Mahkemesi :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
Dava, tasarrufu teşvik ve nema alacağının tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davacı ve davalılardan ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Dava, tasarrufu teşvik ve nema alacağının tahsili istemine ilişkindir.
Tasarruf teşvik ve nema alacaklarından sorumluluk konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Tasarrufu teşvik sistemi ve nemalandırma, 18.3.1988 tarihinde yürürlüğe giren 3417 sayılı Yasa ile öngörülmüştür. Sözü edilen Kanunun 1. maddesinde Kanunun amacı, “çalışanların aylık ve ücretlerinden tasarruf kesintisi yapılmasını, tasarruflara Devlet veya ilgili işverenlerin katkıda bulunmasını, bağımsız çalışanların gelirlerinin bir kısmının tasarrufa ayrılmasını temin etmek ve bu tasarrufların en iyi şekilde nemalandırılmasını sağlamak suretiyle çalışanların tasarruf yapmalarını teşvik etmek” olarak açıklanmıştır. Aynı Kanunun 4. maddesinde ise tasarruf hesabına, işçi ücretlerinden kesilen miktar ile Devlet katkı payının yatırılacağı hükme bağlanmıştır. Bu durumda tasarrufu teşvik hesabı ana para tutarı, işçi ücretlerinden kesilen miktar ile işveren katkı payının toplamından oluşur. Yine sözü edilen Yasanın 6. maddesinde, kesinti ve katkı paylarının ilgili adına açılacak banka hesabına yatırılmaması durumunda Sosyal Sigortalar Kurumunun tahsil görevinin olduğu açıklanmıştır.
3417 sayılı yasa 24.4.2003 tarih ve 4853 sayılı Yasa ile yürürlükten kaldırılmış ve sözü edilen Yasanın 7. maddesinde, “3417 sayılı Kanunun mülga 2 nci maddesi kapsamındaki hak sahipleri tarafından bu Kanun kapsamına giren alacaklarla ilgili olarak yargı mercilerine açılmış ve devam eden davalar ile icra takipleri
hakkında bu Kanun hükümleri uygulanır” şeklinde kurala yer verilmiştir. 4853 sayılı Yasanın 8. maddesinde ise, tasarruf teşvik kesintileri ile katkı paylarını süresinde işverence yatırılmaması halinde, ... tarafından primlerin tahsiline ilişkin hükümler çerçevesinde tahsil edileceği açıklamıştır.
4853 sayılı Kanuna 26.12.2006 tarihinde 5568 sayılı eklenen ek madde 1 hükmü doğrultusunda, tasarruf teşvik hesaplarına dair tüm varlık ve yükümlülükler 31.12.2007 tarihi itibarıyla Hazineye devredilmiş durumdadır. Anılan hükümde, “Mülga 9/3/1988 tarihli ve 3417 sayılı Kanunla kurulan ve bu kapsamda hak sahiplerine yapılacak ödemelere ilişkin usûl ve esasları belirlemek üzere 24/4/2003 tarihli ve 4853 sayılı Kanunla tasfiye edilen Çalışanların Tasarruflarını Teşvik Hesabına ait tüm varlık ve yükümlülükler, 31/12/2007 tarihine kadar Hazineye devrolunur. Devre ilişkin hususları belirlemeye Hazine Müsteşarlığının bağlı olduğu Bakan yetkilidir. Devir tarihinden sonra hak sahiplerine yapılacak her türlü ödeme, Türkiye Cumhuriyeti Ziraat Bankası Anonim Şirketi kayıtları esas alınarak Banka tarafından gerçekleştirilir. Bu ödemelere ilişkin bilgi ve belgelerin Hazine Müsteşarlığına iletilmesini takiben söz konusu ödeme karşılığı tutarlar Müsteşarlık bütçesine bu amaçla konulacak ödenekten karşılanmak suretiyle hak sahibine ödenmek üzere Bankaya aktarılır. Konusu suç teşkil eden fiillerden kaynaklanan ödemeler hariç hak sahiplerine fazla ödeme yapıldığının tespiti halinde, bu tutarların tahsilinden vazgeçilerek terkin edilir ve Türkiye Cumhuriyeti Ziraat Bankası Anonim Şirketi yönünden gerçekleşmiş ödemelere ilişkin tüm hak ve yükümlülükler kendiliğinden sona erer” şeklinde kurala yer verilmiştir.
Tasarrufu teşvik alacağında ana para, işçi ücretlerinden yapılan kesinti ile işveren katkı payının toplamından oluşur. İşverence, işçi ücretlerinden kesinti yapılmamış ise, işçi ücreti kesinti tutarı kadar fazla ödenmiş olmaktadır. İşçi bu fazla ödemeyi alarak fayda sağladığından, salt ücretten yapılması gereken kesinti sebebiyle tasarrufu teşvik alacağı talebinde bulunamaz. Bu halde tasarrufu teşvik ana para tutarı, sadece işveren katkı payından oluşur ve bu miktarın neması hesaplanmalıdır.
İşçi ücretlerinden tasarrufu teşvik kesintisi yapıldığı halde işverence zorunlu tasarruf hesabına aktarılması için ilgili bankaya yatırılmamış ise bu defa, kesinti tutarları ve katkı payı toplamı üzerinden tasarrufu teşvik ve nema hesabı yapılmalıdır.
İşveren tarafından T.C. Ziraat Bankasına yatırılan tasarrufu teşvik kesintisinin bulunması halinde ise, hesapta bulunan tasarrufu teşvik kesintisi ve nemasından işverenin sorumlu olmayacağı göz önünde bulundurulmalıdır.
Tasarrufu teşvik ana para tutarı yukarıdaki gibi belirlendikten sonra tasarrufu teşvik kesintilerinin aylık nemalandırma tablosuna göre ilk kesinti tarihinin karşılığında olan oran ile ana paranın çarpımı sonucu hak kazanılan nema tutarı hesaplanmalıdır. Ana para ve nema toplamı, 4853 sayılı Yasanın 5. maddesi uyarınca aylık olarak Türkiye İstatistik Kurumu tarafından açıklanan tüketici fiyatları indeksi değişim oranında ve ilave yıllık yüzde beş oranında değerlemeye tabi tutulmalıdır.
Mahkemece, hükme esas alınan bilirkişi raporunda; işverence, işçi ücretlerinden kesinti yapılmayan aylarda tasarrufu teşvik ana para tutarının, sadece işveren katkı payından oluşacağı ve bu miktarın nemasının hesaplanması gereğinin gözetilmediği ve yukarıda belirtilen mevzuat gereğince değerlendirme yapılmadığı anlaşılmış olup, yetersiz bilirkişi raporuna istinaden hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma sebebidir.
O halde, davacı ve davalılardan ... vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacı ve davalı ...'a iadesine, 03.05.2013 günü oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy