Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava, hizmet tespiti ve prime esas kazanç miktarının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davacı, çocuk doktoru olarak 01.01.2001-31.12.2001 tarihleri arasındaki dönemde 2.000,00 TL prime esas kazançla çalıştığının ve belirtilen dönemde Kurum'a bildirilmeyen 223 günlük sürenin tespiti ile 01.01.2002 tarihinden itibaren Kurum'a bildirilen 345 günlük sürede 2.400,00 TL prime esas kazançla çalıştığının tespitini ve 16.12.2002-15.01.2003 tarihleri arasında 30 gün 2.400,00 TL prime esas kazançla çalıştığının tespitini talep etmiştir.
Mahkemece, davacının talep edilen sürelerde tavan ücreti üzerinden çalıştığının tespitine karar verilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden, davacının davalı işveren nezdinde 14.08.2001-31.12.2001 tarihleri arasında 137 gün ve 01.01.2002-16.02.2002 tarihleri arasında 345 gün asgari ücretle çalışmalarının bildirildiği, Kadıköy Vatan Hastanesince düzenlenen 23.09.2002 tarihli yazıda; davacının 01.01.2001 tarihinden beri hastanede çocuk hastalıkları uzmanı olarak 2.400,00 TL gelirle çalıştığının belirtildiği, 16.12.2002 tarihli istifa dilekçesinde davacının 01.01.2001 tarihinden beri yürüttüğü görevinden istifa ettiğini bildirdiği anlaşılmaktadır.
Diğer taraftan, davacının dava dışı hastane ortaklığı nedeniyle 01.01.2001 tarihinden itibaren 1479 sayılı Kanuna tabi sigortalılığının bulunduğu anlaşılmaktadır.
Mahkemece, davacının prime esas kazancının tespitine yönelik hükmü yerindeyse de, hizmet tespiti yönünden verilen hüküm eksik inceleme ve araştırmaya dayalıdır.
506 sayılı Yasa'nın 79/10. maddesinde, bu tür hizmet tespit davasının kanıtlanması yönünden özel bir yöntem öngörülmemiştir. Kimi ayrık durumlar dışında, resmi belge veya yazılı delillerin bulunması, sigortalı sayılması gereken sürelerin saptanmasında, güçlü delil olmaları itibariyle, sonuca etkili olur. Ne varki bu tür kanıtlar salt bu nedene dayanarak istemin reddine neden olmaz; aksi durumun ispatı olanaklıdır. Somut bilgilere dayanması, inandırıcı olmaları koşuluyla, Kuruma bildirilen dönem bordro tanıkları ve komşu işyerinin kayıtlı çalışanları gibi, kişilerin bilgileri ve bunları destekleyen diğer kanıtlarla dahi sonuca gitmek mümkündür.
Mahkemenin bu tür davaların kişilerin sosyal güvenliğine ilişkin olması ve kamu düzenini ilgilendirdiğini göz önünde tutarak gerektiğinde; doğrudan soruşturmayı genişletmek suretiyle ve olabildiğince delilleri toplaması gerekmektedir. Bu yön, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555, 5.2.2003 gün 2003/21-35-64, 15.10.2003 gün 2003/21-634-572, 3.11.2004 gün 2004/21-480-579 ve 2004/21-479-578, 10.11.2004 gün 2004/21-538 ve 1.12.2004 gün 2004/21-629 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır.
Somut olaya gelince; mahkemece açıklanan şekilde fiili çalışmanın varlığının yöntemince araştırılmadan sonuca gidildiği ortadadır.
Öncelikle, istifa dilekçesinde yer alan davacı imzasının, davacı açısından bağlayıcılığı irdelenmeli ve ilgili makama hitaben yazılan dilekçede imzası bulunan başhekim dinlenmelidir.
Diğer taraftan, davacının hizmet tespitini talep ettiği dönemde 1479 sayılı Kanuna tabi sigortalılığının bulunduğu anlaşılmakta olup, sosyal güvenlik sistemimizde çifte sigortalılığa yer verilmemiş olması nedeniyle "çakışan sigortalılık" olarak adlandırılan, bir sigortalının aynı anda birden fazla sosyal güvenlik kurumuna tabi olması hali, yasalarda yer alan düzenlemelerle, sadece bir sigortalılığa geçerlilik tanınarak çözüme kavuşturulmaktadır.
Çakışan sigortalılığının varlığı halinde, yukarıda da ifade edildiği üzere sosyal güvenlik sistemimizde çifte sigortalılığa yer verilmemesi nedeniyle baskın çalışmanın geçtiği sosyal güvenlik kuruluşundaki sigortalılığa itibar edilmesi gerekmektedir.
Mahkemece, ihtilaflı dönemin tamamında bildirimi ve çalışması bulunan yeni bordro tanıkları dinlenerek davacının çalışmasının hiç bir kuşku ve teredüte yer vermeyecek şekilde tespit olunmalı, istifa belgesinde yer alan imzanın kendisine ait olup olmadığı yönünde davacının beyanı alınmalı, ilgili makama hitaben yazılan dilekçede imzası bulunan başhekim dinlenmeli, 1479 sayılı Kanuna tabi şahsi dosyası celbedilerek baskın çalışmanın geçtiği sosyal güvenlik kuruluşundaki sigortalılığa itibar edilmesi gereği gözetilmeli, derdest işçilik alacakları dosyası celbedilmeli ve tüm deliller toplandıktan elde edilecek sonuca göre karar verilmelidir.
O hâlde; davalılar vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli, hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 28.06.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy