.........
Dava, ödeme emrinin iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece, davaya konu ödeme emrinin 2007/5. dönem yönündenki ödeme emrinin iptaline, 2007/5. ay haricindeki diğer aylar bakımından davacının taleplerinin hukuki yarar yokluğundan reddine, karar verilmiştir.
Hükmün,davacı ve davalı Kurum avukatları tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Eldeki davada davacı, dava dışı........yılı Şubat ayı arasında ödenmeyen prim borçları nedeniyle kendisine takip yapılıdğını, halbuki kendisinin ortak olduğu döneme ait olmaması, böyle olsa dahi kendisinin, şirketi temsil ve ilzama yetkili olmadığı nedenleriyle ödeme emrinin iptalini istemiştir.
Mahkemece, 28.12.2006 tarihli olağanüstü genel kurul kararı gereği şirkete ortak olmaksızın yönetim kurulu üyesi olduğu ve 05.01.2007-29.05.2007 tarihleri arasında da ortak olması,lakin bu dönemde de temsil ve ilzama yetkili oratak olmaması nedenleriyle ödeme emrinde yer alan 2007 Yılı 5.ay bakımından davanın kabulüne ve ödeme emrinin iptaline, 2007 yılı 5. ay haricindeki diğer aylar bakımından ise hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kişilerin dava hakkı Anayasanın 36’ncı maddesiyle teminat altına alınmış olup, “hukuki yarar” ile sınırlıdır. Dava açanın, her şeyden önce davanın açıldığı tarih itibariyle davada hukuki yararı, “menfaati” bulunmalıdır. Hakkın ileri sürülmesi için kişinin hakkına tecavüz olunması veya bir uyuşmazlığın çıkması gerekir. Bunlar yok iken, herhangi bir kimse aleyhine dava açılması mümkün değildir.
Mahkemece verilen kararda davacının 2007 yılı 5. ayı açısından verilen kabul kararı ve ödeme emrine konu diğer aylar bakımından verilen karar yerindedir. Ne var ki davacının dava açmadan önce davalı Kuruma hitaben yaptığı 30.09.2011 tarihli ./..
-2-
başvuruya Kurum tarafından verilen aynı gün ve davacının itirazı hakkındaki cevabi yazıda davacının dava edilen ödeme emrinde yer alan prim borçlarından sadece 2007 yılı 5. ay kısmından sorumlu olmadığı, ancak 2007 yılı 1.-2.-3.-4. ayları prim borçlarından da sorumlu olduğunun davacıya tebliğ edilmiş olduğu, davacının da kurum cevabi yazısı nedeniyle, her ne kadar takibe konulan bir borç olmasa da, 2007 yılı 1-2-3-4 aylar nedeniyle borçlu olmadığının tespitini istediği anlaşılmaktadır. Davacıya Kurum tarafından verilen bu cevap karşısında artık bu dönem bakımından tespit davası açmasında hukuki yararının olduğunda tereddüt yoktur. Mahkemece bu döneme ilişkin menfi tespit davası olarak inceleme yapmak ve davaya devam etmek gerekirken herhangi bir değerlendirme yapılmaması ve yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizdir.
Kabule Göre de; Davanın yasal dayanağı olan 6183 sayılı Kanunun 58. maddesinde, itirazında tamamen veya kısmen haksız çıkan borçludan, hakkındaki itirazın reddolunduğu miktardaki kamu alacağının %10 zamla tahsil edileceği öngörülmüş olup, (7) günlük hak düşürücü süre içerisinde açılmadığı gerekçesiyle davanın reddi durumunda taraflar arasındaki uyuşmazlığın esastan inceleme yapılarak çözümlenmediği ve dolayısıyla davacı borçlunun “ödeme emrine yönelik itirazında haksız çıkan” olarak nitelendirilemeyeceği belirgin bulunmakla, alacaklı davalı Kurum yararına haksız çıkma tazminatına karar verilemeyeceği gözetilmeksizin, mahkemece eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu, anılan tazminatın hüküm altına alınması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, taraf avukatlarının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ:Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 01.07.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
.......
Full & Egal Universal Law Academy