Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilâmında belirtildiği şekilde davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmün, davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davacının, davalı "..." ünvanlı ve ..... numaralı işyerinden Kuruma bildirilen hizmetleri bulunmamakla birlikte, anılan işyerinden 12.12.1988 işe başlama tarihli işe giriş bildirgesinin verildiği, ancak ".... adresinin, işyeri adresi olarak gösterildiği anlaşılmakta olup, 12.12.1988 – 01.09.1990 tarihleri arasında hizmet akdine dayalı olarak geçen ve Kuruma bildirilmeyen çalışmaların tespiti istemine ilişkin davada, mahkemece yapılan yargılama sonucunda, dinlenen tanıkların bordro tanığı olmadığı ve davalılara ait işyeri tespit edilemediğinden bahisle davanın reddine karar verilmiştir.
Davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanunun 79. maddesinin onuncu fıkrası olup, anılan Kanunun 6. maddesinde yer alan, sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamayacağı ve vazgeçilemeyeceği yönündeki düzenleme ile anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi göz önünde bulundurulduğunda, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin bu tür davaların kamu düzeni ile ilgili olduğu ve özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri gerektiği açıktır. Bu bağlamda, hak kayıpları ile gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi ve temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde mahkemece kendiliğinden araştırma yapılarak delil toplanması gerekmektedir.
Bu yasal düzenleme ve açıklamalar ışığı altında inceleme konusu dava değerlendirildiğinde; öncelikle dava dışı .'ye HMK.'nın 124. maddesi gereğince husumet yöneltmesi için davacıya mehil verilmeli, anılan şirketin adresi ile "..... numaralı işyerinin adreslerinin aynı olması karşısında, davalılar ile dava dışı şirket arasında bağlantı olup olmadığı hususu ticaret sicil kayıtları getirtilerek yöntemince araştırılmalı, dava dışı şirkete ilişkin işyeri sicil dosyası ve dönem bordroları ile diğer tüm bilgi ve belgeler getirtilmeli, ihtilaf konusu dönem yönünden "...." ünvanlı işyerinden Kuruma verilen dönem bordroları bulunmadığından aynı çevrede faaliyet yürüten işverenler ve bunların çalıştırdığı kişiler yöntemince belirlenerek bilgi ve görgülerine başvurulmalı, dava dışı şirket yönünden ise sigorta prim bordroları ile aylık prim ve hizmet belgelerinde bildirimi yapılan sigortalılar varsa tanık olarak dinlenilmeli, varsa, işçilik alacaklarına ilişkin dava dosyası celbedilmeli, çalışma iddiasına ilişkin tanık beyanları arasında çelişki oluştuğu takdirde giderilmeli, Kurum tarafından eldeki davanın açılmasından önce veya sonra işyerlerinde yapılmış denetimler olup olmadığı, çalışan sayısının tam olarak tespit edilip edilmediği araştırılmalı, davacı isticvap edilerek bir günlük hizmet tespitine ilişkin talebinin bulunup bulunmadığı sorulmalı, böylelikle; davacının fiili çalışmalarının varlığı, başlangıç ve bitiş tarihleri, kesintili mi, sürekli mi olduğu hiçbir kuşku ve duraksamaya meydan vermeyecek biçimde belirlenerek, toplanan ve toplanacak delillerin sonucuna göre davaya konu talep hakkında bir karar verilmelidir.
Mahkemece, açıklanan bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın, eksik inceleme ve araştırma sonucu, yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davacı avukatının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 03.10.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy