Mahkemesi :İş Mahkemesi
No :2011/50-2012/501
Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalılar avukatları tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1-) Gerekçeli karar başlığının, HMK ‘nın 297. maddesinin b bendinde (Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 388. maddesinde) tanımlanan unsurları taşıması ve “tarafların ve davaya katılanların kimlikleri" ni kapsaması gerektiği yönündeki hükmünün, kararın yazımında dikkate alınmayarak, davacı Feyzulah Vural yerine annesi ...'ın karar başlığında gösterilmiş olması, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 304. maddesi kapsamında maddi yazım hatası olup, bu hatanın mahkemesince düzeltilmesinin mümkün olmasına göre; yine, dava tarihinde onsekiz yaşından küçük olduğu anlaşılan davacının, Türk Medeni Kanunu'nun 335 ve 336. maddeleri gereğince anne ve babasının velayeti altında bulunması sebebiyle, ......... iş bu davayı birlikte açması gerekiyor ise de, yargılama aşamasında onsekiz yaşını dolduran davacının kendi adına vekaletname alarak davaya devam etmesi karşısında, belirtilen bu hususlar sonuca etkili olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
2-) Davalı işverene ait iplik imalatı üzerine kurulu işyerinden davacı adına verilen herhangi bir işe giriş bildirgesinin ve Kuruma bildirilen hizmetlerinin bulunmadığı, davacının 01.01.1994 doğumlu olduğu anlaşılmakta olup, 02.03.2009 – 15.09.2010 tarihleri arasında hizmet akdine dayalı olarak geçen ve Kuruma bildirilmeyen çalışmaların tespiti istemine ilişkin davada, mahkemece yapılan yargılama sonucunda, tanık beyanlarına dayanılarak istem aynen hüküm altına alınmıştır.
Davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanunun 79. maddesinin onuncu fıkrası olup, anılan Kanunun 6. maddesinde yer alan, sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamayacağı ve vazgeçilemeyeceği yönündeki düzenleme ile anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi göz önünde bulundurulduğunda, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin bu tür davaların kamu düzeni ile ilgili olduğu ve özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri gerektiği açıktır. Bu bağlamda, hak kayıpları ile gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi ve temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde mahkemece kendiliğinden araştırma yapılarak delil toplanması gerekmektedir.
Bu yasal düzenleme ve açıklamalar ışığı altında inceleme konusu dava değerlendirildiğinde; öncelikle dava konusu dönem yönünden davacının lise öğrenim durumu sorularak, varlığı anlaşıldığı takdirde öğrenim ve çalışma hayatının birlikteliği irdelenmeli, sonrasında, hüküm altına alınan tüm dönemler yönünden sigorta primleri bordroları ile aylık prim ve hizmet belgelerinde bildirimi yapılan sigortalılar tanık olarak dinlenilmeli, aramalara karşın anılan kişilere ulaşılamadığı takdirde aynı çevrede faaliyet yürüten işverenler ve bunların çalıştırdığı kişiler yöntemince belirlenerek bilgi ve görgülerine başvurulmalı, varsa, işçilik alacaklarına ilişkin dava dosyası celbedilmeli, çalışma iddiasına ilişkin tanık beyanları arasındaki çelişkiler giderilmeli, böylelikle; davacının fiili çalışmalarının varlığı, başlangıç ve bitiş tarihleri, kesintili mi, sürekli mi olduğu hiçbir kuşku ve duraksamaya meydan vermeyecek biçimde belirlenerek, toplanan ve toplanacak delillerin sonucuna göre davaya konu talep hakkında bir karar verilmelidir.
3-) Kabule göre de; davacının ihtilaf konusu dönemin tamamında onsekiz yaşından küçük olması sebebiyle, bu sürelerin ancak malullük, ......sigortası yönünden prim ödeme gün sayısına dahil edilmesi gerektiği üzerinde durulmaksızın, yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalılar avukatlarının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, aşağıda yazılı temyiz harcının davalılardan ...... Tic. Ltd. Şti.'den alınmasına, 26.09.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy