.....
Dava, ölüm aylığının tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, taraf avukatları tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1-) Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre; davacı avukatının yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-) Davalı ... Başkanlığı avukatının temyiz itirazlarına gelince;
Davacı, temyiz incelemesinden geçerek kesinleşen davada, murisin askerlik yaptığı sürenin fiili gün sayısı dikkate alınarak 730 gün olarak kabul edilmesi, askerlik borçlanmasının ve ödemenin bu süreye göre yapılması gerektiğinin tespitine karar verildiğini, kararın kesinleşmesinin ardından 13.11.2009 tarihinde 2.737,50 TL askerlik borçlanma bedelini ödemesi üzerine 01.12.2009 tarihinden itibaren ölüm aylığı bağlandığını, ancak kesinleşen davanın yargılaması sırasında iki kez Kuruma başvurarak bu bedeli ödemek istediği halde Kurum tarafından ödemenin kabul edilmediğini belirterek, ölüm aylığının geç bağlanması nedeniyle 2007–2009 tarihleri arasındaki aylıkların dava tarihinden itibaren yasal faiziyle tahsiline karar verilmesini istemiş, mahkemece, Kurumun hatalı işlemi nedeniyle davacıya borçlanma bedelini ödeme imkanının tanınmadığı belirtilerek, davanın kabülüne karar verilmiş ise de, mahkemenin hükmü hatalı değerlendirmeye ilişkindir.
Dosya kapsamından; kesinleşen dava öncesinde, murisin 177 gün zorunlu ...... hizmeti ile 720 gün askerlik borçlanması olmak üzere toplam 897 gün hizmetinin bulunduğu, davacının askerlik borçlanma bedelini 13.11.2009 tarihinde ödediği, ölüm aylığı bağlanması için 506 sayılı Kanunun 66/c bendinde düzenlenen 900 gün prim ödeme şartının 13.11.2009 tarihinde yerine getirilmesi üzerine Kurum tarafından ödemeyi takip eden aybaşından itibaren ölüm aylığı bağlandığı anlaşılmaktadır.Tahsis için öngörülen prim ödeme gün sayısının borçlanma bedelinin
./..
-2-
ödenmesi ile yerine getirilebileceği ve ödemeyi takip eden aybaşı itibariyle aylık bağlanmasına karar verilebileceği dikkate alındığında, Kurum işlemlerinde herhangi bir hata bulunmadığı anlaşılmakla, mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken, hatalı değerlendirme sonucunda yazılı şekilde karar verilmiş olması, isabetsizdir.
Kabule göre de; 21.12.2011 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 12. maddesindeki, "(1) Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti (yedinci maddenin ikinci fıkrası, dokuzuncu maddenin birinci fıkrasının son cümlesi ile onuncu maddenin son fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla) Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir. (2) Şu kadar ki asıl alacak miktarı 3.333,33 TL’ye kadar olan davalarda avukatlık ücreti, tarifenin ikinci kısmının, ikinci bölümünde, icra mahkemelerinde takip edilen davalar için öngörülen maktu ücrettir. Ancak bu ücret asıl alacağı geçemez" hükmü gözetilmeksizin, davacı lehine 720,00 TL nispi avukatlık ücreti yerine, maktu 1.200,00 TL avukatlık ücretine karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davalı ... Başkanlığı avukatının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 19.09.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
....
Full & Egal Universal Law Academy