Mahkemesi :İş Mahkemesi
No :2008/204-2012/192
Davacı, 11.10.2006 tarihinde 506 sayılı Yasa kapsamında zorunlu sigortalılığının başladığını ve halen devam ettiğini, Kurumca,...... işletmeciliği vergi kaydı nedeniyle 18.01.1996-30.06.2008 tarihleri arasında 1479 sayılı Yasa kapsamında zorunlu sigortalı olarak kabul edildiğini, ancak...... işletmeciliği fiilen yapmadığını belirterek, 11.10.2006-30.06.2008 tarihleri arasında 506 sayılı Yasa kapsamında sigortalı olduğunun tespiti ve davalı kurumun bu dönem için, 1479 sayılı Yasa uyarınca çıkardığı 7.342,35-TL ...... prim borcunun iptalini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı Kurum vekilince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
Somut olay incelendiğinde; davacının, 18.01.1996 tarihinde 1479 sayılı Yasa kapsamında sigortalılığının tescil edildiği, 18.01.1996-30.06.2008 tarihleri arasında vergi kaydı, 05.04.1996-30.06.2008 tarihleri arasında oda kaydının bulunduğu, 11.10.2006 tarihinde 506 sayılı Yasa kapsamında zorunlu sigortalılığının başladığı ve halen devam ettiği, diğer taraftan Kurumca, 18.01.1996-30.06.2008 tarihleri arasında 1479 sayılı Yasa kapsamında zorunlu sigortalı olarak kabul edildiği ve en son prim ödemesinin 28.09.2006 tarihinde yapıldığı görülmüştür.
506 sayılı Kanunun 2'nci maddesinde (5510 sayılı Kanun 4/a), hizmet akdine dayanarak bir veya birkaç işveren tarafından çalıştırılanların sigortalı sayılacağı, 3'üncü maddesinde, kanunla kurulu emekli sandıklarına aidat ödemekte olanların veya herhangi bir işverene hizmet akdiyle bağlı olmaksızın kendi nam ve hesabına çalışanların sigortalı sayılmayacağı belirtilmiş; 1479 sayılı Kanunun 24'üncü maddesinde (5510 sayılı Kanun 4/b), kanunla ve kanunların verdiği yetkiye dayanılarak kurulu (diğer) ...... kuruluşları kapsamı dışında kalan, herhangi bir işverene hizmet akdi ile bağlı olmaksızın kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan ticari kazanç veya serbest ...... kazancı dolayısıyla gerçek veya basit usulde gelir vergisi mükellefi olanlar ile, gelir vergisinden muaf olanlardan
......... Sicili ile birlikte kanunla kurulu ...... kuruluşuna usulüne uygun olarak kayıtlı olanlar ile A.Ş. kurucu ortakları, yönetim kurulu üyesi ortakları veya Ltd. Şti. ortaklarının sigortalı kabul edileceği, sözü edilen diğer ...... kuruluşlarına prim ödeyenlerin sigortalı sayılmayacağı açıklanmıştır.
...... Hukukumuzda, "sosyal sigortalarda çokluk", bir başka anlatımla bireylere olabildiğince ...... hakkı tanıma, "yararlanmada ve yükümlülükte teklik" ilkesi egemendir. Buna göre, aynı tarihlerde farklı ...... kuruluşları kapsamında bulunulamaz. Çifte sigortalılık olarak adlandırılan bu statü, kanun hükümleriyle engellenmiştir. Belirtilmelidir ki, anılan düzenlemelerde yer alan "emekli sandıklarına aidat ödemekte olanlar" ibareleri, "başka ...... kuruluşlarına tabi olanlar" şeklinde anlaşılmalı, "sosyal güvenlik kuruluşları ibarelerinin de aynı zamanda "...... kanunları" terimlerini içerdiği kabul edilmelidir.
01.10.2008 tarihinden itibaren yürürlüğe giren, 5510 sayılı Kanunun 53’üncü maddesi uyarınca; sigortalının aynı Kanunun 4’üncü maddesinin birinci fıkrasının (a), (b) ve (c) bentlerinde yer alan sigortalılık statülerinden birden fazlasına aynı anda tabi olunmasını gerektirecek şekilde çalışması halinde; öncelikle (c) bendi kapsamında, (c) bendi kapsamında sigortalılık yoksa, ilk önce başlayan sigortalılık ilişkisi esas alınarak sigortalı sayılacaktır.
5510 sayılı Kanunun anılan 53’üncü maddesi, 6111 sayılı Kanunun 33’üncü maddesiyle değiştirilmiş; sigortalının 4’üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (b) ile (c) bendinde yer alan sigortalılık statülerine aynı anda tabi olunmasını gerektirecek şekilde çalışması halinde; öncelikle (c) bendi kapsamında, (a) ile (b) bentlerinde yer alan sigortalılık statülerine tabi olacak şekilde çalışması halinde ise (a) bendi kapsamında sigortalı sayılacağı düzenlemesi getirilmiş; ancak, değişikliğe ilişkin anılan 33’üncü madde de ayrıca söz konusu değişikliğin maddenin yürürlük tarihinden öncesi için uygulanmayacağı hükme bağlanmıştır. 6111 sayılı Kanunun yürürlüğe dair 215/b maddesiyle; “...33... maddesi yayımı takip eden ayın birinci günü yürürlüğe gireceği düzenlenmiştir. 6111 sayılı Kanun 25.02.2011 tarihinde yayımlanmış olup; bu durumda anılan değişiklikler 01.03.2011 tarihinden itibaren uygulanabilecektir.
Bu tür çakışan (ikili) sigortalılığa ilişkin uyuşmazlıkların çözümü için ise, Dairemizin yerleşik uygulamaları gereği olarak, aynı döneme rastlayan gerçek ve fiili sigortalı çalışmalardan hangisi kişinin hayatında ekonomik olarak baskın çalışma niteliğini taşıyorsa o çalışmaya üstünlük ve geçerlilik tanınması gerekir. Bu amaçla, davacının çakışan sigortalılık sürelerinin hangi faaliyetten kaynaklandığı, çakışan dönemde ekonomik yönden baskın çalışmanın hangi Kurum sigortalısı olmayı gerekli kıldığı, kendi nam ve hesabına ...... faaliyetinin fiilen davacı tarafından yerine getirilip getirilmediği, bu dönemde hizmet sözleşmesine dayalı çalışma gereksiniminin hangi koşullardan kaynaklandığı araştırılarak, çakışan dönemlerde davacının geçimini karşılayacak gerçek ve fiili çalışmasının hangi Kurumda geçtiği belirlenip; uyuşmazlığın çözümünde taraflar arasındaki çıkarlar dengesi ile hak ve nesafet kuralları dikkate alındıktan sonra yapılacak değerlendirme sonucuna göre karar verilmelidir.
Mahkemece, yukarıda açıklanan ilke ve esaslar doğrultusunda, uyuşmazlık konusu olan 11.10.2006-30.06.2008 tarihleri arasında, 1479 sayılı Yasa kapsamında davacının kendi nam ve hesabına yaptığı bağımsız bir çalışma bulunup bulunmadığı olgusu titizlikle araştırılmalı ve açıklığa kavuşturulmalı, dolayısıyla 1479 sayılı Kanun/5510 sayılı Kanunun 4. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında geçerli sigortalılığın var olup olmadığı belirlenmeli, çakışan dönemde 1479 sayılı Yasaya tabi sigortalılık şartlarının varlığı halinde ise; 01.10.2008 tarihi öncesi dönem yönünden ...... sistemimizde çifte sigortalılığın söz konusu olmaması nedeniyle, aynı döneme rastlayan gerçek ve fiili çalışmalardan hangisinin kişinin hayatında ekonomik olarak baskın çalışma niteliği taşıdığı hususunda, vergi ve maliye kayıtları getirtilmek, belirtilen dönemde beyan edilen gelirler saptanmak suretiyle bu çerçevede davacı; emek ve mesaisini ağırlıklı olarak hangi sigortalı çalışmaya tahsis ediyorsa, ekonomik yönden geçimini hangi çalışmadan sağlıyorsa o çalışmaya üstünlük tanınmalı, açıklanan ilkelere göre belirlenen gerçek ve fiili çalışmanın tabi olduğu sigortalılık gözetilerek önce başlayan sigortalılığa değer verilerek, varılacak sonucuna göre çakışan dönemde davacının tabi olduğu sigortalılık belirlenmeli toplanan ve toplanacak delillerin sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, mahkemece eksik inceleme ve araştırma sonucu davanın kabulüne karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
S O N U Ç : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 26.09.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy