Mahkemesi :İş Mahkemesi
Davacı, 1979 yılında 10192591 ... sigorta numarası ile kayıtlı olan 1964, ... doğumlu ... isimli şahsın kuruma bildirilen sigortalı hizmetlerinin, aslen kendisine ait olduğunu iddia ederek kendisine ait olan 19498255 ... sigorta numarasına kayıtlı olan hizmetleri ile birleştirilmesi ve bu çalışmaların kendisine ait olduğunun tespitini istemiştir.
Mahkemece, hükümde belirtilen gerekçelerle; davanın kabulüne, ... kayıtlarında ... sicil numarasında yazılı hizmetlerin davacı ... oğlu 1965 doğumlu ...'a ait olduğunun tespitine;... Sicil numarası ile işlem gören dosyadaki hizmetler ile ... sicil nolu hizmetlerin birleştirilmesi gerektiğinin tespitine; 5510 sayılı yasanın 38/2 maddesi gereğince 18 yaşından önce malüllük yaşlılık ve ölüm sigortalarına tabii olanların sigortalılık süresinin 18 yaşını doldurdukları tarihte başlatılmasına karar verilmiştir.
Hükmün, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1-)01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanunun geçici 7/1. maddesi hükmünde yer alan düzenleme ile genel olarak Kanunların geriye yürümemesi (geçmişe etkili olmaması) kuralı karşısında, davanın yasal dayanağının 506 sayılı Kanun olduğu kabul edilmelidir.
Anılan Kanunun 6. maddesinde ifade edildiği üzere, “sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamaz ve vazgeçilemez.” Anayasal haklar arasında yer alan ... güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin davalar, kamu düzenine ilişkin olduğundan, özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan ... güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde re’sen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır.
Bu tür davalarda, davacının çalışmaları ve tespiti istenilen hizmetlerle ilgili tüm belgeler davalı kurumdan getirtilmeli, iadiyet istenilen hizmetlere ilişkin kayıtlarda yer alan bordrolu tanıklar ile var ise bu hizmetlerin bildirildiği işyeri ile aynı yörede komşu veya benzeri işleri yapan başka işverenler ve bu işverenlerin çalıştırdığı bordrolara geçmiş kişiler emniyet araştırması ve kurumdan sorulmak suretiyle saptanarak bilgi ve görgülerine başvurulmalı; davacının kimlik ve nüfus kayıtları titizlikle incelenmeli, davacı ile aynı isimde başka bir şahsın varlığı ilgili nüfus müdürlükleri aracılığıyla araştırılmalı; mevcut
ise, verilecek kararın bu şahısların da hak alanlarının ilgilendireceği dikkate alınarak davaya katılımları sağlandıktan ve tüm deliller toplandıktan sonra bir karar verilmelidir.
Eldeki davada, davacının kendisine ait olduğunu iddia ettiği ... sigorta numarasına bağlı olarak geçen çalışmanın gerçekliği ve davacıya aidiyeti hususunda Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme, hüküm kurmaya yeterli ve elverişli değildir.
Dosyadan; 1964, Adapazarı doğumlu ... adına verilen 25.02.1979 giriş ve 25.04.1979 varide tarihli işe giriş bildirgesinde işveren olarak belirtilen ... adına Kuruma verilmiş ücret bordrosunda, adları geçen... ve ...isimli ve davacının iddiasının gerçekliğini bilebilecek konumda olan bordrolu tanıklar dinlenmeksizin, karar verilmesi isabetsiz görülmüştür. Mahkemece, adları geçen tanıkların da beyanlarına başvurularak ve ayrıca davacı adında başka kişiler olup olmadığı ... ve ... nüfus müdürlüklerinden araştırılarak, varılacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
2-)Kabule göre de; 07.10.1965 doğumlu olan davacının tespitini istediği çalışmaların geçtiği 25.02.1979 tarihinde yürürlükte olan 506 sayılı Yasanın 60/G maddesinde yer alan, “18 yaşından önce malullük, yaşlılık ve ölüm Sigortalarına tabi olanların sigortalılık süresi, 18 yaşını doldurdukları tarihte başlamış kabul edilir. Ancak, bu tarihten önceki süreler için ödenen malullük, yaşlılık ve ölüm Sigortaları primleri, prim ödeme gün sayılarının hesabına dâhil edilir.” düzenlemesinin; aynı Yasanın Geçici 54. maddesi uyarınca 01.04.1981 tarihinden önce malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına tescili bulunmayanları kapsadığı, oysa davacının talebinin 25.02.1979 tarihindeki çalışmalara ilişkin olduğu ve davanın kabulü halinde hakkında 506 sayılı Yasanın Geçici 54. maddesinin uygulanamayacağı gözetilmeksizin ve çalışma konusu dönemde henüz yürürlükte olmayan 5510 sayılı Yasanın 38. maddesinin uygulanmak suretiyle kendi içerisinde çelişkili hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Mahkemenin, yukarıda açıklanan esaslar doğrultusunda araştırma yaparak, elde edilecek sonuca göre karar vermesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 09.09.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy