Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava, itirazın iptali, takibin devamı ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Dava konusu somut olay incelendiğinde; 506 sayılı Yasa kapsamında Kurum sigortalısı ...'in 13.01.1973 tarihinde vefatıyla,davalının murisi olan kızkardeşi ... ...'e babasından dolayı ölüm aylığı bağlandığı, ...'in 14.01.2003 tarihinde vefat ettiği, ...'in zorunlu SSK’lı olarak çalışması bulunduğu ve bu çalışmalarının Kuruma bildirilmediği, Kurum tarafından kendisine 15.11.1990-19.10.2003 tarihleri arasında aylık ödendiği, Kurum tarafından tahakkuk ettirilen 3.853,20 TL yersiz aylığın işlemiş faiziyle birlikte davalıdan tahsili amacıyla ... 2. İcra Müdürlüğü’nün 2007/3806 sayılı takip dosyası üzerinden, davaya konu icra takibi başlatıldığı, davalı tarafından 29.11.2010 tarihinde ödeme emrinin tebliğ alınması üzerine, 01.12.2010 tarihinde takibe itiraz edildiği anlaşılmaktadır.
Mahkemece, ödeme emrinin davalıya 29.11.2010 tarihinde tebliğ edildiği ve dava konusu alacağın davalının veya murisinin hatalı veya kusurlu davranışından kaynaklanmadığı kabul edilerek, 5510 sayılı Kanunun 96. maddesinin (b) bendinin uygulama alanı bulacağından bahisle maddede öngörülen 5 yıllık zamanaşımı süresinin geçmiş olduğu gerekçe gösterilerek davanın reddine karar verilmiştir.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasanın 68/I-C-a maddesinde, aylık bağlanma koşulları yönünden “sosyal sigortaya, emekli sandıklarına tabi bir işte çalışmayan, buralardan gelir veya aylık almayan kız çocuklarına” aylık bağlanması olanağı öngörürken; aynı maddenin VI bendi kız çocuklarına bağlanan aylığın kesilmesi nedeni olarak “çalışma ve evlenme” halini kabul etmekteydi. Söz konusu VI numaralı bende 4958 sayılı Yasanın 06.08.2003 tarihi itibariyle yürürlüğe giren 35. maddesiyle “buralardan gelir veya aylık almaya” ibaresi eklenerek, böylelikle, “Sosyal Sigortadan, Emekli Sandıklarından aylık veya gelir almaya başlama” olgusu, hak sahibi kız çocuklarına bağlanan aylığın kesilme nedeni olarak benimsenmiştir.
İnceleme konusu olayda, davalının murisinin Sosyal Sigortalar Kurumuna tabi kesintili çalışmalarının karşısında; davalının murisinin çalıştığı bu sürelere isabet eden ölüm aylıkları bakımından (= ölüm aylığının çalışmaya başladığı tarihi takip eden devre başından kesileceği olgusu da gözetilmek suretiyle) davacı Kurumun geri alma hakkının bulunduğu açıktır.
Mahkemenin kararının gerekçesini oluşturan 5510 sayılı Yasanın 96. maddesine bakıldığında, “Kurumca işverenlere, sigortalılara, isteğe bağlı sigortalılara gelir veya aylık almakta olanlara ve bunların hak sahiplerine, genel sağlık sigortalılarına ve bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilere, fazla veya yersiz olarak yapıldığı tespit edilen bu Kanun kapsamındaki her türlü ödemeler;
a) Kasıtlı veya kusurlu davranışlarından doğmuşsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla on yıllık sürede yapılan ödemeler, bu ödemelerin yapıldığı tarihlerden,
b) Kurumun hatalı işlemlerinden kaynaklanmışsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla beş yıllık sürede yapılan ödemeler toplamı, ilgiliye tebliğ edildiği tarihten itibaren yirmidört ay içinde yapılacak ödemelerde faizsiz, üç aylık sürenin dolduğu tarihten sonra yapılacak ödemelerde ise bu süre sonundan, itibaren hesaplanacak olan kanunî faizi ile birlikte, ilgililerin Kurumdan alacağı varsa bu alacaklarından mahsup edilir, alacakları yoksa genel hükümlere göre geri alınır…”.
Olayımızda davalının murisi tarafından imzalanan 29.12.1978 tarihli; sosyal sigortaya tabi bir işte çalışmaya başladığı veya buralardan aylık veya gelir aldığı takdirde, durumu derhal sosyal sigortalar kurumu genel müdürlüğüne bildireceği,bildirmediği takdirde fuzulen ödenen meblağı hiçbir itiraza mahal kalmadan istenilen zamanda nakden ödeyeceğini belirten beyan ve taahhüt belgesi dikkate alındığında, dava konusu alacağın davalının murisi olan ...'in hatalı veya kusurlu davranışından kaynaklandığı, bu nedenle de anılan maddenin (a) bendi uyarınca sorumlu olduğu ve ödeme emrinin tebliğ tarihi itibariyle zamanaşımına uğramadığı göz önüne alınmalıdır.
Hal böyle olunca, mahkemece, somut olaya uygulanacak yasa maddesinin, 5510 sayılı Yasanın 96.maddesi (a) bendi olduğu göz önüne alınarak, bu çerçevede belirlenecek olan istirdatı mümkün yersiz aylık tutarı hesaplanarak varılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmelidir.
Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde karar tesisi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davacı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 28/06/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy