Mahkemesi :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
Dava, 29.10.1999 tarihinde meydana gelen trafik-iş kazası sonucu vefat eden sigortalının hak sahiplerine bağlanan gelirler nedeniyle uğranılan Kurum zararının davalılardan 506 Sayılı Yasanın 26/1 ve 26/2. maddeleri gereğince rücuan tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtilen gerekçe ile, davanın kısmen kabulüne kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davacı Kurum avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-5510 sayılı Kanunun 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 21. maddesiyle yeniden getirilen “sigortalı veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tutarlarla sınırlı” tazmin hükmünün, 5510 sayılı Yasanın yürürlüğü öncesinde gerçekleşen iş kazalarından kaynaklanan rücuan tazminat davalarında uygulanmasına olanak veren bir düzenleme bulunmadığı gözetildiğinde davanın yasal dayanağı 506 sayılı Yasanın 26. maddesidir.
506 sayılı Yasanın 26. Maddesine dayalı bu tür davalarda alınan kusur raporlarının 506 sayılı Yasanın 26., 4857 sayılı Yasanın 77. ve İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğünün 2 vd maddelerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir.4857 sayılı Yasanın 77. maddesi; “İşverenler işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi almak, araç ve gereçleri noksansız bulundurmak, işçiler de iş sağlığı ve güvenliği konusunda alınan her türlü önleme uymakla yükümlüdürler. İşverenler, işyerinde alınan iş sağlığı ve güvenliği önlemlerine uyulup uyulmadığını denetlemek, işçileri karşı karşıya bulundukları mesleki riskler, alınması gerekli tedbirler, yasal hak ve sorumlulukları konusunda bilgilendirmek ve gerekli iş sağlığı ve güvenliği eğitimini vermek zorundadırlar...” düzenlemesini içermektedir. Anılan düzenleme, işçiyi gözetim ödevi ve insan yaşamının üstün değer olarak korunması gereğinden hareketle; salt mevzuatta öngörülen önlemlerle yetinilmeyip, bilimsel ve teknolojik gelişimin ulaştığı aşama uyarınca alınması gereken önlemlerin de işveren tarafından alınmasını zorunlu kılmaktadır.
İş kazasının oluşumuna etken kusur oranlarının saptanmasına yönelik incelemede; ihlal edilen mevzuat hükümleri, zararlı sonuçların önlenmesi için koşulların taraflara yüklediği özen ve dikkat yükümüne aykırı davranışın doğurduğu sonuçlar, ayrıntılı olarak irdelenip, kusur aidiyet ve oranları gerekçeleriyle ortaya konulmalıdır.
Borçlar Kanunu’nun 53. maddesi hükmü gereğince, hukuk hakimi kesinleşen ceza mahkemesi kararındaki maddi olgu ile bağlıdır. Ceza mahkemesi kendine has usuli olanakları nedeniyle hükme esas aldığı maddi olayların varlığını saptamada daha geniş yetkilere sahiptir. Bu nedenle ceza mahkemesinde saptanacak maddi olayın yargısal bir kararla saptanmış olması gerçeğinin hukuk hakimini de bağlaması gerekir. Bu hal; Kamunun yargıya olan güveninin korunmasının bir gereği olduğu gibi, söz konusu Borçlar Kanununun 53. maddesinde öngörülen kuralın da doğal bir sonucudur. Nitekim, bu husus, Yargıtay'ın yerleşmiş ve kökleşmiş görüşleri ile de kabul edilmiş bulunmaktadır.
Eldeki davada, işveren olduğu anlaşılan ...’nın talimatı ile diğer davalı ...’in kullandığı, ... plakalı ... model... marka kamyonet ile sigortalıyı ...’ye gönderdiği, yolculuk sırasında meydana gelen tek taraflı trafik kazası sonucu sigortalının vefat ettiği, bu kaza sonrasında, aracı kullanan davalı ... hakkında açılan ceza davasında verilen ve kesinleşen, -maddi olgular bakımından bağlayıcı olan- kararda, olayda kamyonetin fren aksamının çalışmaması nedeniyle, seyir halinde iken frenin tutmaması sonucu kazanın meydana geldiği kabul edilmiş iken, mahkemece, aldırılan kusur raporunda işveren Hüseyin hakkında aracın fren tesisat ve bakımlarının düzenli olarak yaptırılıp yaptırılmadığına ve bu bakımdan bir kusurunun olup olmadığına dair herhangi bir irdeleme yapılmaksızın, fren patlamasına ilişkin herhangi bir verinin olmadığı kabul edilerek, işveren Hüseyin’in kusursuz olduğuna dair kabul, isabetsizdir.
Mahkemece, ceza davasındaki maddi olgular dikkate alınmalı, bu davada işverenin araçla ilgili olarak bakım kusurunun bulunup bulunmadığına dair trafik ve makina bilirkişilerinden, oluşa uygun ve yeterli bir kusur raporu aldırılmak suretiyle bir karar verilmelidir.
Kabule göre; rücu davalarının değerlerinin belirli bir para borcu olduğuna göre, nispi harç ve vekalet ücretine tabi alacağı (lakin davacı Kurumun harçtan muaf olduğu) gözetilmeksizin davacı lehine kabul edilen tutar üzerinden nispi vekalet ücreti verilmesi gerekirken, maktu vekalet ücretine karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davacı Kurum avukatının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 09.09.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy