.......
Dava, 1479 Sayılı Yasa kapsamında zorunlu........ sigortalılık süresinin ve prim borçlarının yapılandırılmasından yararlandırılması gerektiğinin tespiti ve yaşlılık aylığı bağlanması istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davacı, odun satış işi nedeniyle 03.02.1981 tarihinden itibaren 1479 Sayılı Yasa kapsamında zorunlu.......... sigortalısı olduğunun tespitini istemiştir.Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş ise de, maddi hata sonucu 3.2.1991 tarihinden 23.03.2011 tarihine kadar 1479 Sayılı Yasa kapsamında zorunlu......... sigortalısı olduğu belirtilmiştir.
5510 sayılı Yasa'nın geçici 7. maddesinde; ''(Değişik madde: 17/04/2008-5754 S.K./68. maddesi) Bu Kanunun yürürlük tarihine kadar 17/7/1964 tarihli ve 506 sayılı, 2/9/1971 tarihli ve 1479 sayılı, 17/10/1983 tarihli ve 2925 sayılı, bu Kanunla mülga 17/10/1983 tarihli ve 2926 sayılı, 8/6/1949 tarihli ve 5434 sayılı kanunlar ile 17/7/1964 tarihli ve 506 sayılı Kanunun geçici 20 nci maddesine göre sandıklara tabi sigortalılık başlangıçları ile hizmet süreleri, fiilî hizmet süresi zammı, itibarî hizmet süreleri, borçlandırılan ve ihya edilen süreler ve sigortalılık süreleri tabi oldukları kanun hükümlerine göre değerlendirilir.'' hükmü öngörülmekte olup, 1.10.2008 tarihinden önceki dönem bakımından sigortalılık sürelerinin ilgili Kanunlarındaki hükümlere göre, 1.10.2008 tarihinden sonraki dönem bakımından ise, sigortalılık sürelerinin 5510 sayılı Yasa hükümlerine göre belirlenmesi gerektiği açıktır.
Buna göre; 1.10.2008 öncesi dönem bakımından, davanın yasal dayanağı 1479 sayılı Yasadır
Dosya kapsamına göre, bildirge Kuruma intikal etmediği halde, Kurum tarafından verilen sigorta sicil numarası üzerinden davacı tarafından 26.3.1981 tarihinden 15.4.1992 tarihine kadar 76 adet prim ödemesi yaptığı, 3.2.1981 ile 31.12.1985 tarihleri arasına vergi kaydının, 24.2.1981 ile 15.8.2005 tarihleri arasında Mahrukatçılar odasına kayıtlı olduğu, 20.11.1984 ile 23.3.2011 tarihleri arasında sicil kaydının bulunduğu anlaşılmaktadır.
./..
-2-
Davacının, 26.3.1981 tarihinde yaptığı prim ödemesinin sigortalı olma iradesi yerine geçtiği belirgin ise de,.......sigortalılığı için asıl olan, kendi nam ve hesabına bağımsız çalışmaktır.Sosyal güvenlik hakkı Anayasamızda düzenlenmiş olup, bu hak ve yükümlülüklerden kaçınılamaz ve vazgeçilemez olması bu nedenle de iş bu tür davaların kamusal niteliği gözetilerek gerçeğin ortaya çıkartılması bakımından, kanıtlar resen ve özenle toplanması gerekir.
Davacının tescil (ilk prim ödeme) tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 19.4.1979 gün ve 2229 sayılı Yasa ile değişik 1479 Sayılı Kanun'un 24. maddesi uyarınca meslek kuruluş kaydı zorunluluğu kaldırılarak, “kendi adına ve hesabına” çalışma koşulu ve belirtilen nitelikte çalışmaya başlama tarihi sigortalılık niteliğini kazanmak için yeterli kabul edilmiştir. Buna göre 1.10.2008 tarihine kadar olan dönem bakımından yapılması gereken iş; davacınını 1985'de köye dönerek çiftçilik yapmaya başladığına ilişkin bozma öncesi dinlenen davacı tanıkları üzerinde de durularak kendi nam ve hesabına çalışmanın belirlenmesidir.
Bu noktada, oda üye kayıt defterleri, karar defterleri getirtilerek tetkik edilmeli; hazirun cetvelleri ve üyelik aidatına ilişkin ödeme belgeleri getirilmeli, Işyerinin varlığı usulünce (bu anlamda vergi-sicil kayıtları, işyerine ait kira sözleşmeleri, elektrik-su-telefon abonman kayıtları v.s) araştırılmalı ve davacının, 1479 sayılı Yasanın 24. maddesi çerçevesinde geçerli bir sigortalığın bulunup bulunmadığı usulünce araştırılıp, varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekir.
Öte yandan, 1.10.2008 sonrası dönem bakımından ise, 5510 sayılı Yasa mevzuatına göre irdeleme yapılarak kendi nam ve hesabına çalışmanın yanında, gelir vergi mükellefiyeti, vergi mükellefiyetinden muaf olanlar bakımından ise sicil kaydı bulunması gerektiği gözetilmelidir.
Mahkemenin, yukarıda açıklanan maddi ve hukuki esaslar doğrultusunda yargılama yaparak elde edilecek sonuca göre karar vermesi gerekirken eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 04.07.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
........