(506 S. K. m. 23, 66, 67, 68, Geçici m. 91) (YHGK. 21.03.2012 T. 2012/21-21 E. 2012/223 K.)
Dava ve Karar: Dava, ölüm aylığı bağlanması istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde isteğin reddine karar verilmiştir.
Hükmün davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi P. P. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra ışın gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Sonuç: Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre yerinde bulunmayan bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uysun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazıl, temyiz harcının davacıdan alınmasına, 05.07.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.
NOT: KONUNUN ÖNEMİ GEREĞİ YEREL MAHKEME İLAMINI AŞAĞIDA YAYIMLIYORUZ.
T.C.
İZMİR
6. İŞ MAHKEMESİ
ESAS NO: 2012/274
KARAR NO: 2012/579
DAVA: Tespit
DAVA TARİHİ: 26/06/2012
KARAR TARİHİ: 15/11/2012
Mahkememizde görülmekte bulunan Tespit davasının yapılan açık yargılamasının sonunda.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin 16.05.2002 talihinde ölen SSK'lı eşinden ölüm aylığı almaya hak kazandığını ve aylığı bağlandığını, müvekkilinin çalışmadığını ve emekli de olmadığını, müvekkilinin 17.09.2006 tarihinde SSK'lı babasının vefat ettiğini, müvekkil babasından da ölüm aylığı almaya hak kazandığını, babasının ölümünü takiben SSK'ya başvuruda bulunduğunu ve babasından da ölüm aylığı bağlanmasını talep ettiğini, ancak SSK'nın 28.11.2006 tarih ve 917226 tarihli yazısı ile eşinden almakta olduğu maaşın fazla olması sebebiyle sadece eşinden aldığı maaşın ödeneceğini ve babasından ayrıca bir ölüm aylığı bağlanamayacağının bildirildiğini, SSK'ya daha sonra bir kez daha başvurduğunu buna da red cevabı verildiğini iddia ile 16.05.2002 tarihinde ölen eşinden ölüm aylığı almakta iken 17.09.2006 tarihinde vefat eden babası için de ölüm aylığı talebi davalı tarafından reddedilen müvekkilinin, ilk başvurusuna esas teşkil eden babasının vefat tarihi olan 17/09/2006 tarihinden itibaren eşinden almakta olduğu ölüm aylığının yanında babasından da ölüm aylığına hak kazandığının tespitine ve kendisine eşinden almakta olduğu ölüm aylığının yanında babasından da 17.09.2006 tarihinden itibaren ölüm aylığı bağlanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı R. A.'e eşi Ş. A.'in 16.05.2002 tarihindeki vefatından sonra kurumu tahsis talebinden bulunduğunu ve talebine istinaden 506 Sayılı Yasanın 68.maddesinin 1.fıkrasının I-A bendi gereğince 3210901725 tahsis nosuyla kendisine ölüm aylığı bağlandığını, 506 Sayılı Yasanın 66, 67, 68.maddesi ölen sigortalının hak sahiplerine aylık bağlanmasını düzenlediğini, 506 Sayılı Yasanın 68-VI. maddesine bakıldığında Sigortalının kız çocuklarına bağlanan aylıklar. Sosyal Sigortaya, Emekli Sandıklarına tabi işlerde çalışmaya, (EKLENMİŞ İBARE RG: 06.08.2003 RG NO: 25191 KANUN NO: 4958/35) buralardan gelir veya aylık almaya başladıkları veya evlendikleri tarihi takibeden devre başından itibaren kesilir. Aylığın kesilmesine yol açan sebebin ortadan kalkması halinde I inci bölümün (C) fıkrası hükmü saklı kalmak şartı ile, bu tarihten başlanarak yeniden aylık bağlanır. Ancak evliliğin son bulması ile kocasından da aylık almaya hak kazanan kimseye bu aylıklardan fazla olanı ödenir. şeklinde düzenleme yapıldığını, maddenin başlangıcına bakıldığında sigortalının kız çocuklarına ibaresi kullanılarak kız çocuklarının hangi hallerde aylığa hak kazanamayacaklarının düzenlendiğinin görüleceğini, 506 Sayılı Yasanın 68-VI. maddesine 06.08.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4958 Sayılı Yasanın 35.maddesi ile buralardan gelir veya aylık almaya ibaresinin eklendiğini, 506 Sayılı Yasa kapsamında birden fazla aylığa hak kazanan hak sahiplerine yüksek olanın ödeneceğinin yer aldığını, aynı paralel düzenlemelerin 5434 Sayılı Emekli Sandığı, 1479 Sayılı Bağ-Kur Kanunu, 5510 Sayılı Yasa ve diğer sosyal güvenlik mevzuatlarında da bulunduğunu, geçici 91.madde 506 Sayılı Yasanın 4958 Sayılı Yasa ile değişik 68-VI. bölümünün son cümlesini kapsadığını, .....Ancak evliliğin son bulması ile kocasından da aylık almaya hak kazanan kimseye bu aylıklardan fazla olanı ödenir. şeklindeki düzenlemeyi de kaldırmadığından davacının 506 Sayılı Yasa'ya tabi olan hem babasından hem de eşinden aynı anda ölüm aylığı almasının yasal olarak mümkün olmadığını beyan ederek, davanın reddini talep etmiştir.
Davacının 506 sayılı Yasa kapsamında sigortalı olan eşi Ş. A.'ın 16.05.2002 tarihinde ölümü üzerine, 30/09/2002 tarihinden itibaren davacıya ölen eşi nedeniyle ölüm (dul) aylığı bağlanmış olup; bu aylığın koşullarıyla ödenmeye devam ettiği ve davacının bu aylık kesilmeksizin, ayrıca 17.09.2006 tarihinde vefat eden babasından da ölüm (yetim) aylığı bağlanmasını istediği anlaşılmaktadır.
Yargılamaya konu davada mübayenet konusu olup çözümlenmesi gereken husus, ölen eşi nedeniyle Eylül 2002'den itibaren aylık almakta olan davacının; ölen eşi gibi 506 sayılı Yasa kapsamında sigortalıyken ölmüş olan babası nedeniyle, talebi doğrultusunda 28/11/2006 talebine istinaden 17/09/2006 tarihinden itibaren, devam eden ve kocasından ötürü almakta olduğu aylığına ek olarak babası üzerinden de ölüm aylığına müstehak olup olmadığı hususudur.
506 sayılı Yasanın Eş ve çocuklara aylık bağlanması başlıklı 68. maddesinin, 506 sayılı Yasanın TBMM tarafından kabul edildiği 17.07.1964 tarihindeki ilk halinde, V- Sigortalının dul karısı evlenirse aylığı kesilir. Aylığın kesilmesine yol açan evlenme son bulunca aylık yeniden bağlanır. Sonraki kocasından da aylık almağa hak kazanan dul karıya, bu aylıklardan fazla olanı ödenir. düzenlemesi yer alırken; 506 sayılı Yasanın 68/V maddesinde 20.03.1985 tarih, 3168 sayılı Yasanın 2. Maddesiyle yapılan değişiklik sonucunda, V-Sigortalının dul eşi evlenirse aylığı kesilir. Aylığın kesilmesine yol açan evlenme son bulunca aylık yeniden bağlanır. Sonraki kocasından da aylık almaya hak kazanan dul eşe, bu aylıklardan fazla olanı ödenir. düzenlemesi getirilmiştir.
506 sayılı Yasanın 68/VI. maddesi Yasanın kabul tarihi itibariyle VI-Aylık almakta iken evlenen kız çocuklarının aylıkları kesilir. Aylık kesilmesine yol açan evlenmenin son bulması halinde, IV ncü fıkra hükmü saklı kalmak şartıyla, bu tarihten başlanarak yeniden aylık bağlanır. düzenlemesi yer alırken;
21.06.1973 tarih, 1753 sayılı Yasanın 2. Maddesiyle Sigortalının kız çocuklarına bağlanan aylıklar, Sosyal Sigortaya, Emekli Sandıklarına tabi işlerde çalışmaya başladıkları veya evlendikleri tarihi takip eden devre başından itibaren kesilir. Aylığın kesilmesine yol açan sebebin ortadan kalkması halinde 1'inci bölümün (C) fıkrası hükmü saklı kalmak şartıyla, bu tarihten başlanarak yeniden aylık bağlanır. Ancak evliliğin son bulması ile aylık almaya hak kazanan kimseye bu aylıklardan fazla olanı ödenir. düzenlemesi getirilmiş; kesme nedeni kapsamındaki sigortalı çalışma yanına buralardan gelir veya aylık alma ibaresi sonradan (29.07.2003 tarih, 4958 sayılı Yasanın 35. Maddesiyle) eklenmekle birlikte, 506 sayılı Yasanın, 5510 sayılı Yasanın öngördüğü düzenleme kapsamından yürürlükten kaldırıldığı tarihe kadar, 68/VI maddede yer alan Ancak evliliğin son bulması ile aylık almaya hak kazanan kimseye bu aylıklardan fazla olanı ödenir. düzenlemesi değişikliğe uğramamış; 5510 sayılı Yasanın 54. Maddesinde de aynı yaklaşım korunarak; 5) Hem eşinden, hem de anne ve/veya babasından ölüm aylığına hak kazananlara, tercihine göre eşinden ya da anne ve/veya babasından bağlanacak aylığı, 7) Evliliğin ölüm nedeniyle sona ermesi durumunda sonraki eşinden de aylığa hak kazananlara tercih ettiği aylığı, bağlanır. düzenlemesi getirilmiştir.
Bu yasal düzenlemeler ve 506 sayılı Yasanın 68. Maddesine birlikte değerlendirildiğinde; madde başlığından da anlaşılacağı üzere, eş ile çocuk hak sahipliği ayrı konumlar olarak değerlendirilerek; Yasanın kabul tarihinden itibaren, evlenmekle anne ve babasının hak sahipliğinden çıkan kız çocuğu için, eşi nedeniyle oluşan sosyal güvence ön planda tutulmuş; daha sonra bu konuda anne/babadan gelecek güvencenin daha güçlü olması halinde eşten sağlanan güvence yerine anne/babadan sağlanan güvencenin uygulanması olanağı getirilmiştir.
Yaşanan sistematiği, 506 sayılı Yasanın 68/VI. maddesindeki düzenleme ve sonrasında 5510 sayılı Yasanın 54/5-7. maddesiyle getirilen hüküm karşısında, kız çocuğunun hem ölen eşinden, hem de anne/babasından dolayı ölüm aylığı almasına yasal olanak bulunmamaktadır.
Davacı yanca dayanılan Hukuk Genel Kurulunun 21.03.2012 tarih, 2012/21-21 Esas 2012/223 Karar 21.03.2012 sayılı kararında: Somut olayda, davacı, 01.10.2003 tarihinden itibaren ölen eşinden ölüm aylığı almaktadır. Davacı, 01.04.1996 tarihinde ölen babasından dolayı ölüm aylığı talebini 04.01.2008 tarihinde dile getirmiştir. Davacının evli olması nedeniyle eşinin ölüm tarihi olan 27.08.2003 tarihinden önce ölüm aylığı talep etmesi mümkün değildir. Ancak 02.07.2005 tarih 5386 sayılı Yasanın 2. maddesi ile 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununa eklenen geçici 91. madde ile getirilen düzenlemeye göre 06.08.2003 tarihinden önce ölen babası nedeniyle hak sahibi olan davacı, eşinden ölüm aylığı almakta olsa dahi evliliğinin ölüm nedeniyle son bulmasından sonra babasından da ölüm aylığı talep etme hakkına sahiptir. denilerek kocasının hayatta olması sebebi ile daha önce ölmüş olan babadan ötürü gelir bağlanmasını talep edemeyen kadının, eşinin ölümünden sonra hem eşinden hem de babasından ötürü de gelir bağlanmasını talep edebileceğini 02.07.2005 tarih 5386 sayılı Yasanın 2. maddesi ile 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununa eklenen geçici 91. madde ile getirilen düzenlemeye göre 06.08.2003 tarihinden önce ölen babası nedeniyle hak sahibi olmasına dayandırılmış ise de: esasen bu yorum ile yasa koyucunun ve sosyal güvenlik siteminin kadının, eşinin hayatta olduğu tarihte sadece kocanın çalışması karşılığı sağladığı veya koca emekli ise kocanın kurumdan aldığı emekli geliri ile yani tek bir gelir ile iki kişinin birden geçimini sağlamasını düzenlerken, eşin ölümü ile tek kalan kadının hem eşinden hem de babadan gelir alarak tek bir kişinin iki ayrı sosyal güvence gelirinden faydalanarak geçimini sağlaması gibi hayatın olağan akışına ters; gelir ile gelirden faydalanan kişiler arasında dengeyi bozucu bir düzenleme yaptığı ve daha az sayıda kişinin daha fazla gelir elde etmesini amaçlayan ve bu sebeple sosyal dengeyi bozan bir amaç güttüğünün kabul edilmiş olacağı, bunun da anayasada yer alan sosyal devlet anlayışı ile bağdaşmayacağı, zira sosyal devletin asıl amacının sosyal dengenin korunması olduğu açıktır. Bu amaç göz ardı edilerek sosyal bir devlet işleyişi sağlamak mümkün değildir.
Öte yandan, 506 sayılı Yasanın Geçici 91. Maddesindeki düzenlemenin 506 sayılı Yasanın 68/V1 maddesinde yer alan Ancak evliliğin son bulması ile aylık almaya hak kazanan kimseye bu aylıklardan fazla olanı ödenir. hükmünü yürürlükten kaldırdığından söz edilemez.
Zira, 506 sayılı Yasanın Geçici 91. Maddesinde veya bu maddeyi düzenleyen 02.07.2005 tarih, 5386 sayılı Yasa içeriğinde, 506 Sayılı Yasanın 68. Maddesinde değişiklik yapıldığına veya bu madde içeriğindeki herhangi bir ibarenin kaldırıldığına yönelik bir hüküm bulunmadığı gibi; maddenin düzenleme konusu karşısında böylesi bir yoruma ve Geçici 91. madde hükmüyle, 506 sayılı Yasanın 68. Maddesi temel hükmünün zımnen ilga edildiğini kabule Yasa sistematiği itibariyle de olanak bulunmamaktadır.
506 sayılı Yasanın Geçici 91. Maddedeki düzenlemeyi getiren 5386 sayılı Yasanın gerekçesinde: 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun 23 ve 68'inci maddelerinde 21.6.1973 tarihli 1753 sayılı Kanunla yapılan değişiklikle getirilen ölüm geliri veya aylığı bağlama şartları içerisinde yer alan buralardan gelir veya aylık almayan ibaresi başlangıçta kız çocuklarının hem kendi çalışmalarından hem de hak sahibi olarak sosyal güvenlik kurumlarından gelir veya aylık almamaları olarak yorumlanıp uygulanırken, bilahare uygulama değiştirilerek yalnızca kendi çalışmalarından dolayı sosyal güvenlik kurumlarından gelir veya aylık almama olarak yorumlanmış ve uygulanmıştır. 23.12.1981 tarihinden 6.8.2003 tarihine kadar söz konusu ibarenin kız çocuklarının yalnızca kendi çalışmalarından dolayı gelir veya aylık almaması olarak yapılan Kurum genel uygulaması dahilinde hak sahibi kız çocuklarına ölüm geliri veya aylığı bağlanmış ve ödenmiştir. Kız çocuklarına ilişkin 23 ve 68 inci maddelerde yapılan düzenlemelerle Kurumumuzca kız çocuklarına bağlanan ölüm geliri ve aylıklarının kesilmesi, bunların evli olmaları, sosyal güvenlik kurumlarına tâbi çalışmaları ve kendi çalışmalarından dolayı sosyal güvenlik kurumlarından gelir veya aylık almaya başlamaları şartına bağlanarak hak sahibi kız çocuklarının bu konudaki mağduriyetlerinin giderilmesi amaçlanmıştır. Diğer taraftan, 6.8.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4958 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önce hak sahibi ana ve babalara ölüm geliri veya aylığı bağlama şartları içerisinde geçimi sigortalı tarafından sağlanan ibaresi yer almakta olup, bu ibare kapsamında ana ve babalara bağlanan gelir ve aylıklarda net bir tanım ve uygulama yapılamamış, dolayısıyla hangi hallerde ana babaya gelir ve aylık bağlanacağı genel olarak belirlenememiştir. 6.8.2003 tarihinden önce ölen sigortalı çocuklarından dolayı Kurumca gelir veya aylık bağlanan, ancak sosyal güvenlik kurumlarına tabi çalışan veya kendi çalışmalarından dolayı buralardan gelir veya aylık alan ana-babaların geçimlerinin ölen sigortalı çocukları tarafından sağlandığının söylenmesindeki güçlükler ve bu yöndeki yargı kararları da dikkate alınarak, gelir ve aylıkları kesilen ana ve babalardan geriye dönük yapılan ödemelerin tahsil edilmesinin ortaya çıkaracağı mağduriyetler göz önünde bulundurularak, bu gelir ve aylıkların Kurumca kesildiği tarihe kadar yapılan ödemelerin geri alınmaması öngörülmüştür. Ayrıca Kanunun yürürlüğe girmesinden önce sosyal güvenlik kurumlarından kendi çalışmaları dışında hak sahibi olarak gelir veya aylık almaları nedeniyle Kurumca gelir ve aylığı kesilen, durdurulan ya da gelir ve aylıkları bağlanmayan kız çocuklarının gelir ve aylıklarının kesme, durdurma ya da hak kazanma tarihi itibariyle tekrar başlatılması amaçlanmıştır. denilmiştir.
Yasanın madde gerekçelerinde ise; 506 sayılı Kanunun 23 üncü maddesinin I inci fıkrasının (C) bendinin (a) alt bendinde hak sahibi kız çocuklara hangi şartlarda ölüm geliri bağlanacağı düzenlenmiştir. Kız çocuklara ölen ana ve babalarından dolayı gelir bağlanabilmesi için, bunların; evli olmaması, evli olmakla beraber sonradan boşanması veya dul kalması ve Sosyal Sigortaya, Emekli Sandıklarına tabi bir işte çalışmaması, buralardan gelir veya aylık almaması şartları öngörülmüştür. Söz konusu şartlar içerisinde yer alan buralardan gelir veya aylık almayan ibaresi farklı uygulamalara neden olmuştur. Bu ibarenin kız çocuklarının yalnızca kendi çalışmalarından dolayı sosyal güvenlik kurumlarından gelir veya aylık almaması mı yoksa hem kendi çalışmalarından hem de hak sahibi olarak sosyal güvenlik kuruluşlarından gelir veya aylık almaması mı olduğu yönündeki farklı yorumlar bu hükmün getirildiği 21.6.1973 tarihli 1753 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesinden sonra zaman içerisinde farklı uygulamalara neden olmuştur. Bu düzenleme ile kız çocuklarının yalnızca kendi çalışmalarından dolayı sosyal güvenlik kurumlarından (Sosyal güvenlik sözleşmesi imzalanan ülkeler dahil olmak üzere SSK, Bağ-Kur, T.C. Emekli Sandığı ve 506 sayılı Kanunun geçici 20 nci maddesinde düzenlenen sandıklar) gelir veya aylık alması halinde Kurumdan ölüm geliri bağlanmaması, kendi çalışmaları dışında hak sahibi olarak bu kurumlardan gelir veya aylık alması durumunda Kurumca ölüm geliri bağlanabilmesine imkan sağlanması amaçlanmıştır........ Aynı şekilde anılan maddenin VI ncı fıkrasında yapılan düzenleme ile de bağlama şartlarında olduğu gibi kız çocuklarının yalnızca sosyal güvenlik sözleşmesi imzalanan ülkeler dahil olmak üzere sosyal güvenlik kurumlarına tabi çalışmaları veya buralardan kendi çalışmalarından dolayı gelir veya aylık almaları halinde bağlanan aylıklarının kesilmesi, kendi çalışmaları dışında hak sahibi olarak sosyal güvenlik kuruluşlarından gelir veya aylık almaları halinde ise ölüm aylığının kesilmemesi sağlanmıştır.
Geçici Madde 91.- 506 sayılı Kanunun 23 ve 68 inci maddelerinde 21.6.1973 tarihli 1753 sayılı Kanunla yapılan değişiklikle getirilen ölüm geliri veya aylığı bağlama şartları içerisinde yer alan buralardan gelir veya aylık almayan ibaresi, başlangıçta kız çocuklarının hem kendi çalışmalarından hem de hak sahibi olarak sosyal güvenlik kurumlarından gelir veya aylık almamaları olarak yorumlanıp uygulanırken, bilahare uygulama değiştirilerek yalnızca kendi çalışmalarından dolayı sosyal güvenlik kurumlarından gelir veya aylık almama olarak yorumlanmış ve uygulanmıştır. 23.12.1981 tarihinden 6.8.2003 tarihine kadar söz konusu ibarenin kız çocuklarının yalnızca kendi çalışmalarından dolayı gelir veya aylık alma olarak yapılan Kurum genel uygulaması dahilinde hak sahibi kız çocuklarına ölüm geliri veya aylığı bağlanmış ve ödenmiştir. Bu gelir ve aylıkların kesilmesinin ve geri alınmasının ortaya çıkaracağı mağduriyetler nazara alınarak belirtilen uygulama dahilinde bağlanan gelir ve aylıkların kesilmemesi ve geri alınmaması öngörülmüştür. Diğer taraftan, bu Kanunun yürürlüğe girmesinden önce sosyal güvenlik kurumlarından hak sahibi olarak gelir veya aylık almaları nedeniyle Kurumca gelir ve aylığı kesilen, durdurulan ya da gelir ve aylıkları bağlanmayan kız çocuklarının gelir ve aylıklarının kesme, durdurma ya da hak kazanma tarihi itibariyle tekrar başlatılması ve sosyal güvenlik kurumlarına tabi olarak çalıştıklarının veya buralardan kendi çalışmalarından dolayı gelir veya aylık aldıklarının belirlenmesi nedeniyle gelir ve aylığı kesilen ana ve babalardan geri alınan gelir ve aylıklarla ilgili tahsil edilen miktarların bu Kanunun yürürlüğe girmesinden itibaren 2 yıl içinde talep etmeleri halinde aynen iade edilmesi; kesilen veya durdurulan sürede diğer hak sahiplerine aktarılan gelir/aylık tutarlarının ödenecek gelir ve aylık tutarından mahsup edilmesi amaçlanmıştır. gerekçelerine yer verilmiştir.
Buna göre, Geçici 91. Maddenin çözüm getirmeye çalıştığı sorun kız çocukları yönünden değerlendiğinde; konunun, önceleri sosyal güvenlik yasaları kapsamında herhangi bir şekilde aylık veya gelir almaktayken, buna ilişkin düzenlenen, kendi çalışmalarından kaynaklanan aylık veya gelir olarak değiştirilmesi sonrası, daha önceki uygulamalardan kaynaklanan olumsuzlukların giderilmesinin amaçlandığı; 506 sayılı Yasanın 68/VI maddesindeki düzenlemeyi ortadan kaldıran bir yaklaşım içermediği gibi; dul eş konumundaki hak sahipliği ile kız çocuk konumundaki hak sahipliğini birleştiren bir amaç gütmediği anlaşılmaktadır. Aksine bir yaklaşımın kabulü ise, kız çocuğunun hak sahipliği konumunun evlilik ile de ortadan kalkmadığının kabulüne yol açabilecektir. Oysa, evlenme olgusu başlı başına anne/babanın hak sahipliği konumunu sonlandırmakta; sonradan getirilen sosyal amaçlı düzenleme ile istisnai olarak, eşten hak kazanılan gelirin düşük olması halinde, anne/babadan hak sahipliği konumunu tercihe olanak verebilmektedir. Ancak bu halde dahi eşten ve anne/babadan aynı anda aylık alama olanağı doğmamaktadır. Buna karşın, anne veya babanın herhangi birinden gelir veya aylık almaktayken, diğerinden de talep bulunulabilmesi hali, Geçici 91. Maddeyle tereddüde yer vermeyecek biçimde açıklığa kavuşturulmuştur.
Açıklanan maddi ve hukuki olgular ışığında yapılan değerlendirme sonucunda; davacının eşinden dolayı almakta olduğu ölüm aylığının kesilmesini istemediği ve buna ek olarak, 17.09.2006 tarihinden itibaren babasının hak sahibi olarak kabul edilip babası üzerinden de ölüm aylığı bağlanmasını talep ettiği; davacının talebi yönünden düzenleme içeren ve talep konusu dönem yönünden yürürlükte olan 506 sayılı Yasanın 68/VI maddesindeki, Ancak evliliğin son bulması ile aylık almaya hak kazanan kimseye bu aylıklardan fazla olanı ödenir. hükmü ile eşinden dolayı almakta olduğu aylığın daha fazla olduğu konusundaki kabul de gözetilerek, davanın reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Davacı R. A. tarafından davalı SGK aleyhine açılan TESPİT davasının REDDİNE,
Davalı yararına yürürlükte bulunan Av ücret tarifesine göre 1.200 TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine,
Taraflarca yatırılan gider avanslarının bakiye kalan kısmının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
Dair davacı ASİL ve vekili ve davalı SGK vekilinin yüzüne karşı, tefhimden itibaren 8 gün içerisinde temyiz yoluna başvurma hakları bulunduğu bildirilerek yasa yolları açık olmak üzere karar verildi. 15.11.2012 (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy