlıkların yetkili iş mahkemelerinde görüleceği, 5510 sayılı Kanun’un 101’inci maddesinde de, aksine hüküm bulunmayan hallerde, 5510 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanmasıyla ilgili ortaya çıkan uyuşmazlıkların iş mahkemelerinde görüleceği düzenlenmiştir. 5510 sayılı Kanun’un geçici 4’üncü maddesinde ise; “Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla 08.06.1949 tarihli ve 5434 sayılı Kanuna göre; aylık, tazminat, harp malûllüğü zammı, diğer ödemeler ve yardımlar ile 08.02.2006 tarihli ve 5454 sayılı Kanunun 1 inci maddesine göre ek ödeme verilmekte olanlara, bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dâhil 5434 sayılı Kanunda kendileri için belirtilmiş olan şartları haiz oldukları müddetçe bunların ödenmesine devam olunur. Ancak, 5 ilâ 10 yıl arasında fiili hizmet süresi Olan iştirakçilerden dolayı dul ve yetim aylığı almakta olanların, aylık ve diğer ödemeleri, bu Kanunun 32 nci, 34 üncü ve 37 nci maddelerindeki şartları haiz oldukları müddetçe devam edilir... Bu madde kapsamına girenlerin aylıklarının bağlanması, artırılması, azaltılması, kesilmesi, yeniden bağlanması, toptan ödemeleri, ilgi devamı, ihya ve borçlanmaları, diğer ödemeler ve yardımlar ile emeklilik ikramiyeleri hakkında bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dâhil 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre işlem yapılır ve bu maddenin uygulanmasında mülga 2829 sayılı Kanun hükümleri ayrıca dikkate alınır.” hükmü öngörülmüştür.
Yukarıdaki açıklamalar ışığında yapılan değerlendirmeye göre; uyuşmazlığın çözümünde ne 506 sayılı Kanun, ne 1479 Sayılı Kanun ne de 5510 sayılı Kanun’un uygulama yeri bulunmayıp, 5434 Sayılı yasa hükümlerinin uygulanması icap etmektedir. Bu durumda sözü edilen 101’inci madde hükümlerine göre sınırlı yetki ile donatılmış İş Mahkemesi görevli değildir.
Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında Mahkemece idari yargının görevli olduğu gözetilmeksizin, işin esasına girilerek karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir
O hâlde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 02.07.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
......
Full & Egal Universal Law Academy